Hudson Enstitüsü Kıdemli Analisti Dr. Can Kasapoğlu’nun değerlendirmesine göre, Baltık Denizi’nin zorlu koşullarında icra edilen görev, bir platform testinin ötesinde, insansız ve otonom sistemlere dayalı yeni bir deniz harp tasarımının ilk olgunluk emarelerini ortaya koydu.
NATO TATBİKATINDA ATIŞLI GÖREV
Bayraktar TB-3 SİHA, NATO’nun Steadfast Dart 2026 tatbikatında atışlı görev icra ederek TCG Anadolu’ya emniyetle iniş gerçekleştirdi. Soğuk, yoğun rüzgar ve dalgalı deniz şartları altında yapılan görev, donanma havacılığı için tasarlanan insansız sistemlerin operasyonel kabiliyetini ortaya koydu.
Kasapoğlu’na göre bu gelişme, “bir platform testinden ziyade yeni bir deniz harp konseptinin sahaya çıkışı” niteliğinde.
PLATFORMDAN MİMARİYE: HİPER HARP TASARIMI
Değerlendirmede, TB-3’lerden ateşlenen KEMANKEŞ akıllı mühimmatlarının sensör verisi aktarımı ve makine öğrenimi destekli hedef tanıma kabiliyetleriyle muharebe ağının parçası haline geldiği bir senaryo ele alındı.
Aynı veri bağı üzerinden yönlendirilen Albatros-S sürülerinin su üstü unsurlara karşı taarruz icra edebileceği, Aselsan Marlin SİDA’ların Çakır gemisavar füzeleri ve elektronik harp yükleriyle görev alabileceği bir harp ortamı tasvir edildi.
Bu mimarinin merkezinde yapay zeka, otonomi ve robotik kabiliyetlerin birleştiği “hiper harp” kapasitesi bulunuyor. TB-3’ün NATO performansı da bu çerçevede stratejik bir konseptin ilk göstergesi olarak görülüyor.
TCG ANADOLU VE “DRON GEMİSİ” KONSEPTİ
Tatbikatta TB-3’ün TCG Anadolu’dan havalanması, geminin gelecekteki rolüne ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
TCG Anadolu gibi LHD sınıfı gemiler için iki temel yaklaşım öne çıkıyor. Bunlardan ilki, F-35B gibi dikey iniş yapabilen savaş uçaklarıyla gemiyi mini uçak gemisi olarak kullanmak. Diğer yaklaşım ise amfibi görevleri önceliklendirmek.
F-35 sürecinin akamete uğramasının ardından uluslararası askeri çevrelerde TCG Anadolu’nun robotik platformlar ağırlıklı bir “dron gemisi” olarak konumlandırılması fikri öne çıkmıştı. TB-3’ün deniz ortamında kullanımı, bu konsepti destekleyen bir adım olarak değerlendiriliyor.
GELECEK HEDEFLER VE MİLLİ UÇAK GEMİSİ
Türk insansız sistemlerinin Suriye, Karabağ ve Libya’daki entegrasyonu uluslararası yayınlarda “oyun değiştirici” olarak nitelendirilmişti. Benzer şekilde önümüzdeki dönemde insansız ve robotik harp kapasitesinin deniz ortamına daha güçlü şekilde taşınması bekleniyor.
Bu çerçevede 2024 Savunma Sanayii İcra Komitesi kararları arasındaki milli uçak gemisi tasarımı ve Baykar’ın Kızılelma ailesine yönelik planları da dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre, TB-3’ün NATO performansı yalnızca bir tatbikat başarısı değil; Türkiye’nin donanma havacılığını yeniden tanımlayan stratejik bir dönüşümün işareti olarak okunmalı.