Bakan Kurum'dan COP31'de elektrifikasyon vurgusu

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, COP31 Başkanlığı olarak, elektrifikasyon konusunda küresel tartışma başlatmak istediklerini, bu tartışmayı da 2035'e kadar nihai enerji tüketiminin yüzde 35'inin elektrikten karşılanması hedefi etrafında şekillendirmeyi amaçladıklarını söyledi.

Giriş: 22.06.2026 - 17:59
Güncelleme: 22.06.2026 - 17:59
Bakan Kurum'dan COP31'de elektrifikasyon vurgusu

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Londra İklim Eylem Haftası" kapsamında İngiltere'nin başkenti Londra'da düzenlenen "İklim İnovasyon Forumu"nun açılış oturumunda konuştu.


Kurum, Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlandığı bu süreçte, söz konusu foruma katılmaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi.


İnsanlığın pek çok cephede ağır sınamalarla karşı karşıya olduğu bir dönemde bir araya geldiklerini belirten Kurum, yakın dönemde yaşanan çatışmaların faturasının, küresel ekonomide halen hissedilmeye devam ettiğini ve borç yükünün giderek ağırlaştığını söyledi.


Bakan Kurum, ülkelerin, sıcaklık artışına neden olan El Nino hava olayı tehdidiyle de karşı karşıya olduğunu, araştırmaların El Nino'nun yaklaşık 5 trilyon dolarlık maliyete yol açabildiğini ortaya koyduğunu aktardı. Bu yılın, kayıtlara geçen en maliyetli El Nino yılı olabileceğine işaret eden Kurum, üstelik bu hesaplamaya, en ağır bedel olan can kayıplarının henüz dahil edilmediğini dile getirdi.


Birlikte hareket etme iradesinin de ciddi biçimde sınandığına dikkati çeken Kurum, "Biz, kasım ayında Antalya'da bu gidişatı değiştirebileceğimize inanıyoruz. Ortak kararlılığımızı açık ve güçlü şekilde ortaya koymak istiyoruz. Dünyanın dört bir yanında insanların hayatına dokunacak sonuçlar almak ve (iklim eylem sürecine) katılımın değerini herkes için görünür kılmak istiyoruz." dedi.


Bakan Kurum, bu hafta Londra'da yürüteceği temasların, çözüm üretme ve ivmeyi büyütme çabaları açısından kritik eşik niteliği taşıdığının altını çizdi.


"HERKESİN ANTALYA'DAKİ COP31'E HAZIRLIKLI GELMESİ GEREKİYOR" 
Kurum, COP31 Başkanlığı olarak bu sürece yön verme sorumluluğunu büyük kararlılıkla üstlendiklerini belirterek, "Şimdiye kadar tüm tarafları dinledik. Nerelerde ilerleme sağlanabileceğini ve hangi alanlarda ilerlemenin zorunlu olduğunu dikkatle değerlendirdik. Bugün artık somut sonuçlara odaklanan bir gündemi ortaya koymuş durumdayız." ifadelerini kullandı.


İki hafta önce Almanya'da, birçok girişimi ülkelerin katılımıyla resmen başlattıklarını söyleyen Kurum, Londra'da ise bu halkayı genişletmek istediklerini, iş dünyasının, kurumların, sivil toplum kuruluşlarının ve hayır kuruluşlarının sürece daha güçlü biçimde katılmasını hedeflediklerini aktardı.


Kurum, "Londra İklim Eylem Haftası"nın sonunda, amaçları ve hedefleri etrafında daha geniş destek oluşturmuş olmayı arzu ettiklerini dile getirerek, "Herkesin Antalya'daki COP31'e hazırlıklı gelmesi ve bu küresel zirvenin başarıya ulaşması için hazır olması gerekiyor." diye konuştu.


"COP31, KÜRESEL DÖNÜŞÜMÜ HIZLANDIRMAK İÇİN BENZERSİZ FIRSAT SUNUYOR" 
Bakan Kurum, bugüne kadar yürütülen tüm görüşmelerde "elektrifikasyon" temasının çok net biçimde öne çıktığına işaret ederek, bu konunun halihazırda hükümetlerin kabinelerinde ve şirketlerin yönetim kurulu salonlarında konuşulduğu değerlendirmesinde bulundu.


Bunun nedeninin, günlük yaşamda elektrifikasyonun hızlanmasının, ülkeleri, şirketleri ve aileleri dalgalı enerji fiyatlarından korumak için "acil ihtiyaç" olduğunu vurgulayan Kurum, "Bu mesele, insanların hangi aracı satın alacağından evlerini nasıl ısıtacağına ve enerji faturalarını nasıl düşüreceğine kadar günlük hayatın en somut kararlarıyla doğrudan bağlantılı." diye konuştu.


Kurum, COP31'in, bu başlıkları uygulamaya dönük yaklaşımla ele almak ve küresel dönüşümü hızlandırmak için benzersiz fırsat sunduğunun altını çizdi.


COP31 Başkanlığı olarak, elektrifikasyon konusunda küresel tartışma başlatmak istediklerini, bu tartışmayı da 2035'e kadar nihai enerji tüketiminin yüzde 35'inin elektrikten karşılanması hedefi etrafında şekillendirmeyi amaçladıklarını aktaran Kurum, "2035'e kadar yüzde 35" hedefi, ulaşımda, binalarda ve sanayide elektrifikasyonun hızlandırılmasıyla hayata geçirilecek." dedi.


Kurum, "We Mean Business Koalisyonu"nun yakın tarihli anketinin de iş dünyasının bu dönüşüme güçlü şekilde hazırlandığını gösterdiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Ankete katılan şirketlerin yüzde 90'ı, 2035'e kadar faaliyetlerinde elektrifikasyona geçmeyi beklediğini ifade ediyor. Antalya'da, '2035'e kadar yüzde 35' hedefi, önemli gündemlerimizden biri olacak. COP31'in başarısı için ihtiyaç duyduğumuz ivme tam da budur. Ancak yürüttüğümüz görüşmeler bize şunu da açıkça gösterdi, başarıdan söz edebilmek için iki temel hususu dikkate almak zorundayız. Birincisi, Dubai'de düzenlenen COP28'de kabul edilen ilk Küresel Durum Değerlendirmesi'nin de ortaya koyduğu gibi, artan elektrik talebini temiz enerji arzındaki artışla karşılamalıyız çünkü güvenli ve sürdürülebilir enerji geleceği, elektrifikasyonun ve yenilenebilir enerjinin eş zamanlı olarak ilerlemesine bağlıdır. İkincisi, ilerlemeyi hızlandıracak ve bu hedefe ulaşmamızı sağlayacak koşulları güçlendirmemiz gerekiyor. Bu çerçevede gelişmekte olan dünyaya sağlanacak destek özel önem taşıyor."


Bakan Kurum, 2024'te ülkelerin, Bakü Finans Hedefi kapsamında 2035'e kadar her yıl en az 300 milyar dolar finansmanı harekete geçirme konusunda ortak mutabakata vardığını hatırlatarak, ancak geçen yıl, yurt dışı kalkınma yardımlarında kayıtlara geçen en büyük yıllık düşüşün yaşandığını dile getirdi.


Bu dönüşümün başarıya ulaşmasının, gelişmekte olan ülkelerin ortak hedefleri hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğu finansmana erişebilmesine bağlı olduğunun altını çizen Kurum, COP31 Başkanlığı olarak bu meselenin gündemdeki yerini koruması için kararlılıkla çalışacaklarını vurguladı.


Kurum, bu bağlamda tüm bağışçı ülkelere geçmiş taahhütlerini yerine getirme çağrısında bulundu.


"ATIK ÜRETİMİNDEKİ ARTIŞI YARIYA İNDİRMEYİ AMAÇLAYAN KÜRESEL HEDEF ORTAYA KOYDUK" 
Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde Sıfır Atık Hareketi ve metan azaltım girişiminin "küresel öncelik" olarak başlatıldığını anımsatarak, düzenli depolama alanlarından kaynaklanan metan gazının azaltılmasının, küresel ısınmayı yavaşlatmak için en hızlı ve uygulanabilir fırsatlardan biri olduğuna işaret etti.


Atık sektörünün, insan kaynaklı metan emisyonlarının yaklaşık yüzde 20'sinden sorumlu olduğuna dikkati çeken Kurum, "Bugün elimizde etkisi kanıtlanmış ve ölçeklendirilebilir çözümler bulunuyor. Biz de 2035'e kadar atık üretimindeki artışı yarıya indirmeyi amaçlayan küresel hedef ortaya koyduk." dedi.


Dirençli şehirlerin de öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Kurum, şunları kaydetti:


"Türkiye, bu alanda kapsamlı deneyime sahip. Bu deneyim, 2023'teki asrın felaketinin ardından yürüttüğümüz yeniden imar çalışmalarından beslenmektedir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde sadece iki yıl içinde 455 bin konutu yeniden inşa ettik. Bu konutların en yüksek enerji verimliliği standartlarını karşılamasını sağladık. Böylece enerji tüketimini yüzde 39 oranında azalttık. Bu sonuç, aileleri yükselen enerji fiyatlarına karşı korumak açısından kritik önemdedir."


"YEŞİL SANAYİLEŞME DE İLERLEME KAYDETMEK İSTEDİĞİMİZ ALANLARDAN BİRİ" 
Bakan Kurum, enerji verimliliğinin, halihazırda enerji dönüşümünün en temel unsurlarından biri olarak kabul edildiğini aktararak, "Bu anlayışla COP31'de, bina sektöründe enerji tüketim yoğunluğunun 2035'e kadar en az yüzde 25 azaltılmasına yönelik hedefi ele almak istiyoruz." dedi.


Yeşil sanayileşmenin de ilerleme kaydetmek istedikleri alanlardan biri olduğunu belirten Kurum, elektrifikasyonun, bu sürecin önemli parçası olacağının altını çizdi.


Kurum, üretim ve imalat sektöründe geri dönüştürülmüş malzeme kullanım oranının 2035 yılına kadar en az yüzde 15'e çıkarılması için nasıl bir yol izlenebileceğini de tartışmak istediklerini dile getirerek, şunları söyledi:


"Ayrıca, İklim Uygulama Köprüsü adıyla yeni girişim başlatacağımızı duyurduk. Bu girişim, özellikle gelişmekte olan ve en az gelişmiş ülkelerde iklim hedefleri ile ekonomik kalkınma politikaları arasındaki uyumu güçlendirecektir. Son olarak, iklim eylemine yönelik toplumsal desteğin sürdürülmesi için farkındalığın ve yaygın iklim okuryazarlığının vazgeçilmez olduğuna inanıyoruz. Bu, insanların hem kendileri hem de iklime dirençli bir gelecek için en doğru tercihleri yapabilmeleri açısından da büyük önem taşıyor. Bu nedenle 2030'a kadar, dünyanın daha fazla ülkesinde iklim değişikliğinin eğitim müfredatlarına dahil edilmesini hedefliyoruz."


"KÜRESEL EYLEME İHTİYACIMIZ VAR" 
Bakan Kurum, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile COP31 İş Dünyası Forumu'nu da başlattıklarına değinerek, bu forumun, COP31 kapsamında 12-13 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek "İş Dünyası Zirvesi" için iş dünyasının katılımını harekete geçirmek üzere yıl boyunca sürecek platform görevi üstleneceğini söyledi.


Bu hafta, ilerleme sağlamak için önemli fırsata sahip olduklarının altını çizen Kurum, sözlerini şöyle tamamladı:


"COP31 Başkanlığı olarak temel önceliklerimizi ortaya koyduk, elektrifikasyon, atık yönetimi, dirençli şehirler, eğitim ve finansman. Şimdi sizlere de bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Gelin, dünyanın geleceğini şekillendirecek bu öncelikler üzerinde hep birlikte çalışalım. Hepimiz, hangi alanlarda katkı sunabileceğimizi, evlatlarımızın yarınları için cesaretle belirleyelim. COP'a geldiğimizde neler yaptığımızı, bu sürece nasıl destek verdiğimizi, güçlü iş birliğimizi ve vizyonumuzu tüm dünyaya anlatalım çünkü ivme istiyorsak aksiyona, küresel eyleme ihtiyacımız var. Geleceğin COP'unu ve uygulama odaklı COP'u hayata geçirmenin yolu da budur."