Borsa İstanbul (BIST 100), ekonomi yönetiminin uyguladığı dezenflasyon programının somut çıktıları ve kredi notu artışlarının yarattığı güven ortamıyla 2026 yılına rekor bir başlangıç yaptı. Yılın ilk işlem gününden itibaren görülen güçlü momentum, özellikle yabancı yatırımcı girişlerindeki sert yükselişle desteklenirken; endeks, getiri bazında son 29 yılın en iyi ocak ayı performansına imza attı.
2025’in tamamında görülen yabancı portföy girişinin yarısından fazlasının yalnızca 2026'nın ilk üç haftasında gerçekleşmesi, Türk varlıklarına yönelik risk iştahındaki değişimi net bir şekilde ortaya koydu. Faiz indirimleri ve denzeflasyona ilişkin beklentilerin fiyatlandığı bu dönemde, piyasadaki rallinin sürdürülebilirliği ve yılsonu hedefleri masadaki en sıcak başlıklar arasında yer alıyor.
Piyasa uzmanlarına göre; düşen faiz ortamı ve dezenflasyon süreci, özellikle temel verileri sağlam, iskontolu kalmış ana sektör hisselerini cazip hale getiriyor. Spekülatif ve primli yan hisselerden çıkış gözlemlenirken; bankacılık, holding, havacılık, telekomünikasyon ve gıda perakende gibi lokomotif sektörlerin bu yıl portföylerde ağırlık kazanması bekleniyor. Jeopolitik risklerin yakından izlendiği piyasada, mevcut ekonomi politikalarında bir sapma olmadığı sürece, yılsonu için 16 bin 500 puan seviyeleri öngörülüyor.

‘EN KÖTÜ GERİDE KALDI’
Gedik Yatırım Yatırım Danışmanlığı Müdür Yardımcısı Onurcan Bal, Borsa İstanbul'un 2026 yılına güçlü bir başlangıç yaptığını ve endeksin genel görünümünde yukarı yönlü trendin korunduğunu ifade etti.
Borsa İstanbul’da kısa vadeli ve gün bazlı düzeltmeler yaşansa da fiyatlamaların kısa vadeli ortalamaların üzerinde seyrettiğini belirten Onurcan Bal, son 1.5 yıldır endekste anlamlı bir getiri oluşmadığına ve piyasanın yurt dışı benzerlerine kıyasla geride kaldığına dikkat çekti. Finansal sonuçlar açısından en kötünün geride kaldığı bir sürece girildiğini vurgulayan Bal, şirket finansallarında beklenen iyileşme eğilimi ve birçok ana sektör hissesinin cazip seviyelerde işlem görmesinin Borsa İstanbul'a olan ilgiyi canlı tuttuğunu belirtti.
FAİZ İNDİRİMLERİ ETKİSİ
Bu yılki güçlü potansiyelin altındaki en önemli katalizörün dezenflasyon süreci ve Merkez Bankası’nın kademeli faiz indirimleri olduğunu söyleyen Bal, faiz oranları ile hisse piyasaları arasındaki ters korelasyona işaret etti. Risksiz getirinin azalmasıyla yatırımcıların getiri potansiyeli sunan hisse senetlerine yöneldiğini belirten Bal, yabancı yatırımcı ilgisine dair çarpıcı veriler paylaştı. Yabancı girişleri anlamında son 5-6 yılın en iyi ocak ayının geride kaldığını söyleyen Bal, ekonomi politikasında bir sapma olmadığı sürece 2026 genelinde hem hisse hem de tahvil tarafında yabancı ilgisinin korunmasını beklediklerini dile getirdi.
ANA HİSSELER AYRIŞTI
Piyasadaki yükselişin genele yayıldığı görülse de asıl hareketin temel değerlemeleri iskontolu olan ‘ana hisselerde’ yoğunlaştığını aktaran Bal, hisse seçiminin önem kazandığı bir dönemden geçildiğini vurguladı. Temel görünümü desteklemeyen, spekülatif fiyatlamalara konu olan ve pahalı işlem gören yan hisselerin bu süreçte zayıf kaldığına dikkat çeken Bal, buna karşın daha önce geride kalan havacılık gibi sektörlerin son dönemde endekse daha güçlü katkı sağladığını ifade etti.
ÖNE ÇIKABİLECEK SEKTÖRLER
Gedik Yatırım olarak 2026 yılsonu için 16 bin puan hedef fiyat belirlediklerini açıklayan Onurcan Bal, yıl içinde açıklanacak finansallara bağlı olarak bu seviyenin yukarı yönlü revize edilebileceğini belirtti. Yatırımcıların yurt içinde dezenflasyon sürecini, küresel tarafta ise jeopolitik riskleri yakından izlemesi gerektiğini söyleyen Bal, özellikle ABD-İran arasındaki görüşmelerin ve Trump’ın açıklamalarının piyasa tansiyonu üzerinde belirleyici olabileceğini kaydetti. Bal, model portföylerinde yer verdikleri ve yıl genelinde beğendikleri sektörleri ise bankacılık, holding, havacılık, telekomünikasyon ve defansif yapısıyla gıda perakende olarak sıraladı.
RALLİNİN MOTORU: DEZENFLASYON VE FAİZ İNDİRİMİ
Piyasadaki güçlü eğilimin ana temasının güçlenen dezenflasyon beklentisi ve buna bağlı faiz indirimi döngüsünün fiyatlanması olduğunu belirten Integral Yatırım Araştırma Müdürü Seda Yalçınkaya Özer, ülke risk primindeki (CDS) düşüşle birlikte yabancı ilgisinin arttığına dikkat çekti. Endekste ağırlığı yüksek olan bankacılık hisselerinin bu sürece liderlik ettiğini vurgulayan Özer, mevduat getirisi beklentilerinin gerilemesiyle yerli yatırımcının hisse senedine yönelmesinin ve artan likidite momentumunun ralliyi hızlandırdığını ifade etti.

2026 SONU HEDEFİ
Yükselişin tabana yayılmasından ziyade endeks ağırlığı yüksek hisselerin performansıyla desteklendiği bir süreçten geçildiğini belirten Özer, yılbaşından bu yana Kiler Holding'de yaklaşık yüzde 85, Destek Finans Faktoring'de yüzde 54, BİM'de yüzde 27, Aselsan'da yüzde 23 ve Tüpraş'ta yüzde 22.8'lik yükselişler görüldüğünü hatırlattı. Özer, genel bir hakimiyet yerine hisse bazlı hareketlerin daha güçlü olduğu bu dönemde, BIST 100 endeksi için 12 aylık hedeflerini 16 bin 500 seviyesi olarak açıkladı. Kısa vadede 13 bin 400 seviyesi üzerindeki kalıcılığın korunması halinde endeksin rekor tazeleyebileceğini öngören Özer, olası geri çekilmelerin 13 bin seviyesi ile sınırlı kalmasını beklediklerini ve ana yönün yukarı olmaya devam ettiğini dile getirdi.
SEKTÖREL BEKLENTİLER
2026 yılının üçüncü çeyreğinden sonra şirket finansallarındaki iyileşmenin güçlenmesini beklediklerini ifade eden Özer, otomotiv ve perakende sektörlerinde karlılığın artarak süreceğini öngördü. Savunma sanayi tarafında yeni iş ilişkileri ve ihracat performansının desteğiyle güçlenmenin devam edeceğini belirten Özer, 9 aylık finansallarda geçen yılın üzerinde olan iş birikiminin (backlog) çeyreklik bazda artmasını beklediğini belirtti. Sigorta sektöründe teknik tarafın güçlü olduğunu ve faizler düşse bile olgunlaşan yatırım portföyleri sayesinde sektörün güçlü kalmaya devam edeceğini vurgulayan Özer, havacılıkta geçen yılı yakalayan kârlı bir performans, demir çelik ve tekstil sektörlerinde ise görece zayıf bir seyir beklediklerini sözlerine ekledi.