İstikrar not artışlarını beraberinde getirecek

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının temmuz sonunda yaptığı not artışları, Türkiye’ye güveni artırdı. Moody’s’in Ba3’e yükselişi ve Fitch’in BB- teyidi, ekonomideki istikrarın güçlendiğine işaret etti. Uzmanlar, Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyeye çıkışının 2 yılda olacağını belirtti.

Giriş: 29.08.2025 - 09:34
Güncelleme: 29.08.2025 - 09:34
İstikrar not artışlarını beraberinde getirecek

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının temmuz sonunda Türkiye’ye ilişkin not güncellemelerinde artışlar oldu. Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu Ba3 seviyesine yükseltirken, Fitch Ratings ise piyasa beklentilerine paralel olarak BB- seviyesini teyit etti. Moody’s’in bu kararı, Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyeye bir adım daha yaklaştırırken, Fitch’in teyidi de ekonomideki istikrarın korunmasına işaret etti. Moody’s değerlendirmesinde, son dönemde uygulanan sıkı para politikalarının, enflasyonla mücadelede kararlılığın ve ekonomik dengesizliklerdeki iyileşmenin not artışında etkili olduğunu vurguladı. Kuruluş, Türkiye’nin döviz ve yerel para birimi tavan notlarını da yükseltti. Fitch ise Türkiye’nin düşük kamu borcu, güçlü bankacılık sektörü ve benzer ülkelere kıyasla kişi başı gelir seviyesinin altını çizdi. Görünümün dengeli olarak korunması, ihtiyatlılığın süreceğini gösterdi. Kredi notundaki yükseliş, yalnızca portföy yatırımlarına değil, reel sektöre de güven verici bir sinyal olarak görüldü.


REEL SEKTÖRE ETKİSİ SINIRLI

Yıldız Teknik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mesut Karakaş, “Şu anda S&P dış borçlanma notumuz BB-, Moody’s dış borçlanma notumuz Ba3, Fitch notumuz ise BB-’dir. Bu notların yükselmesi, reel sektörün yurt dışında borçlanabilmesini kolaylaştırırken, borçlanma maliyetini de azaltıcı etki yapıyor” dedi. Buna karşın reel sektörün yurt dışı borçlanma iştahının kur şokları nedeniyle düşük kaldığını vurgulayan Prof. Dr. Karakaş, “Genel olarak not artışları reel sektörden çok sıcak para akışlarını etkiliyor. Notların yükselmesinin sıcak para akışlarında etkisini yüksek düzeyde görebilirken, bu etki reel sektör için oldukça sınırlıdır. Reel sektör açısından not artışının etkisi, daha çok bankaların yurt dışı borçlanmalarını kolaylaştırmaları ve elde ettikleri kaynakları iç piyasaya plase etmelerinden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.


EKONOMİ POLİTİKALARI SÜREKLİLİĞİ

Şu anda hem S&P hem Moody’s hem de Fitch tarafından verilen notların, yatırım yapılabilir seviyenin üç basamak altında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karakaş, “Bu seviyeye ulaşmak için ekonomi politikalarının sürekliliği ve sapma yaşanmaması elzemdir. Kur stabilitesinin sağlanması için enflasyonun ve cari açığın kontrol altında tutulması gerekir. Yüksek enflasyon ve cari açık, yabancı kuruluşlara döviz kuru riskinin arttığını gösteriyor” dedi.


2027’DE MÜMKÜN GÖRÜNÜYOR

Not artışlarının yatırım yapılabilir seviyeye çıkmasının 2027’de mümkün göründüğüne işaret eden Karakaş, şunları söyledi: “Enflasyonla mücadele ve cari açığın seyrine bakıldığında not artışlarının yatırım yapılabilir seviyeye en az iki yıl içinde ulaşması mümkün olacaktır. Bu süreçte özellikle 2027 yılındaki gelişmelere odaklanılmalı, enerji ve altın kaynaklı cari açığın önüne geçecek yapısal adımlar atılmalı. Örneğin, güneş ve rüzgar enerjisi yatı- rımlarının desteklenmesi, altının yatırım aracı olma kültürünün azaltılarak diğer yatırım araçlarının kullanımının artırılması gibi adımlar önemli.”


DOĞRUDAN YATIRIMDA TEŞVİKLER ÖNEMLİ

Kredi notunun yükselmesinin doğrudan yatırımlara etkisini de değerlendiren Prof. Dr. Karakaş, şunları söyledi: “Portföy yatırımlarının artması için en az iki büyük derecelendirme kuruluşunun notumuzu yatırım yapılabilir seviyeye çekmesi gerekir. Doğrudan yabancı yatırım açısından ise yalnızca kredi notu değil, yatırımın kârlılığı, sağlanacak teşvikler ve hukuki güvence önemli. Kredi notu elbette önemli fakat ondan önce finansal istikrarı sağlamak, üretim ekonomisini desteklemek, teknoloji ve know-how transferi yapacak yabancı yatırımcıya avantaj sağlamak ve hukuki reformları hayata geçirmek daha büyük adımlar olacak.”