Dünya genelinde iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında planlanan güneş ve rüzgar enerjisi projeleri, 2025 yılı itibarıyla beklenen hızın gerisinde kaldı. Global Energy Monitor verilerine göre, yeni projelerin duyurulması ve inşaat süreçlerindeki artış oranı, bir önceki yıl kaydedilen yüzde 22 seviyesinden yüzde 11’e geriledi. Bu düşüşün temelinde, rüzgar enerjisi sektörünün karşılaştığı bürokratik ve ekonomik engeller yatıyor.
BATI’DA DURAKLAMA, DOĞU’DA YÜKSELİŞ
GEM araştırma analisti Diren Kocakusak, rüzgar enerjisi geliştiricilerinin zengin ülkelerde ciddi siyasi engellerle ve sonuçsuz kalan ihalelerle karşılaştığını vurguladı. Analizler, rüzgar ve güneş enerjisi büyümesindeki ana ivmenin artık G7 ülkelerinden, ‘gelişmekte olan ve kalkınmakta olan ekonomilere’ doğru kesin bir kayış gösterdiğini ortaya koyuyor.
ÇİN’İN DURDURULAMAZ HAKİMİYETİ
Yenilenebilir enerji kapasitesini genişletme konusunda Çin, dünyada benzeri görülmemiş bir ölçekte liderliğini sürdürüyor. 2025 yılında küresel kapasite artışının yaklaşık üçte birini (1,5 terawatt) tek başına gerçekleştiren Çin, bu alanda kendisinden sonra gelen altı ülkenin toplamından daha fazla yatırım hacmine ulaştı. Ancak devasa yatırımlara rağmen, küresel toplamın 2030 hedefleriyle uyumlu hale gelmesi için daha fazla ülkenin sürece dahil olması gerektiği belirtiliyor.
UYGULAMA VE TERMİN SORUNLARI
GEM’in araştırması, planlanan projelerin yaklaşık yüzde 40’ının ilan edilen başlangıç tarihlerinden saptığını; bir kısmının ise askıya alındığını veya tamamen iptal edildiğini gösteriyor. Duyurulan ve yapım aşamasında olan tüm projeler hayata geçirilse dahi, mevcut hızın 2030 taahhütlerini karşılamada yetersiz kalacağı öngörülüyor.
STRATEJİK POLİTİKALARDA ‘HAYAL KIRIKLIĞI’ VE UMUT
Japonya’nın rüzgar enerjisi ihale yönergelerini revize etmesi ve İngiltere’nin yatırımları artırma kararı gibi olumlu adımlara rağmen, Almanya’nın şebeke önceliğini sınırlama planları gibi gelişmeler ‘hayal kırıklığı’ olarak nitelendiriliyor.
Uzmanlar, 3,5 terawatt’lık potansiyel projenin hızla devreye alınması durumunda hedeflerin hala yakalanabileceğini savunuyor. Kocakusak, "İvme yavaşlıyor ancak bu potansiyel eksikliğinden kaynaklanmıyor. 2030 hedefinin gerçekleşmesi, ülkelerin uygulama düzeyine ve siyasi kararlılığına bağlı olacaktır" dedi.