Elektrikli ve hibrit araçların son yıllarda hızla yaygınlaşması, otomotiv tamirciliğinde de hem dünyada hem Türkiye’de köklü değişimlere yol açtı. 2024 yılında dünya genelinde satılan yeni otomobillerin yüzde 20’den fazlası elektrikliydi. Aynı yıl küresel elektrikli otomobil satışı 17 milyon adedi aştı. Elektrikli otomobil satışının 2025’i de 20 milyonun üzerinde kapatacağı tahmin ediliyor.
Türkiye’de de özellikle yerli elektrikli otomobil Togg’un piyasaya çıkışıyla elektrikli ve hibrit araç satışları rekor seviyelere ulaştı. Bu gelişmeler, araç bakım-onarım hizmetlerinden ustaların eğitimine, istihdamdan ekonomik etkilere kadar otomotiv servis ekosistemini yeniden şekillendiriyor. Elektrikli araçlar, geleneksel içten yanmalı motorlu araçlardan çok farklı bir teknolojiye sahip. Bu araçlarda benzinli/dizel motor yerine elektrik motoru ve batarya paketi bulunuyor. Bu temel fark, bakım ve onarım ihtiyaçlarını da değiştiriyor.
GELENEKSELDEN ELEKTRİKLİYE
Otomotiv tamirciliği, uzun yıllar ustaların bilgiyi çırağa usta-çırak ilişkisiyle aktardığı, pratik deneyime dayalı bir meslek dalıydı. Ancak elektrikli araçların yükselişiyle birlikte bu geleneksel ustalık bilgisi artık yeterli olmamaya başladı. Yüksek voltaj sistemleri, batarya yönetimi, izolasyon testleri ve araç yazılımları, klasik motor tamirinden bambaşka bilgi ve beceriler gerektiriyor. Bir ustanın artık sadece mekanik parçaları değil, dijital sistemleri ve elektrik devrelerini de çok iyi anlaması gerekiyor. Araç arıza kodlarını okuma, batarya hücrelerinin durumu veya yazılım güncellemeleri gibi konular, yeni nesil tamircilerin günlük işinin parçası haline geldi. Bu geçiş, eğitim ve sertifikasyon ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Eskiden alaylı olarak yetişen bir motor ustası, özel eğitim almamışsa elektrikli bir aracı onarırken risk altında kalabilir.
Elektrikli araçlarla çalışacak teknisyenlerin yüksek gerilim güvenliği, batarya kimyası, yazılım teşhisi gibi konularda eğitilmesi şart. Birleşik Krallık’ta bu nedenle TechSafe gibi özel sertifikasyon programları uygulanıyor. Hükümet destekli bu programlarda teknisyenler batarya sistemleri, termal yönetim ve yüksek voltaj güvenliği konularında eğitiliyor.
Türkiye’de de benzer bir bilinç oluşuyor. Artık sanayide “Usta bu aracı yapar mı?” sorusunun yerini “Bu araca dokunan ustanın belgesi var mı?” alıyor. Elektrikli ve hibrit araçların bakım-onarımı, klasik ustalıkla yürütülebilecek bir alan olmaktan çıktı. Bu araçlar üzerinde çalışacak personelin Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) onaylı yeterlilik belgesine sahip olması bekleniyor. Bu durum hem ustanın sağlığı hem de araç için oldukça önemli. Çünkü 2025 yılında Türkiye’de 400’e yakın usta elektrikli araçları tamir ederken hayatını kaybetti.

YENİ EĞİTİM ALANLARI
Bu nedenle resmi standartların oluşturulmasının yanı sıra, mesleki eğitimde müfredat güncellemeleri ve yeni eğitim kurumları devreye giriyor. Örneğin Yalova’nın Çiftlikköy ilçesinde 2023’te modern cihazlarla donatılmış bir Motorlu Araçlar Teknolojisi Atölyesi açıldı ve burada özellikle elektrikli araç teknolojilerine yönelik eğitim verilmeye başlandı. Bu girişim, mevcut Mesleki Eğitim Merkezi’nin meslek lisesine dönüştürülmesiyle birlikte, bölgedeki otomotiv sanayisinin ihtiyacı olan kalifiye elemanları yetiştirmeyi hedefliyor.
Benzer şekilde İstanbul’da 2025 yılında İstanbul Kalkınma Ajansı destekli ‘Elektrikli Araç Bakım Simülatörü ile Nitelikli Ustalar İstihdam Ediyoruz’ projesi hayata geçirildi. Bu kapsamda Şişli ve Samandıra Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerine ileri düzey elektrikli araç bakım-onarım simülatörleri kuruldu. Öğrenciler, sanal ve fiziksel ortamda elektrikli araçların komponentlerini söküp takmayı, arıza teşhis etmeyi ve güvenli çalışma prosedürlerini bu simülasyon merkezlerinde deneyimliyorlar.
USTALIĞIN SEVİYELERİ OLUŞTU
Sanayi sitelerindeki ustalar açısından bakıldığında ise adaptasyon süreci bazı zorluklar getiriyor. Klasik oto tamircileri yılların deneyimine sahip olsa da elektrikli araçlar konusunda ek eğitim ve ekipman yatırımı yapmak durumundalar. Bir yandan, yüksek voltajla çalışma riskleri ustaların güvenlik eğitimini zorunlu kılıyor; diğer yandan özel ölçüm cihazları, yalıtımlı aletler ve yazılım lisansları gibi ekipmanlar ciddi maliyet getirebiliyor. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de bazı bağımsız tamirhaneler, henüz elektrikli araç sayısı az olduğu için bu yatırımı geri dönmeyecek bir masraf olarak görüyorlar. Özellikle küçük ölçekli işletmelerde, elektrikli araçlar konusunda uzman personel eksikliği yaşanabiliyor ve araç sahipleri mecburen yetkili servislere yöneliyor. Bu durum sanayi esnafı için bir risk oluştururken, erken adapte olanlar için de bir fırsat alanı yaratıyor.
ÖZEL SERVİS USTALARI
Nitekim büyük şehirlerde birkaç yıl önce sadece yetkili servislerde tamir edilebilen hibrit/elektrikli araçlar, artık bu alanda eğitim almış özel servis ustaları tarafından da tamir edilebiliyor. MYK’nın Haziran 2024’te yayımladığı ulusal yeterlilikler (Elektrikli Araç Bakım Onarımcısı seviye 4 ve 5 gibi) sayesinde ustalar sınavlara girip belgelendikçe tüketicilerin de sanayi ustalarına güveni artacak.
EKONOMİK ETKİLERİ
Elektrikli otomobil devriminin otomotiv tamir sektörü üzerinde önemli istihdam ve ekonomik etkileri bulunuyor. Bir yandan sektör yeni iş fırsatları ve uzmanlık alanlarıyla genişlerken, diğer yandan geleneksel iş modelleri değişime uğruyor. Öncelikle nitelikli teknisyenlere talep her zamankinden yüksek. Küresel çapta elektrikli araç satışları arttıkça, bu araçlara servis verecek insan kaynağına duyulan ihtiyaç da katlanarak artıyor. Örneğin İngiltere’de 2030’lu yıllara gelindiğinde 25 bin civarında elektrikli araç teknisyeni açığı olabileceği öngörülüyor. ABD’de ise benzer şekilde 2028’e kadar yaklaşık 35 bin elektrikli araç teknisyeni açığı oluşacağı hesaplanmış durumda. Türkiye’de de Ulusal Meslek Standardı’nın yayınlanması, resmi bir meslek olarak elektrikli araç bakım-onarımcılığının tanınması anlamına geliyor ve bu, önümüzdeki yıllarda binlerce gence yeni bir kariyer kapısı açabilir. İstanbul ve Yalova gibi illerde başlatılan eğitim projeleri, mezunlara sanayide hemen iş bulabilecekleri bir uzmanlık kazandırmayı hedefliyor.

İTO USTA YETİŞTİRİYOR
Türkiye’de elektrikli araçlara geçiş süreci, son iki yılda hız kazandı. 2023 ve 2024’te hem satış adetlerindeki artış hem de Togg gibi yerli modellerin piyasaya çıkışıyla sektörde elektrikli araçların bakım ve servisinde yetkin eleman ihtiyacı gündeme geldi. İstanbul Ticaret Odası'nın iş dünyasına geleceğin yetkinliklerini kazandırmak için hayata geçirdiği Yetkinlik Merkezi Projesi kapsamında elektrikli araç bakım eğitimine otomotiv teknolojisi programları başta olmak üzere birçok alanda usta yetiştirmek için çeşitli eğitim programları uygulanıyor. Öte yandan, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde de çeşitli dönemlerle eğitim programlarıyla usta yetiştirilmeye başlandı.
SEKTÖR ‘BEN YAPARIM’ MODUNDA
Maslak oto sanayi esnafından alınan bilgiye göre, mevcut işgücü açısından bir dönüşüm yaşanıyor. Klasik motor ustalarından bazıları emekliliğe yaklaşırken yeni teknolojilere eğilmek istemeyebiliyor. Bu durum, tecrübeli ustaların sektörden çekilmesiyle bir bilgi kaybı riskini getiriyor. Öte yandan, genç teknisyenler dijital teknolojiye daha yatkın olduklarından, elektrikli araç konusunda uzmanlaşarak hızla aranan elemanlar haline gelebiliyor. Sektör temsilcileri, ‘EV nitelikli teknisyen açığı’ konusunu aynı zamanda bir fırsat olarak değerlendiriyor.
TAMİRİN EKONOMİSİ
Elektrikli araçların tamir ve bakım ekonomisi, bazı alanlarda daralırken bazı yeni alanlarda büyüyor. Rutin bakım gelirleri bir ölçüde azalabilir, zira EV’lerin bakım maliyeti geleneksel araçlara göre yüzde 40 daha düşük olabilir. Örneğin yağ değişimi, filtre değişimi gibi kalemler ortadan kalkarken, fren balataları rejeneratif frenlemeyle daha uzun ömürlü olduğu için daha seyrek değişiyor. Ancak bunun yerine batarya sağlığı raporu, şarj sistemi kontrolü, yazılım güncellemesi gibi yeni bakım kalemleri ortaya çıkıyor. Batarya değişimi veya yüksek voltaj sistem onarımı gibi nadiren gereken ama uzmanlık ve pahalı yedek parça gerektiren işler ise yeni bir pazar oluşturuyor. Ayrıca şarj altyapısının kurulumu ve bakımı ayrı bir istihdam alanı olarak gelişiyor. Şarj istasyonlarının sayısı arttıkça, bu cihazların bakımını yapacak teknisyenlere talep artıyor.