Lojistikte otonom sürüş dönüşümü

Küresel ticaretin genişlemesi ve e-ticaretin büyümesiyle hızlanan lojistik sektörü, giderek artan sürücü eksikliğiyle bir kırılma noktasına ulaştı. Sürücü eksikliği, teslimat sürelerinden maliyetlere kadar tüm sistemi zorluyor. Bu sorunun insan gücüyle otonom teknolojilerin entegre edilerek çözülebileceği belirtiliyor.

Giriş: 27.03.2026 - 09:44
Güncelleme: 27.03.2026 - 11:21
Lojistikte otonom sürüş dönüşümü

Küresel ticaret hacminin genişlemesi ve e-ticaretin hızlı yükselişi, lojistik sektörünü büyütürken beraberinde kritik bir sorunu da getirdi. Özellikle karayolu taşımacılığında yaşanan sürücü açığı, artık geçici bir darboğaz olmaktan çıkarak sektörün yapısal kırılganlıklarından biri haline geldi. Artan taşıma talebine rağmen yeterli insan kaynağına ulaşılamaması, teslimat sürelerinden maliyetlere kadar sistemi zorlarken, operasyonel sürdürülebilirlik de riske girdi.


İstanbul Ticaret Odası’nın çalışma toplantılarında ise sektör temsilcileri, sorunun yalnızca kısa vadeli işgücü eksikliğinden ibaret olmadığına, yaşlanan sürücü profiline de dikkat çekiyor. Uzun çalışma saatleriyle genç nüfusun sektöre ilgisinin giderek azalması, sürücü eksikliğini artıran nedenler arasında yer alıyor.


3.4 MİLYON SÜRÜCÜ EMEKLİ OLACAK

Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği (IRU) tarafından 25 ülkede gerçekleştirilen bir araştırma ise bu ülkelerde 3.6 milyonun üzerinde kamyon şoförü açığı olduğunu ortaya koydu. Yakın gelecekte bu açığın Avrupa’da yüzde 14’e, Türkiye’de ise yüzde 18’e ulaşabileceği öngörülüyor. Öte yandan, yapılan bir araştırmaya göre 2029 yılında 3.4 milyon sürücü daha emekli olacak. Bunların yanı sıra dünya genelinde çalışan sürücülerin yüzde 31.6’sı 55 yaş üzerindeyken yaş ortalamaları da 44.5 seviyesinde. Bu oranlara karşılık gençlerin oranı ise yüzde 6.5 ile sınırlı kalıyor. Yine Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği’nin yaptığı araştırmaya göre ortalama her 10 firmadan 6’sı personel sıkıntısı yaşıyor.

Sektör temsilcileri, sürücü açığının kapatılması için mesleki eğitimin güçlendirilmesini, gençlerin sektöre yönlendirilmesini ve sürücü yaşının da revize edilmesini öneriyor. Ayrıca kadın istihdamının artırılması da çözümün önemli parçaları arasında gösteriliyor.

Lojistikte otonom sürüş dönüşümü

UZUN MESAFE İÇİN ÇÖZÜM

İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, otonom araçların, depo otomasyon sistemleri ve dijital lojistik platformlarının lojistikteki dönüşümün temel bileşenleri arasında yer aldığını söyledi. Prof. Dr. Ilıcalı, sektördeki durumu şöyle değerlendirdi: “Özellikle otonom taşıma teknolojileri, uzun mesafeli taşımacılıkta insan faktöründen kaynaklanan zaman ve maliyet kısıtlarını minimize etme potansiyeli sunuyor. Araçların dinlenme zorunluluğu olmaksızın daha uzun süre çalışabilmesi, filo verimliliğini önemli ölçüde artıyor. Otonom karayolu taşımacılığı, lojistikteki işgücü açığını azaltma açısından önemli bir potansiyel taşıyor. Bu sistemler, özellikle otoyol tabanlı uzun mesafe taşımacılıkta etkin bir çözüm olarak öne çıkıyor. Yakıt tüketiminde optimizasyon, sürüş hatalarının azaltılması ve operasyon sürelerinin uzatılması gibi avantajlar, otonom araçları ekonomik açıdan cazip hale getiriyor.”


TÜRKİYE TAŞIMACILIKTA ÖNCÜ OLUYOR

Türkiye’nin önde gelen ticari araç üreticilerinden Ford Trucks, otonom sürüş teknolojilerinde attığı adımlarla dikkat çekiyor. Şirket, özellikle sürücülerin dorse kullanımında yaşadığı zorlukları ve uzun mesafeli rotalardaki çevresel riskleri minimize etmek amacıyla geliştirdiği radar destekli sistemlerle donatılmış yeni nesil otonom aracını iki yıl önce yollara indirmişti. Seviye 4 otonom sürüş kabiliyetine sahip bu araç, sürüş güvenliğini ve operasyonel verimliliği önemli ölçüde artırırken, Ford Trucks yapay zeka destekli yeni sesli asistanını da bu yıl devreye sokacak. Şirket, otonom sürüş teknolojilerindeki dönüşümü bir adım ileri taşıyarak, 2028 yılında Seviye 3 otonom sürüş sistemlerini devreye almayı hedefliyor.

Lojistikte otonom sürüş dönüşümü

Minibüs ve otobüslerde tam otonom kullanımın yaygınlaşmasıyla birlikte toplu ulaşımda yeni bir dönem başlarken, raylı sistemlerde de benzer bir dönüşüm dikkat çekiyor. İstanbul’da üç metro hattının sürücüsüz olarak hizmet vermesi, Türkiye’nin bu alandaki teknolojik dönüşümüne örnek olarak gösteriliyor.


E-İHRACAT ETKİLİ OLDU 

İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, lojistik sektörünün, son yıllarda artan taleple birlikte ciddi bir işgücü açığı problemiyle karşı karşıya kaldığının altını çizdi. Prof. Dr. Ilıcalı, şunları söyledi: “Özellikle karayolu taşımacılığında sürücü bulma sorunu, sektörde operasyonel sürdürülebilirliği tehdit eden temel unsurlardan biri haline geldi. Bu durum yalnızca dönemsel bir problem olmayıp, demografik değişimler, çalışma koşullarının zorluğu ve genç işgücünün sektöre olan ilgisinin azalması gibi yapısal nedenlere dayanıyor. e-ticaret hacmindeki hızlı büyüme ile taşımacılık talebinin artması, mevcut işgücü açığını daha da derinleştirdi. Bu bağlamda, lojistik sektörünün geleneksel insan kaynağına dayalı yapısıyla büyümesini sürdürmesi giderek zorlaşıyor. Ortaya çıkan bu işgücü açığı, lojistik sektöründe otomasyon ve otonom sistemlere olan ihtiyacı doğrudan artırıyor. İşgücüne erişimde yaşanan zorluklar, firmaları operasyonel verimliliği artıracak ve insan bağımlılığını azaltacak teknolojik çözümlere yönlendiriyor.”

Lojistikte otonom sürüş dönüşümü

RAYLI SİSTEMLER OTONOMA GEÇMEYE DAHA UYGUN 

Otonom sürüş teknolojilerinin tam anlamıyla yaygınlaşmasının önünde bazı önemli engeller bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, “Regülasyon eksiklikleri, altyapı yetersizlikleri, siber güvenlik riskleri ve karmaşık şehir içi trafik koşulları, otonom araçların kullanımını sınırlayan başlıca faktörler. Bu nedenle otonom sistemlerin kısa vadede insan işgücünün tamamen yerini alması beklenemez. Demiryolu taşımacılığı ise otonom sistemlerin uygulanabilirliği açısından daha avantajlı bir alan. Sabit hat üzerinde gerçekleşen operasyonlar, kontrol ve yönetim süreçlerini kolaylaştırıyor. Yük taşımacılığında ise demiryolunun otonomlaştırılması, özellikle uzun mesafeli ve yüksek hacimli taşımalar için önemli bir çözüm sunuyor” dedi. Lojistik faaliyetlerin yalnızca araç sürüşünden ibaret olmayıp, yükleme-boşaltma, operasyon planlama, müşteri ilişkileri ve kriz yönetimi gibi birçok farklı süreç-ler içerdiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, “Gelecekte lojistik sektöründe en etkin çözüm olarak, farklı taşıma modlarının ve otonom sistemlerin entegre edildiği hibrit bir yapı öngörülüyor. Bu modelde, uzun mesafeli taşımalar demiryolu sistemleri ile gerçekleştirilirken, orta mesafelerde otonom kamyonlar devreye girecek. Son kilometre dağıtım ise insan destekli veya yarı otonom sistemler aracılığıyla sağlanacak. Bu yaklaşım, hem maliyetleri düşürecek hem de işgücü ihtiyacını optimize edecek” dedi.