Kanserle savaşta nanoteknoloji: Tümörleri engelleyen yeni aşı

ABD’li araştırmacılar, nanopartikül tabanlı yeni bir aşı teknolojisiyle kanser tedavisinde çığır açan bir başarıya imza attı. Fareler üzerinde yapılan deneylerde, pankreas, meme ve cilt kanseri türlerinde tümör oluşumunu yüzde 88'e varan oranlarda engelleyen yöntem, kanserin en ölümcül boyutu olan metastazı da durdurmayı başardı.

Giriş: 05.12.2025 - 16:35
Güncelleme: 05.12.2025 - 16:35
Kanserle savaşta nanoteknoloji: Tümörleri engelleyen yeni aşı

Biyoteknoloji ve tıp dünyasında kanserle mücadele stratejileri, ‘tedavi etmekten’ ‘önlemeye’ doğru evriliyor. Massachusetts Amherst Üniversitesi'nden (UMass Amherst) bir araştırma ekibi, geliştirdikleri nanopartikül tabanlı aşı platformu ile melanom (cilt), pankreas ve üçlü negatif meme kanseri gibi agresif türlere karşı yüksek koruma sağladığını kanıtladı.


Riccio Mühendislik Fakültesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Prabhani Atukorale liderliğinde yürütülen çalışmada, bağışıklık sistemine kanser hücrelerini hedeflemeyi öğreten özel bir nanopartikül tasarımı kullanıldı. Araştırma sonuçlarına göre, aşılanan deneklerin kanser türüne bağlı olarak yüzde 88'i tümörsüz kaldı ve hayatta kalma oranlarında olağanüstü artışlar gözlemlendi.


METASTAZ RİSKİNE KARŞI ‘SÜPER ADJUVAN’ KORUMASI

Kanser ölümlerinin en büyük nedeni olan metastaz (yayılma) riskine karşı geliştirilen bu aşı, "süper adjuvan" olarak adlandırılan lipit nanopartikül yapısıyla dikkat çekiyor. Çalışmanın ilk aşamasında, melanom antijenleri ile eşleştirilen nanopartiküller, bağışıklık sisteminin T hücrelerini aktive etti.


Sonuçlar çarpıcıydı: Geleneksel yöntemlerle tedavi edilen veya aşılanmayan denekler 35 günden fazla yaşayamazken, nanopartikül aşısı uygulanan deneklerin yüzde 80'i 250 günlük çalışma boyunca hayatta kaldı ve tümör geliştirmedi. Daha da önemlisi, aşılanan grupta kanserin akciğerlere sıçraması (metastaz) tamamen engellendi.


BAĞIŞIKLIK HAFIZASI OLUŞTURUYOR

Dr. Atukorale, geliştirilen yöntemin sadece anlık bir koruma sağlamadığını, ‘hafıza bağışıklığı’ oluşturduğunu belirtti. Atukorale, "Sistematik bir hafızamız var ve bu çok önemli. Bağışıklık sistemi vücudun tüm coğrafyasına yayılıyor, böylece kanser hücreleri vücudun neresinde ortaya çıkarsa çıksın tanınabiliyor" ifadelerini kullandı.

Kanserle savaşta nanoteknoloji: Tümörleri engelleyen yeni aşı


Araştırma ekibi, her hasta için kişiselleştirilmiş antijen geliştirme zorluğunu aşmak adına, tümör lizatı (öldürülmüş kanser hücreleri) kullanarak ikinci bir deney gerçekleştirdi. Bu yöntemle pankreas kanseri vakalarının yüzde 88'inde, meme kanseri vakalarının yüzde 75'inde ve melanom vakalarının yüzde 69'unda tümör reddi sağlandı.


GİRİŞİM EKOSİSTEMİNE YENİ OYUNCU

Bilimsel başarının ticarileşmesi adına da önemli bir adım atıldı. Dr. Atukorale ve çalışmanın baş yazarı Dr. Griffin Kane, bu teknolojiyi klinik kullanıma sunmak amacıyla ‘NanoVax Therapeutics’ adlı girişimi kurdu. Dr. Kane, "Şirketimizin temeli bu nanopartikül teknolojisine dayanıyor. Amacımız, bu platformu hastaların yaşamlarını iyileştirecek dönüştürücü bir tedaviye evirmek" dedi.


Bu gelişme, özellikle kanser riski yüksek bireyler için önleyici bir ‘aşı’ ihtimalini güçlendirirken, biyoteknoloji sektöründe nanopartikül tabanlı immünoterapi yatırımlarının artacağına işaret ediyor.