"Top Gun" filmindeki Iceman rolüyle tanınan, "Batman Forever"da Batman'i canlandıran ve "The Doors"da Jim Morrison'a hayat veren karizmatik ve çok yönlü oyuncu Val Kilmer, 65 yaşında hayatını kaybetti.
Kızı Mercedes Kilmer, Associated Press'e (AP) gönderdiği e-postada, Kilmer’in Salı gecesi Los Angeles'ta ailesi ve dostlarının yanında hayata veda ettiğini açıkladı.
2014'te gırtlak kanseri teşhisi konan ve iki trakeotomi geçiren Kilmer, zatürre nedeniyle yaşamını yitirdi.
2021 yapımı Val adlı belgeselin sonunda Kilmer, hayatına dair şu sözleri sarf etmişti: "Kimi zaman kötü, kimi zaman cesur, kimi zamansa başkalarına garip gelen şekilde davrandım. Bunları inkâr etmiyorum ve hiçbir pişmanlığım yok çünkü kendimde daha önce keşfetmediğim yanlarımı kaybettim ve yeniden buldum. Bu benim için bir lütuftu.”
Juilliard Okulu'na kabul edilen en genç öğrenci olan Kilmer, şöhretin iniş çıkışlarını en keskin yaşayan isimlerden biriydi. 1984'te "Top Secret!" adlı casusluk parodisinde çıkış yapan oyuncu, "Real Genius" (1985) ile komedi yeteneğini sergiledi. Daha sonra "MacGruber" ve "Kiss Kiss Bang Bang" gibi yapımlarda da bu yönünü ortaya koydu.
1990'ların başında zirveye ulaşan Kilmer, "Tombstone" (1993) filminde Kurt Russell ve Bill Paxton’la birlikte yer aldı, "True Romance" filminde Elvis’in hayaletini canlandırdı ve "Heat" (1995) filminde Al Pacino ve Robert De Niro ile rol aldı.
ROLÜNE RUHUNU KATTI
Metod oyuncusu olarak bilinen Kilmer, "Tombstone" filminde Doktor Holliday karakterini oynarken tüberkülozdan ölmenin hissini anlamak için yatağını buzlarla doldurdu. "The Doors" filminde Jim Morrison’a hayat verirken sürekli deri pantolon giydi, set ekibinden kendisine sadece "Jim" diye hitap etmelerini istedi ve bir yıl boyunca The Doors dinledi.
Ancak bu yoğunluk, zamanla onun “zor bir oyuncu” olarak anılmasına neden oldu. Kendisi de bu algıyı kabul etmek zorunda kalmış, ancak sanatın ticari kaygıların önüne geçmesi gerektiğini savunmuştu.
2013’te yayımlanan otobiyografisi "I’m Your Huckleberry"de, "Yönetmenlerin ve oyuncuların işin özüne sadık kalmasını sağlamaya çalışırken Hollywood'un büyük stüdyo başkanlarını kendime düşman ettim," diye yazmıştı.
'BATMAN' UNUTULMAZ OLDU
Kilmer’in kariyerindeki en tartışmalı rollerden biri, "Batman Forever" (1995) filminde Batman’i canlandırması oldu. Film, Michael Keaton’ın ardından bu karakteri devraldığı tek yapım olarak kaldı. Kilmer, ikonik rolü, 1997’de George Clooney’e bıraktı.
Kilmer, performansının büyük ölçüde Batman kostümünden etkilendiğini belirterek, "O kıyafetin içindeyken neredeyse hareket edemiyorsunuz, insanlar sizi ayağa kaldırmak için yardım etmek zorunda kalıyor, duyamıyorsunuz ve sonunda kimse sizinle konuşmuyor. Çok izole edici bir deneyimdi,” ifadelerini kullanmıştı.
HOLLYWOOD’UN EN TARTIŞMALI OYUNCULARINDAN BİRİYDİ
Kilmer’in kariyerindeki en büyük düşüşlerden biri, "The Island of Dr. Moreau" (1996) filmiyle yaşandı. Marlon Brando ile birlikte rol aldığı yapım, setinde yaşanan kaos nedeniyle Hollywood’un en talihsiz projelerinden biri olarak anıldı. Yönetmen Richard Stanley'nin, Kilmer tarafından zorbalığa uğradığı ve yapımdan kovulduğu bildirildi.
1996’da Entertainment Weekly, Kilmer hakkında “Hollywood’un nefret etmeye bayıldığı adam” başlıklı bir kapak haberi yayımladı. Yönetmen John Frankenheimer ise onunla yaşadığı zorlukları şu sözlerle özetledi: “Hayatta asla yapmayacağım iki şey var: Everest’e tırmanmak ve Val Kilmer ile tekrar çalışmak.”
Ancak yönetmen D. J. Caruso gibi isimler, Kilmer’i savunarak onun yalnızca sahneleri derinlemesine tartışmayı sevdiğini söyledi. “Bazı yönetmenler ‘Sen Batmansin! Sadece oyna’ diyordu. Ama Val, karakterine tamamen dalmak isteyen bir oyuncuydu.” dedi.
SANATIN HER ALANINDA ÜRETMEYE DEVAM ETTİ
Hollywood’un büyük yapımlarında eski popülerliğini yitiren Kilmer, kariyerinin sonraki döneminde "Spartan" (2004), "Joe the King" (1999) ve "Wonderland" (2003) gibi daha küçük projelerde rol aldı. Ayrıca Mark Twain’in hayatını anlattığı tek kişilik tiyatro oyunu "Citizen Twain"de sahne aldı.
Kilmer, aynı zamanda bir şair ve ressamdı. "My Edens After Burns" adlı şiir kitabını yayımladı ve "The Mark of Zorro" adlı sesli kitapla 2012’de Grammy’ye aday gösterildi.
Los Angeles’ın Chatsworth semtinde büyüyen Kilmer, lisede Oscar ödüllü Kevin Spacey ve Emmy ödüllü Mare Winningham ile sınıf arkadaşıydı. 17 yaşında Juilliard’a kabul edildiğinde, o döneme kadar bu okula giren en genç öğrenci oldu.
Ancak kısa süre sonra 15 yaşındaki kardeşi Wesley, ailesinin jakuzisinde epilepsi nöbeti geçirerek hayatını kaybetti.
Kilmer, kardeşini anlatırken, “Onun sanat eserleri hâlâ evimde duruyor. Ne yaratacağını düşünmeyi seviyorum, hâlâ ondan ilham alıyorum,” ifadelerini kullanmıştı.
Bir dönem adı Cher ile anılan Kilmer, oyuncu Joanne Whalley ile evlendi. Çiftin Mercedes ve Jack adında iki çocuğu oldu.
2021’de AP'ye verdiği röportajda, hayatına dair şunları söylemişti: "Hiçbir pişmanlığım yok. Mucizelere tanık oldum ve onları deneyimledim.”