Cuma24 Temmuz 202608:45İSTPİYASAKAPALI

Karadeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan enerji hamlesi: Operatör ülke dönemi başlıyor

Somali’deki derin deniz sismik çalışmalarının ardından sınır ötesi enerji faaliyetlerini hızlandıran Türkiye, Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin Paşa gemilerini Pakistan kıyılarına gönderiyor. Türk enerji filosu, eylül-ekim aylarında üç deniz ile iki kara bloğunda petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına başlayacak. Türkiye, Pakistan’daki deniz sahalarında yalnızca ortak değil, doğrudan operatör olarak projelerin teknik ve operasyonel yönetimini üstlenecek. Karadeniz’de kazandığı tecrübeyi uluslararası sahaya taşıyan Türkiye, enerji koridoru olmanın ötesine geçerek teknoloji ihraç eden, rezervleri yöneten ve küresel enerji diplomasisinde söz sahibi bir aktör olmayı hedefliyor

Yayınlanma

Paylaş
Karadeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan enerji hamlesi: Operatör ülke dönemi başlıyor

Türkiye, Somali’nin ardından sınır ötesi enerji hamlelerine bir yenisini daha ekleyerek Pakistan’da petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerine başlıyor. Bu sonbaharda Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemileri, iki ülke arasındaki stratejik ortaklık kapsamında Pakistan kıyılarına ulaşacak.

Türkiye ve Pakistan arasında enerji alanında atılan adımlar, imzalanan beş farklı anlaşmayla resmiyet kazandı. TPAO; Pakistan’ın önde gelen petrol ve doğalgaz şirketleri Mari Energies, Fatima, OGDCL, PPL, Prime ve GHPL ile ortaklık kurarak üçü açık deniz, ikisi ise kara sahası olmak üzere toplam beş blokta hidrokarbon arama ruhsatı elde etti. Denizlerde Offshore Deep-F, Offshore Deep-C ve Eastern Offshore Indus Block-C sahalarının yanı sıra karada Sukhpur-II ve Ziarat North bloklarında arama ve üretim çalışmaları yürütülecek. Süreci yerinden yönetmek isteyen TPAO, operasyonlarını hızlandırmak adına başkent İslamabad'da bölgesel bir ofis kurma ve vize süreçlerini tamamlama aşamasına geldi.

SADECE ORTAK DEĞİL OPERATÖR
TPAO, Pakistan’daki ruhsat sahalarında sadece bir ortak olarak değil, deniz bloklarında doğrudan ‘operatör’ sıfatıyla görev yapacak. Bu yetkilendirme doğrultusunda, arama faaliyetlerinin tüm teknik ve operasyonel kararları Türk mühendisleri tarafından sevk ve idare edilecek. Bölgeye gönderilen Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemilerinin yapacağı çalışmaların tamamlanmasının ardından elde edilen veriler analiz edilecek. Pakistan Enerji Bakanlığı yetkilileri, sismik verilerin toplanmasından yaklaşık altı ay sonra ilk sondaj faaliyetlerinin başlatılmasının öngörüldüğünü ifade etti. Türkiye; envanterinde yer alan Fatih, Kanuni, Yavuz, Abdülhamid Han, Yıldırım ve Çağrı Bey sondaj gemileri ile Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemilerinden oluşan toplam 8 gemilik filosuyla küresel ölçekte derin deniz operasyonları yürütme kapasitesine sahip dünyada sayılı ülkeden biri konumunda.

ÇOK BOYUTLU ENERJİ DİPLOMASİSİ
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini sağlamak adına kendi sınırlarının dışındaki coğrafyalarda da aktif ve çok boyutlu bir diplomasi yürüttüğünü vurguladı. Pakistan’daki bu kritik misyonun yanı sıra Türkiye’nin Somali’deki sismik çalışmaları da önemli bir aşamaya ulaştı. Oruç Reis sismik araştırma gemisi, Somali açıklarındaki 3 farklı deniz bloğunda toplam 4 bin 465 kilometrekarelik bir alanda 3 boyutlu sismik veri toplama faaliyetlerini tamamlayarak süreci sondaj aşamasına getirdi. Yakın süreçte Çağrı Bey sondaj gemisi de bölgeye sevk edilerek ilk derin deniz sondajına başlanacak. Türkiye, Somali ve Pakistan’ın yanı sıra Libya’da yeni lisanslama süreçlerini yakından takip ederken; Irak’ın Basra bölgesi ve Azerbaycan’daki mevcut sahalarda da petrol ve doğalgaz üretim ortaklıklarını aktif olarak sürdürüyor.

TÜRKİYE ARTIK KÜRESEL BİR AKTÖR
Türkiye'nin Somali ve Pakistan gibi okyanus coğrafyalarında başlattığı petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri, ülkenin uluslararası enerji politikasındaki kabuk değişimini gözler önüne seriyor. Sınır ötesi enerji hamlelerini değerlendiren Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, bu sürecin yalnızca yeni rezerv arayışı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Aslında bugün tanıklık ettiğimiz süreç, Türkiye'nin enerji politikasında yeni bir dönemin başlangıcı. Türkiye artık sadece enerji ithal eden veya enerji koridoru olarak tanımlanan bir ülke değil; teknoloji üreten, risk alan, uluslararası projeleri yöneten ve enerji diplomasisini şekillendiren bir aktör olma yolunda ilerliyor” dedi.

Küresel krizlerin enerjinin tanımını değiştirdiğine vurgu yapan Karataş, enerjinin artık dış politikanın ve jeopolitik rekabetin en önemli başlıklarından biri haline geldiğinin altını çizdi. Türkiye'nin okyanuslara açılmasının tarihi bir eşik olduğunu belirten Karataş, şunları kaydetti: “Son yıllarda yaşanan Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler ve küresel enerji arz güvenliği sorunları, enerjinin artık yalnızca ekonomik bir konu olmadığını gösterdi. Artık ülkeler sadece enerji satın almıyor; enerji kaynaklarına, üretim sahalarına ve teknolojilerine erişim için de diplomasi yürütüyor. Bu çerçevede Türkiye'nin Somali ve Pakistan gibi okyanus coğrafyalarına açılması enerji diplomasisi açısından tarihi bir eşik olarak değerlendirilebilir. Karadeniz'de kazanılan sismik araştırma ve derin deniz sondaj tecrübesi artık uluslararası sahaya taşınıyor.”

Somali'deki sismik çalışmaların Türkiye'nin kendi deniz yetki alanı dışındaki ilk büyük operasyonlardan biri olduğunu hatırlatan Karataş, Pakistan misyonunun ise sürecin daha ileri bir aşamasını temsil ettiğini vurguladı. Karataş, Türkiye'nin Pakistan'daki üç deniz bloğunda ‘operatör ülke’ olmasının son derece stratejik olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Türkiye burada yalnızca teknik hizmet sunan bir ülke değil, üç deniz bloğunda operatör ülke olarak proje yönetiminde sorumluluk üstlenmeye hazırlanıyor. Operatörlük sadece sismik veri toplamak anlamına gelmez; projenin planlanmasından mühendislik süreçlerine, sondaj yönetiminden bütçe ve ortaklık koordinasyonuna kadar tüm operasyonel sorumluluğun üstlenilmesi anlamına gelir. Bu durum, TPAO'nun artık uluslararası ölçekte proje yöneten milli bir enerji şirketi kimliğine ulaştığını gösteriyor.”

JEOLOJİK AÇIDAN DİKKAT ÇEKİCİ POTANSİYEL
Pakistan'ın Makran ve Indus açık deniz havzalarının jeolojik açıdan dikkat çekici potansiyele sahip bölgeler olduğunu aktaran Karataş, bölgenin henüz tam olarak araştırılmadığını belirterek, “Bugün için kesin rezervlerden değil, önemli bir potansiyelden söz ediyoruz. Sismik çalışmaların ardından yapılacak sondajlar, bölgenin gerçek hidrokarbon varlığını ortaya koyacak. Eğer ekonomik ölçekte keşifler gerçekleşirse, bu durum yalnızca Pakistan'ın enerji arz güvenliğini güçlendirmekle kalmayacak; Hint Okyanusu, Umman Denizi ve Güney Asya enerji dengeleri açısından da yeni bir jeopolitik tablo oluşturacaktır” değerlendirmesini yaptı. 

Türkiye'nin bugün sahip olduğu sismik araştırma ve derin deniz sondaj filosunun önemli bir kazanım olduğuna değinen Karataş, asıl başarının bu gemileri yöneten mühendislik birikimi ve operasyon yönetim kabiliyeti olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Son yıllarda oluşan teknik tecrübe sayesinde Türkiye artık yabancı şirketlerden hizmet alan değil, bilgi ve teknoloji ihraç edebilen bir ülke konumuna geldi. Enerji jeopolitiğinde güçlü olmanın yolu yalnızca rezerv sahibi olmaktan değil, sahada bulunmaktan, veri üretmekten ve uluslararası projelerde söz sahibi olmaktan geçiyor. Türkiye'nin attığı adımlar da tam olarak bu stratejik yaklaşımın ürünü."

Türkiye'nin vizyonunun Karadeniz ile sınırlı kalmadığını; Libya, Somali, Pakistan ve gelecekte Orta Asya ile Afrika’daki yeni ortaklıklarla çok boyutlu bir uluslararası strateji oluşturduğunu vurgulayan Karataş, şöyle konuştu: “Bu yaklaşım, sadece enerji üretimini değil; ticareti, yatırımı, teknoloji transferini ve uzun vadeli stratejik ortaklıkları da kapsıyor. Önümüzdeki dönemde enerji diplomasisi ülkelerin küresel etkisini belirleyen en önemli alanlardan biri olacak. Türkiye'nin attığı adımlar, ülkemizi yalnızca enerji tüketen değil; enerji üreten, yöneten ve bölgesel dengeleri etkileyen güçlü bir aktör konumuna taşıyor. Türkiye artık enerji koridoru olmanın ötesinde, küresel ölçekte söz sahibi bir enerji merkezi olma hedefini adım adım hayata geçiriyor.”

YAŞAR KAYA

YAŞAR KAYA

İstanbul Ticaret Gazetesi – Haber Müdürü

Yorumlar

Yorum yazmak için .

Yorumlar yükleniyor…