İngiliz reklam verenlerden Google'a 4 milyar dolarlık dava

Küresel dijital reklam pazarındaki hakim konumunu kötüye kullandığı iddiasıyla Google üzerindeki yasal baskı artıyor. İngiltere’de reklamverenler adına açılan ve 3 milyar sterline ulaşması beklenen yeni toplu dava, şirketin kendi görüntülü reklam hizmetlerini kayırarak haksız rekabet yarattığı suçlamalarına dayanıyor.

Giriş: 08.05.2026 - 14:00
Güncelleme: 08.05.2026 - 14:00
İngiliz reklam verenlerden Google'a 4 milyar dolarlık dava

Dijital ekonominin en büyük gelir kalemlerinden biri olan çevrimiçi reklamcılık pazarı, Google’a yönelik yeni bir hukuk süreciyle yeniden gündemde. İngiltere’de KP Law hukuk bürosu tarafından reklamverenler adına açılan davada, şirketten 3 milyar sterline kadar tazminat talep ediliyor. Dava, Google’ın reklam teknolojileri alanındaki pazar gücünü rakiplerini dışlamak için kullandığı ve bunun da reklamverenler aleyhine maliyetleri artırdığı iddiasına dayanıyor.  


HAKSIZ REKABET VE YÜKSEK MALİYET

Dava dosyasının merkezinde, Google’ın kendi görüntülü reklam hizmetlerini rakip platformlara göre avantajlı konuma getirdiği suçlaması yer alıyor. İddiaya göre şirket, web sitelerinde gösterilen banner reklamlar başta olmak üzere kendi reklam teknolojisi ürünlerini algoritmik ve ticari olarak öne çıkararak rekabeti bozdu.


Davacı taraf, bu uygulamaların yalnızca rakip şirketleri pazardan dışlamakla kalmadığını, aynı zamanda reklamverenlerin daha düşük verimle daha yüksek maliyet ödemesine yol açtığını savunuyor. Bu çerçevede dava, yalnızca rekabet hukukunu değil, dijital reklam pazarında fiyat oluşumunun nasıl şekillendiğini de doğrudan tartışmaya açıyor.


GOOGLE: İDDİALAR ASILSIZ

Google cephesi ise suçlamaları kabul etmiyor. Şirket adına yapılan açıklamada, reklamverenlerin sektörde çok sayıda seçeneğe sahip olduğu ve Google’ın reklam teknolojisi araçlarının tercih edilme nedeninin basitlik, etkinlik ve fiyat avantajı olduğu savunuldu.


Şirket ayrıca söz konusu davanın kendilerine henüz resmi olarak tebliğ edilmediğini belirterek, iddiaların temelsiz olduğunu öne sürdü. Google’ın benzer ad-tech suçlamalarına karşı daha önce de rekabeti artırdığını ve hizmetlerinin reklamverenler ile yayıncılar için değer yarattığını savunduğu biliniyor. Google, ayrı bir İngiltere davasında da suçlamaları reddetmişti.  


TOPLU DAVA NİTELİĞİ SÜRECİ BÜYÜTÜYOR

Davayı ticari açıdan daha kritik hale getiren unsur ise sürecin toplu dava niteliğinde açılmış olması. Bu sistemde, aksi yönde resmi bir feragat bildiriminde bulunmayan ilgili taraflar otomatik olarak dava kapsamına dahil edilebiliyor.


Mevcut başvurunun, 1 Ekim 2015’ten bu yana Google’ın reklam hizmetleri için ödeme yapmış Birleşik Krallık reklamverenlerini kapsayacak şekilde genişletildiği belirtiliyor. Bu da davanın potansiyel etkisini yalnızca birkaç büyük şirketle sınırlı bırakmayıp, çok daha geniş bir reklamveren kitlesine yayabileceği anlamına geliyor.


GOOGLE’A KÜRESEL DENETİM

İngiltere’de açılan bu dava, Google’ın dijital reklamcılık faaliyetlerine yönelik küresel denetim dalgasının son halkası olarak görülüyor. Şirketin reklam teknolojileri ve fiyatlama uygulamaları, hem İngiltere’de hem Avrupa Birliği’nde hem de ABD’de uzun süredir rekabet kurumlarının ve mahkemelerin yakın takibi altında bulunuyor.  


İngiltere’de çevrimiçi yayıncılar adına açılan ve 13,6 milyar sterlin büyüklüğe ulaşan ayrı bir toplu dava da yargı sürecine taşınmış durumda. İngiliz mahkemesi 2024’te bu davanın devam edebileceğine hükmetmişti.  


Avrupa tarafında ise Google, 2025 yılında reklam teknolojileri alanındaki rekabet ihlalleri nedeniyle 2,95 milyar avro para cezasıyla karşı karşıya kaldı; şirket bu karara itiraz ediyor. Reuters’a göre Avrupa’daki baskı, son aylarda başka soruşturma ve düzenleyici dosyalarla da genişledi.  


DİJİTAL REKLAMDA YENİ DÖNEMİN EŞİĞİ

Uzmanlara göre açılan yeni dava, yalnızca Google’ın hukuki risklerini büyütmekle kalmıyor; aynı zamanda dijital reklam pazarının nasıl işleyeceğine dair daha geniş bir tartışmayı da yeniden alevlendiriyor. Reklam alım-satım zincirinde aynı anda birden fazla rolde bulunan büyük platformların, kendi ürünlerini kayırıp kayırmadığı sorusu artık sadece rekabet otoritelerinin değil, reklamverenlerin ve yayıncıların da temel gündem maddeleri arasında yer alıyor.