Türk sinemasının efsane kuşağından, Yeşilçam’ın “dört yapraklı yonca”sından biri olan Hülya Koçyiğit, sinemaya başladığı yıllarda sektörün büyük bir amatör ruh, samimiyet ve toplumsal gerçeklikle yoğrulduğunu ifade etti. Koçyiğit, o dönemde sinemanın Türk halkının değerlerini ve kültürünü yansıtan güçlü bir anlatım dili taşıdığını söyledi.
TÜRK SİNEMASININ DÖNÜŞÜMÜNE TANIKLIK
Koçyiğit, kariyerinin ilk yıllarının Türkiye’de sinemanın yeni geliştiği bir döneme denk geldiğini belirterek, yapılan işlerde büyük bir heves ve içtenlik olduğunu dile getirdi. Bugün gelinen noktanın o yıllarda hayal dahi edilemeyeceğini ifade eden sanatçı, Türk sinemasının artık ileri teknolojiyle üretildiğini, sesli çekimlerden uluslararası festivallere uzanan bir yol kat edildiğini anlattı.
GENÇ SİNEMACILARLA GURUR DUYUYOR
Türk sinemasının dünyaya açıldığını ve genç sinemacıların uluslararası arenada ödüller kazandığını vurgulayan Koçyiğit, bu başarıların kendisini gururlandırdığını söyledi. Genç yönetmenlerin ve oyuncuların girişkenliğinin sinemanın geleceği açısından umut verici olduğunu belirten sanatçı, Türk sinemasının önünün daha da açık olduğunu ifade etti.
TOPLUM DEĞİŞİRKEN SİNEMA DA DEĞİŞİYOR
Koçyiğit, sinemadaki değişimin aynı zamanda toplumdaki dönüşümün bir yansıması olduğunu dile getirdi. Özellikle Batı kültürüne öykünmenin bazı yapımlarda kültürel kopuşlara yol açtığını belirten sanatçı, bir toplumun dilini ve kültürünü kaybetmesinin doğaya aykırı olduğunu söyledi. Türk toplumunun kendine özgü bir ruhu, sesi ve ritmi olduğunu vurgulayan Koçyiğit, sinemanın bu değerleri koruyarak yoluna devam etmesi gerektiğini dile getirdi.
POPÜLER YAPIMLARA ELEŞTİRİ
Günümüzde diziler ve filmlerde sıkça kavga, mafya ve ihtiras temalarının işlendiğini ifade eden Koçyiğit, bu tür anlatıların hem toplum üzerinde olumsuz etkiler yarattığını hem de yurt dışında Türk imajını zedelediğini söyledi. Suçu yücelten yapımların suçlu olmayı popüler bir algıya dönüştürdüğünü belirten sanatçı, bunun toplumsal olaylarda da görülebileceğini kaydetti.
KÜLTÜREL KATKI SAĞLAYAN YAPIMLAR TEŞVİK EDİLMELİ
Koçyiğit, sinema ve dizilerin yalnızca ticari kaygılarla üretilmemesi gerektiğini vurgulayarak, Türk kültürüne katkı sağlayacak yapımların teşvik edilmesinin önemine dikkat çekti. Sinemanın didaktik bir yönü olduğunu ancak bunun doğrudan mesaj vermek anlamına gelmediğini ifade eden usta oyuncu, kimlikten kopmadan evrensel anlatılar kurulabileceğini söyledi.
GENÇLERE VE SİNEMACILARA TAVSİYELER
Sinemaya yeni başlayanlara da tavsiyelerde bulunan Koçyiğit, gençlerin inanmadıkları hiçbir projede yer almamaları gerektiğini söyledi. Genç yönetmen ve senaristlere başarısızlıktan korkmamalarını öğütleyen sanatçı, denemekten, üretmekten ve özlerinden vazgeçmemelerinin altını çizdi.
GAZZE’YE DAİR DUYGULARI
Hülya Koçyiğit, Gazze’de yaşanan insani dram nedeniyle sanattan bahsetmekte zorlandığını ifade ederek, yaşananların insanlık adına büyük bir utanç olduğunu söyledi. Masum sivillerin, çocukların ve kadınların maruz kaldığı şiddetin tüm dünyanın gözleri önünde yaşandığını dile getiren Koçyiğit, bu acının tarifsiz olduğunu belirtti.
AYRIMCILIK HATTI VE ANADOLU AJANSI VURGUSU
Koçyiğit, Gazze’de yaşananların dünyaya duyurulmasında Anadolu Ajansı’nın üstlendiği rolden duyduğu gururu dile getirdi. Ayrıca eşitsizlik, hukuksuzluk ve ayrımcılıkla mücadele amacıyla yürütülen Ayrımcılık Hattı çalışmalarını da çok değerli bulduğunu belirterek, bu hizmetlerin birçok insan için umut verici bir ufuk açtığını söyledi.