Rusya-Ukrayna savaşının başından beri NATO üyesi olmasına rağmen yaptırımlara katılmayan ve her iki tarafla da diplomatik temaslarını sürdüren Türkiye, bugün barış masasında öne çıkan en kritik aktör oldu. Tahıl koridoru ile küresel gıda krizini hafifleten Ankara, şimdi de tarafsız, adil ve yapıcı yaklaşımıyla kalıcı barışın adresi olarak görülüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’yı maden anlaşmalarıyla sıkıştırması, Rusya Devlet Başkanı Putin’le de rekabet halinde olması, ABD’yi gerçek bir arabulucu olmaktan çıkarıyor. Bu durumda tahıl koridoruyla dünyayı küresel gıda krizinden kurtaran Türkiye, barış sürecinde kritik rol oynuyor.
İstanbul Ticaret’e konuşan uzmanlar, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında arabuluculuk yaparak barışı sağlamasının enerji ve lojistikte bir merkez olma hedefine büyük katkı yapacağına işaret etti. Bölgede savaşın bitmesiyle Türkiye’ye Rusya’dan ve Ukrayna’dan gelen turist sayısının da artması bekleniyor.
TARAFSIZ VE YAPICI
İstanbul Ticaret Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkan Vekili Doç. Dr. Ayfer Genç Yılmaz, Donald Trump’ın Ukrayna’ya yönelik madenler başta olmak üzere çeşitli taleplerinin olmasının yanında Rusya ve ABD arasındaki mücadelenin ABD’yi iyi bir arabulucu rolü oynama ihtimalinden uzaklaştırdığını söyledi. Burada Türkiye’nin önemli bir arabulucu aktör olarak, barış sürecine tarafsız bir aktör olarak dahil olabileceğine işaret eden Yılmaz, “Türkiye’nin arabulucu olması, birçok nedenden dolayı olası bir senaryo gibi görünüyor. Türkiye, hem Ukrayna hem de Rusya ile tarihsel, ekonomik ve stratejik ilişkilere sahip. Aynı zamanda Karadeniz’e kıyısı olan bir NATO ülkesi. Bu konum, Türkiye’ye tarafsız ve yapıcı bir rol oynama fırsatı sunuyor. Çok yakın tarihsel süreçte yaşananlar da bu argümanı doğruluyor. Türkiye, gıda güvenliği krizini çözmek için çatışmanın taraflarıyla diplomatik olarak görüşerek önemli bir başarı elde etti” dedi. Doç. Dr. Ayfer Genç Yılmaz
JEOPOLİTİK ÖNEMİN YANSIMASI
Yılmaz, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin “Türkiye deniz güvenliğinden sorumlu olmak istiyor” açıklamasını şöyle yorumladı: “Türkiye’nin Karadeniz’deki jeopolitik öneminin bir yansıması olarak algılanmalı. Bu açıklama, aslında Zelenski’nin Türkiye’ye olan güvenini ve yine Türkiye’nin bu süreçteki tarafsız tutumunu doğrulaması açısından son derece önemli. Karadeniz’de güvenliği sağlamak, Ukrayna’nın ekonomisi için hayati önem taşıyor. Savaş sırasında Rus gemilerinin kontrolü ele alması, deniz ticaretini büyük ölçüde aksattı. Türkiye’nin bu alanda bir rol üstlenmesi, Ukrayna ekonomisi açısından kritik bir güvence oluşturacak.”
YENİ İŞ İMKANLARI DOĞABİLİR
Yılmaz, bu rolün Türkiye’nin enerji ve lojistikte bir merkez olma hedefine büyük katkı sağlayabileceğine işaret ederek, şunları kaydetti: “Rusya ile Ukrayna arasında bir barış anlaşması sağlanması, Karadeniz’deki ticaret rotalarının yeniden canlanmasını ve güvenli hale gelmesini sağlayacak. Karadeniz’den Akdeniz’e, oradan da küresel pazarlara uzanan lojistik ağlar için Türkiye bir köprü görevi görüyor. Bu, limanları, lojistik merkezleri ve nakliye şirketleri için büyük fırsatlar yaratacak. Bölgede istikrarın sağlanması, uluslararası yatırımcıların ilgisini bu coğrafyaya yöneltmesine neden olacak. Türkiye iş dünyası da bu yeni çekim merkezinde daha güvenli bir biçimde yatırım gerçekleştirebilir. Türkiye’nin barışın sağlanmasında oynadığı rol, ülkenin hem siyasi hem de ekonomik açıdan daha öngörülebilir ve güvenli bir ülke olduğu algısını güçlendirme potansiyeline sahip. Bu durum, doğrudan yabancı yatırımların artmasına ve yeni iş imkanlarının yaratılmasına katkıda bulunabilir.”
GIDA KRİZİNİ ÇÖZDÜ
İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşındaki tavrı ve özellikle tarafsız tutumuyla son iki yıldır ciddi bir aktör olduğunu vurguladı. Şener, “Türkiye, tarafsız tutumuyla hem Ukrayna hem de Rusya’nın güvenini kazandı. Hem gıda hem de enerji sorununu çözdü. Sadece Rusya ve Ukrayna’nın naklettiği enerjiyi değil, aynı zaman da TANAP Hattı’yla Orta Asya’dan gelen diğer hatlarla da Türkiye, Avrupa’nın enerji güvenliğinde önemli bir nokta oldu” dedi.
Prof. Dr. Sefer Şener
ENERJİ MERKEZİ HALİNE GELDİ
Şener, şöyle konuştu: “Daha önceki arabuluculuk çözümlerinde aldığı tavır, Türkiye’yi özellikle enerji alanında bir merkez üssü haline getirdi. Türkiye; coğrafi konumunu, diplomatik yaklaşımını, taraflarla yakınlığını ve iyi ilişkilerini kullanarak bu bölgede enerji başta olmak üzeri ciddi bir lojistik üs olması noktasında önemli adımlar atıyor. Türkiye’nin vizyon projelerini de bu bağlamda düşünmek lazım. Türkiye, son 20 yıldır çok önemli altyapı yatırımı yapıyor. Bunu da uluslararası yollarla, demiryollarıyla ve karayollarıyla entegre ediyor. Fiili olarak da önemli bir avantaja sahip ve bu yolların üzerindeki enerjiyi de kontrol ediyor. Buna Rusya ve Orta Asya’daki diğer ülkeler de taraf. Trakya’nın doğalgaz fiyatlarının belirlendiği bir merkez olması konusunda herkes olumlu görüşte. Düşünün, alt koridoru kullandığınızda Çin’den çıkan bir ürünün 20-30 günde Londra’ya veya diğer şehirlere ulaşması söz konusu. Kuzey Koridoru da kullanıldığında süre yine uzuyor. Ancak Türkiye’nin olduğu Orta Koridor kullanıldığında süre yarıya, hatta daha da altına düşüyor. Bu çok büyük bir avantaj.”
ETKİN KOORDİNE EDEBİLİR
Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener, arabuluculuk süreçlerinde daha önce olduğu gibi özellikle gıda başta olmak üzere farklı değer zincirlerindeki lojistik kabiliyetlerin sürdürülebilmesi için de Türkiye’nin ayrı bir önemi olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin aynı zamanda dünya üzerindeki birçok değer zinciri için önemli olan bu iki Karadeniz ülkesinin uluslararası ticaret noktalarına erişimi için önemli bir pozisyona sahip olduğunu ifade eden Akyener, “Barış sürecinde deniz güvenliğinin tesis edilmesi için tek lokasyon olan Karadeniz’deki güvenliği etkin bir şekilde koordine edecek yegane ülke Türkiye’dir. Çünkü Karadeniz’e başka garantör ülkelerin barışı tesis etmek için hiçbir şekilde askeri olarak müdahil olması kesinlikle kabul edilemeyecek. Fakat Türkiye zaten askeri olarak Karadeniz’de” diye konuştu.
Oğuzhan Akyener
ENERJİ MERKEZİ OLMA HEDEFİMİZİ GÜÇLENDİRECEK
Akyener, “Türkiye’nin Karadeniz ayağını koordine etmesi ve adım adım bölgede deniz yolu üzerinden sağlanan ticaretin hızlandırılarak artması, özellikle gıda başta olmak üzere bütün piyasalar için olumlu sonuçlar doğuracak. Savaş sebebiyle aksayan bazı değer zincirleri yeniden normale dönecek. Küresel ekonomi ve bazı ürünlerle alakalı enflasyon beklentileri rahatlayacak. Karadeniz’deki deniz trafiğini artıracak. Enerji açısından baktığımızda Türkiye’nin bir enerji merkezi olma hedefi doğrultusundaki en önemli adımı olan doğalgaz ticaret merkezi olma politikası bundan sonraki süreçte de eğer barış tesis edilebilirse; Avrupa’dan Rus gazına talep daha da artacak ve artık geriye kalan tek rota olan Türkiye üzerinde ticaret yoğunlaşacak. Bu, Türkiye’nin enerji merkezi olma hedeflerini güçlendirecek” dedi.
“TAHILIN KÜRESEL PAZARLARA GÜVENLE ULAŞMASINDA ROL OYNAMAYA DEVAM EDEBİLİRİZ”
Türkiye Gıda Sanayi İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar ise şu değerlendirmelerde bulundu: Türkiye hem Ukrayna hem de Rusya ile güvene dayalı ilişkileri devam ettirerek ihracatçılar için uzun vadeli sözleşmeler ve tedarik anlaşmaları elde edebilme potansiyeline sahip. Ayrıca Rusya’dan enerji ithalatında istikrar sağlanırken, Ukrayna’dan tarım ürünleri alımı devam edecek. Alımlardaki bu devamlılık, Türkiye’ye uygun maliyetli hammadde erişimi ve akabinde rekabetçi üretim imkânı sunacak. Ürün bazında baktığımızda ise geçmiş yıllarda tahıl koridoru kapsamında ülkemizin oynadığı öncü rol gelişerek devam ettirilebilir ve dünya çapında bir un üreticisi olarak bölgede üretilen tahılın küresel pazarlara güvenle ulaşmasında rol oynamaya devam edebiliriz. Dünyanın en büyük ham ayçiçek yağı ihracatçılarından biri olan Ukrayna için Türkiye’nin arabulucu olması, bu ürünün tedariğindeki aksamaların önüne geçebilir ve ülkemizi avantajlı konuma getirebilir. Tedarik güvenliğinin sağlanması ise dünya genelinde gıda fiyatlarındaki dalgalanmaların azalmasına katkı sunacak ve ülkemiz bu süreçte rol oynayarak iç piyasada ve bölge ülkelerinde gıda tedariğindeki istikrara katkı sunacak. Küresel açlık ve gıda krizi risklerinin azaltılmasına yönelik katkılar, ülkemizin uluslararası itibarını güçlendirir.
Kaan Sidar
‘İSTANBUL’DA BAŞLADI, İSTANBUL’DA BİTSİN’
Mayıs ayında Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesi için Türkiye’nin ev sahipliğinde Rusya ve Ukrayna aynı masaya oturmuştu. İstanbul’da başlayan görüşmelerin yine İstanbul’da barışla son bulmasını isteyen Ukrayna İstanbul Büyükelçisi Naryman Dzhelialov, Türkiye’ye güvendiklerini ve Türkiye’nin bu süreçle ilgilendiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekibine teşekkür eden Dzhelialov, “Bizler, en yakın zamanda barış olsun istiyoruz. Bu barış, adil ve toprak bütünlüğünü koruyacak şekilde olmalı. Türkiye’de tarafsız ve adil olduğu için burada neticelenmesini istiyoruz” diye konuştu.