Cuma31 Temmuz 202611:09İSTPİYASAAÇIK
EkonomiÖne çıkan

Küresel pazarın anahtarı ‘ekosisteme’ yatırım

Togg markası ile elektrikli araç üretiminde önemli mesafe kat eden Türkiye, şimdi mobilite ekosistemini güçlendirmeye odaklanıyor. Batarya hücresi üretimi, bağlantılı araç teknolojileri ve yazılım yatırımlarının artırılmasıyla gelişecek ekosistemle Türkiye'nin yalnızca otomobil değil, yüksek teknoloji ihraç eden küresel bir oyuncuya dönüşebileceği belirtiliyor.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
Küresel pazarın anahtarı ‘ekosisteme’ yatırım

Türkiye'nin otomotiv sektöründeki köklü üretim tecrübesi, Togg ile birlikte yerli ve milli bir markaya kavuşarak yeni bir boyut kazandı. Elektrikli araçların kullanım maliyeti avantajıyla rasyonel bir ekonomik tercihe dönüştüğü günümüzde bu hamle; sadece bir araç üretmenin ötesinde, sanayimiz için büyük bir dönüşüm vizyonu sunuyor. Sektör temsilcileri, yakalanan bu ivmenin kalıcı olması için batarya teknolojilerinden otomotiv yazılımlarına, güçlü tedarik zincirinden nitelikli servis ağlarına kadar uzanan büyük bir mobilite ekosisteminin inşasını şart görüyor.

Mobilite ekosistemin geleneksel sanayiyi yüksek katma değerli bir yapıya dönüştürerek ihracatı artırması ve cari açığın daralmasına katkı sağlaması bekleniyor. Bu potansiyeli kalıcı bir kazanca dönüştürmek için geleneksel yan sanayinin hızla sürece entegre edilmesi, batarya hücresi, çip ve otonom yazılım gibi kritik alanlarda Ar-Ge yatırımlarının desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. İç pazarda 450 bini aşan elektrikli araç ve 45 bine yaklaşan şarj soketi sayısı altyapının oturduğunu gösteriyor. Ekosistemin tüm halkalarının oluşmasıyla Türkiye'nin küresel mobilite arenasındaki pazar payını artıracağı öngörülüyor.

EKOSİSTEMİ BÜYÜTECEK ADIMLAR
Elektrifikasyon sürecinin sadece binek otomobil bağlamında değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken TEHAD Başkanı Berkan Bayram, “Ağır vasıta ve diğer ulaşım modlarını da işin içine dahil etmek zorundayız. Togg'un yerel bir projeden küresel bir mobilite ekosistemine geçişi, geleneksel otomotiv üretiminin ötesine geçmeyi gerektiriyor” dedi.

Batarya teknolojisinin stratejik önemine dikkat çeken Bayram, şöyle devam etti: “Elektrifikasyonun en önemli ve birinci ayağı batarya. Bu petrol havzasında petrol bulmak gibi.  Lityum, hidrojen ve sodyum gibi elementler geleceğin petrolü. Batarya paketlerinin montajı sağlam bir başlangıç olsa da gerçek rekabet gücü yerelleştirilmiş hücre üretiminde yatıyor. Siro'nun yerel hücre üretimini LFP ve NMC gibi kimyasallarla ölçeklendirmek, üretim maliyetlerini düşürecek ve tedarik zinciri kırılganlıklarını azaltacak. Kullanım ömrü sona ermiş Togg bataryalarının 'ikinci ömür' olarak adlandırdığımız sabit enerji depolama ve akıllı şebekelerde kullanılması ise Togg'un gelir akışını sadece otomobil satmaktan enerji ekosistemlerini yönetmeye kadar genişletir.”

Küresel pazara açılma hedeflerine de değinen Bayram, hedef AB pazarlarında (Almanya, Fransa, İtalya) sağlam, güvenilir satış sonrası ağları kurulması gerektiğini söyledi. Bayram, “Asya üreticilerine karşı sadece fiyat üzerinden rekabet etmeye çalışmamalıyız. Togg kendisini tasarım, bağlantı, yazılım entegrasyonu ve sürdürülebilirlik etrafında konumlandırmalı” dedi. 

GÖRÜNMEZ ALTYAPI
Bir otomobilin ömründeki ‘görünmez altyapıya’ işaret eden Berkan Bayram, araçların fabrikadan çıkışının sürecin sadece başlangıcı olduğunu belirterek, şu bilgiyi verdi: “Bir otomobilin fabrikadan çıkması, ticari serüveninin yaklaşık yüzde 20’lik kısmı. Yüzde 80’lik kısım ise o aracın yollarda geçireceği 10-15 yıllık ömür boyunca onu destekleyen 'görünmez altyapı' tarafından belirlenir. Günümüz yazılım tabanlı araçlarında bu görünmez altyapı yalnızca yedek parça ve servis ağından ibaret değil. Yazılım güncellenebilirliği (OTA), şebeke entegrasyonu (V2L - V2G), batarya sağlık yönetimi, siber güvenlik, homologasyon merkezleri ve ikinci el/geri dönüşüm ekosisteminin toplamından oluşuyor.”

ŞARJ AĞINDA GÜÇLÜYÜZ
Türkiye'nin şarj altyapısındaki başarısına dikkati çeken Bayram, “Şarj ağında Avrupa'nın en güçlü ulaşım ağına sahibiz. Şarj ünitesi başına düşen elektrikli araç sayısı bakımından Avrupa'nın en büyük 3. ülkesiyiz. Fakat şebeke tarafında halen eksikliklerimiz var. Bölgesel trafo altyapısının güçlendirilmesi gerekiyor” dedi.  

Yeni nesil elektrikli araçları yürüyen veri merkezleri olarak nitelendiren Bayram, “Yazılım, siber güvenlik ve veri mülkiyeti, yürüyen akıllı otomobiller için görünmeyen asıl güç. BM’nin siber güvenlik ve yazılım güncelleme standartlarına uyum, küresel pazara çıkışın ön koşulu. Bu açıdan elektrikli araçların yazılım platformu ve yazılım dili mutlaka yerlileştirilmeli. Türkiye üretimi araçların Avrupa pazarına açılırken KVKK/GDPR uyumlu veri merkezleri, sınır ötesi kesintisiz veri akışı ve bağımsız geliştiricilerin ekosisteme uygulama geliştirebileceği açık SDK ekosistemi olgunlaştırılmalı” diye konuştu. 

MODEL YELPAZESİ GENİŞLİYOR
Togg’un ekosistem vizyonunu destekleyen en somut adımlardan biri de hızla genişleyen model yelpazesi. C-segmentinde büyük ilgi gören ilk model T10X’in ardından, sportif tasarımı ve 600 kilometreyi aşan menziliyle öne çıkan fastback gövdeli T10F de yollardaki yerini aldı. Marka şimdi gözünü çok daha geniş kitlelere ulaşabileceği B-SUV segmentine çevirmiş durumda. Daha erişilebilir bir fiyat etiketiyle piyasaya çıkması beklenen yeni model T8X'in 2027 yılının ortalarında kullanıcılarla buluşması planlanıyor. T8X hamlesiyle pazardaki hacmini büyütmeye hazırlanan Togg'un, hafif ticari araç segmentine yönelik yeni bir modeli üretim bandına alması ve ilerleyen dönemde ürün gamına eklenecek T6 serisi gibi farklı segmentlerdeki araçlarla bu ekosistemini daha da genişletmesi bekleniyor.

TÜRKİYE OTOMOTİV EKOSİSTEMİNDE ÖNCÜ ADIMLAR ATIYOR
Otomotiv dünyasının bir asır önceki endüstrileşmeden bu yana en önemli değişimini yaşadığını belirten E-Mobilite ve Otomotiv Ekosistemi Stratejisti Koray Öztopçu, sektörün geleceğine ilişkin şu rakamları paylaştı: “2030 yılına kadar dünyada elektrikli araç sayısının 80.7 milyona ulaşması öngörülüyor. Bağlantılı ve elektrikli araçların dünya çapındaki gelişimi, kablosuz iletişim yatırımlarının ve imkânlarının da artmasıyla toplam pazarın 2030’da 198.3 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Güncel otomotiv trendleri, üreticileri geçmişin üretim odaklı yaklaşımından uzaklaştırarak, otomobilleri tekerlekli bir akıllı telefon ya da bilgisayar gibi farklı bir hizmet modeliyle sunmaya yönlendiriyor. Artık odak, ölçeklenebilir üretimden çok dijital servisler ve kullanıcı deneyimi üzerinde yoğunlaşıyor.”

2035 yılına kadar otomotiv yazılım ve elektronik pazarında yapay zeka destekli büyüme alanları yaratılacağını belirten Öztopçu, yazılım teknolojilerindeki gelişimi şöyle aktardı: “Gelecekte otonom sürüş, yollarda birbirleri ile haberleşen, uzaktan yazılım yüklenen araçlar, tüketiciler ve otomotiv üreticileri arasında güvenli bir iletişim kuracaklar. Otomotiv yazılım ve elektronik pazarı, uzaktan güncelleme, gelişmiş bağlantı ve yapay zeka entegrasyonu gibi gelişmiş özellikleri destekleyen merkezi bilgi işlem mimarilerine geçiliyor.”

2030'DA YÜZDE 75 YERLİLİK HEDEFİ
Gelecek ekosisteminde araç verileri ile bayi verilerinin aktığı hibrit bir yapının oluşacağını vurgulayan Öztopçu, “Stratejik Hedefler ve Yol Haritası ve Mobilite Araç ve Teknolojileri Yol Haritası ile elektrikli ve insansız araç teknolojilerine batarya üretimine öncelik verilecek. 2030 yılına kadar mobilite sektöründe yerlilik oranının yüzde 75'e çıkarılması, elektrikli araç üretim kapasitesinin de yıllık 1 milyona ulaştırılması planlanıyor” dedi.

EKOSİSTEMİ BÜYÜTECEK 7 KRİTİK TEKNOLOJİ YATIRIMI
Bir otomobil üreticisini teknoloji devine dönüştüren ana unsurun montaj hatları değil, dikey teknoloji yatırımları olduğunu belirten TEHAD Başkanı Berkan Bayram, Togg'un yaktığı kıvılcımın milyar dolarlık katma değere dönüşmesi için yatırım yapılması gereken 7 kritik alt sektörü şöyle sıraladı:

Yazılım Mimarisi, Yapay Zeka ve Otonom Sürüş

Akıllı Enerji Yönetimi ve Akıllı Şebeke (V2X)

Batarya ve İkinci Ömür Teknolojileri

Siber Güvenlik ve Veri Akışı

Araç İçi Ödeme Sistemleri

Bağlantılı Araç Teknolojileri

İleri Malzeme Teknolojileri ve Sürdürülebilirlik