Bakan Hakan Fidan'dan Mekke Anlaşması açıklaması: Savunma sanayinde işbirliği öne çıktı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ayrıntılarını açıkladı. Fidan, “Bize saldırmayan hiçbir ülke hedefimizde değil” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın kapsamı, işleyişi ve hedeflerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Anlaşmanın yaklaşık 2 yıl 8 aylık bir hazırlık sürecinin ardından imzalandığını belirten Fidan, ittifakın savunma, istihbarat, lojistik, eğitim ve savunma sanayi alanlarında işbirliğini kurumsallaştıracağını söyledi.
MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI İÇİN “TARİHİ BİR GÜN” DEĞERLENDİRMESİ
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtlayarak değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na ilişkin konuşan Fidan, anlaşmanın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yürütülen dış politika açısından önemli bir aşama olduğunu söyledi.
Fidan, “Gerçekten tarihi bir gündü. Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde yürüttüğümüz dış politikamızda, gerçekten uzun yıllardır hedeflediğimiz bazı köşe taşları var. Onlardan birinin gerçekleşmesiyle alakalı bir olaya tanıklık ettik.” ifadelerini kullandı.
Bölgede uzun yıllardır devam eden bir istikrarsızlığa işaret eden Fidan, savaşların, işgallerin, sürgünlerin ve yerinden edilmiş insanların Türkiye'nin yakın doğusu ve güneydoğusunda, dünyada genel olarak “Orta Doğu” olarak kabul edilen coğrafyada uzun yıllardır yaşanan olaylar olduğunu dile getirdi.
Fidan, bu sistemsizliğin uzun yıllardır iktidarda bulunan AK Parti hükümetlerinin yakından takip ettiği ve analiz ettiği, sorunlara nasıl kalıcı bir düzen getirilebileceği üzerinde çalıştığı bir konu olduğunu belirtti.
Son birkaç yıldır bu konudaki görüşlerin daha da olgunlaştırıldığını ifade eden Fidan, pratikte hangi adımların atılabileceğine yoğunlaştıklarını söyledi. İlk tespitlerin ardından görüşlerin ilgili taraflarla paylaşıldığını belirten Fidan, sürecin nihayetinde somutlaştırılma aşamasına geldiğini kaydetti.
BÖLGESEL SAHİPLENMENİN ARTIRILMASI VURGUSU
Türkiye'nin yaklaşımını anlatan Fidan, bölgesel sahiplenmenin artırılmasının önemine dikkat çekti.
Fidan, “Bölgesel sahiplenmemizin artırılması önemli. Çünkü dışarıdan gelen hegemonlar, bölgedeki sorunları çözmüyor, daha da akut hale getiriyor, maliyeti çok yüksek oluyor. Bölge ülkelerinin kendi güvenliklerini, kendi ekonomik istikrarlarını, kendi kalkınmalarını, kendi refahlarını, kendilerinin aslında garanti altına alıcı daha kurumsal noktalara gitmeleri gerekiyor.” dedi.
Türkiye'nin bölge ülkelerinin hemen hemen tamamıyla çok iyi ilişkilere sahip olduğunu belirten Fidan, mevcut ilişkilerin konjonktüre, siyasi algılara ve anlayışlara dayalı olarak değişebilen bir yapıda bulunduğunu ifade etti.
Fidan şöyle konuştu:
“Ama bunlar gerçekten konjonktüre, siyasi algılara, anlayışlara dayalı, her an değişebilen yapıda olan ilişkiler idi. Ama Türkiye'nin dış politikası uzun zamandır Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde aynı. Biz bunu daha kalıcı hale getirmenin daha faydalı olduğunu hep düşündük. 'Aradaki kardeşlik ilişkisi' dediğimiz veya 'ilişki' dediğimiz konuların daha yapısal, daha profesyonel, daha kendi kendine gidebilen bir noktada olması gerekiyor bütün bölgenin istikrarı için.”
“BİR BÖLGEDE SAVUNMA İTTİFAKINA İHTİYAÇ VAR”
Türkiye'nin bölgesel vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, güvenlik ve ekonomik yapı arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
Fidan, “Bir bölgede aslında savunma ittifakına ihtiyaç var. Ülkeler birbirlerinin güvenliğinden emin olmadan üstüne ekonomik yapılar bina edemiyorlar. Bu tarihin de gösterdiği bir husus.” ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği örneğini veren Fidan, Amerikan güvenlik şemsiyesinin sağladığı atmosfer içerisinde Avrupa ekonomik toplumunun hayata geçtiğini ve daha sonra geliştiğini söyledi.
Fidan, bölgede de istikrarsızlıkların giderilmesi veya en azından durdurulması, daha büyük ekonomik ve sosyal entegrasyon sağlanması ve bölge halkının refahının artırılması konusunda büyük bir irade bulunduğunu dile getirdi.
Sürecin kolay olmadığını ve henüz başlangıç aşamasında bulunduklarını belirten Fidan, bunun için gerekli zihinsel ve kavramsal hazırlıkların ve planların bulunduğunu söyledi.

ANLAŞMA İÇİN 2 YIL 8 AYLIK HAZIRLIK SÜRECİ
Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın kurumsal olarak nasıl hayata geçirileceğine ilişkin çalışmaların da sürdüğünü belirtti.
“Bunları yaparken ne türden sorunlarla karşılaşacağız, onları biliyoruz. Bunları tam 2 yıl 8 aydır ben ortaklarımızla, imza attığımız ortaklarla ve diğer bölge ülkeleriyle kesintisiz konuşuyorum. Cumhurbaşkanı'mız lider seviyesinde yaptığı görüşmelerde tabii hep gündeme getiriyor.” diyen Fidan, anlaşmanın fikir aşamasından somut bir metne dönüştürülmesine kadar uzun bir hazırlık sürecinin yaşandığını aktardı.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın yaklaşık 2 yıldır hazırlandığı yönündeki soruya Fidan, “Tabii, bunun fikir düzeyinden kavrama, kavramdan anlaşma noktasına geçmesi.” yanıtını verdi.
NATO'NUN 5. MADDESİYLE AYNI YAPIDA
Hakan Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın teknik açıdan NATO Antlaşması'nın kolektif savunmaya ilişkin 5. maddesiyle aynı olduğunu söyledi.
Fidan, “Zaten onun için bir güvenlik paktı kuruyorsunuz. Onun için nihai derecede bir ittifaka katılma kararı alıyor diğer ülkeler. Birbirinin koruyucu desteğinden faydalanmak için.” dedi.
Anlaşmanın imzacı ülkelere yükümlülük getirdiğini belirten Fidan, Türkiye'nin 1952'den bu yana NATO üyesi olduğunu ve uzun yıllardır NATO toplantılarına katıldığını hatırlattı.
NATO'nun tarihinde bir veya iki kez ortak müdahale kararı alarak operasyona girdiğini belirten Fidan, Afganistan ve Kosova örneklerine işaret etti.
Fidan şöyle devam etti:
“Onun dışında NATO'nun hazırlıkları, NATO'nun en büyük caydırıcılığı defensive pozisyonda bir caydırıcılık yeteneği geliştirmek. 'Sen, bana saldırsan ben hazırlığını yapmış, bu kadar büyük bir topluluğa sahip askeri gücüm. Benim gücümü test etme. Dolayısıyla ben saldırıya uğramıyorum. Benim bulunduğum coğrafyada siyasi, ekonomik ne kadar sorunu varsa hallederek kalkınıyor ve daha normal bir yolda gidiyor.'”
Fidan, bütün gelişmelerin önünü tıkayan temel unsurların şiddet, savaş ve gözyaşı olduğunu vurguladı.
“BİZ BİRBİRİMİZE ARTIK BUNDAN SONRA DAYANIŞMA HALİNDEYİZ”
Savunma ittifaklarının yalnızca dışarıya mesaj verme amacı taşımadığına dikkat çeken Fidan, anlaşmanın taraf ülkeler arasında da önemli bir güvence anlamına geldiğini söyledi.
Fidan, “Caydırıcılık gücünüzü artırıyorsunuz. İkinci bir hususta, bu türden ittifaklara girmenin yolu, bir dışarıya mesaj vermekten ziyade, bu ittifaka imza atan ülkeler birbirlerinin güvenliğine tehdit olmayacaklarını, aslında birbirlerinin güvenliğine tersine garanti olacaklarını ortaya koyuyorlar, taahhüt ediyorlar.” dedi.
İttifakın başlangıç noktasının taraf ülkelerin birbirlerine karşı güvenlik tehdidi oluşturmayacaklarını taahhüt etmeleri olduğunu ifade eden Fidan, şöyle devam etti:
“Bir güvenlik ittifakına girdiğiniz zaman dışarıdaki bir aktöre karşı değil, içeride 'biz birbirimize artık bundan sonra dayanışma halindeyiz, birbirimizden diğerine zarar gelmez' meselesi.”
SALDIRI DURUMUNDA YÜKÜMLÜLÜK NASIL İŞLEYECEK?
Fidan, bir saldırı durumunda anlaşmanın nasıl devreye gireceğine ilişkin de açıklamalarda bulundu.
“En çok merak edilen konu, saldırı durumunda hemen bir yükümlülük doğuyor mu? Bu yükümlülük nasıl işlevsel hale gelecek?” sorusunu yanıtlayan Fidan, anlaşma metninde genel taahhütler bulunduğunu söyledi.
Fidan, “Bu genel taahhütlerin hangi pratikte ne şekilde hayata geçeceği her zaman için ifade ettiğim gibi tartışmaya ve ilgili kurulların karar almasına bağlı.” dedi.
Bir ülkenin öncelikle çağrıda bulunması gerektiğini belirten Fidan, ihtiyaç duyulan yardımın niteliğinin de söz konusu ülke tarafından tanımlanacağını söyledi.
Fidan şu ifadeleri kullandı:
“Der ki 'benim istihbarata ihtiyacım var, lojistiğe ihtiyacım var, mühimmata ihtiyacım var, olmadı, daha ileri safhada askeri ünitelere ihtiyacım var.' Bunlar çok aşamalı, tehditin boyutuna göre değişen hususlar.”
BAKANLAR KOMİTESİ VE GENEL SEKRETERLİK KURULACAK
Fidan, ittifak kapsamında yapısal olarak bir bakanlar komitesi oluşturulacağını açıkladı.
NATO'daki yapıya benzer şekilde dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanının yer alacağı siyasi ve askeri bir komite kurulacağını belirten Fidan, bu komitenin liderlerin ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda ittifak içerisindeki kararları alacağını ve gerekli çalışmaları yürüteceğini söyledi.
Fidan, komitenin ortaya koyduğu vizyonu hayata geçirmek üzere bir genel sekreterlik ve teşkilat oluşturulacağını da açıkladı.
GENEL SEKRETERLİĞİN MERKEZİ SUUDİ ARABİSTAN'DA OLACAK
Fidan'ın açıklamasına göre Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında oluşturulacak genel sekreterliğin merkezi Suudi Arabistan'da bulunacak.
Fidan, “Sekreteryanın merkezi Suudi Arabistan’da olacak, o şekilde kararlaştırdık.” dedi.
Genel Sekreterliğin Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki savunma ittifakıyla ilgili konuları yakından takip edeceğini belirten Fidan, alınan kararların uygulanmasının da bu yapı aracılığıyla takip edileceğini söyledi.
İlk komite toplantısının ardından bakanların liderlerin onayına sunacağı konular arasında sekreteryanın kurulması, yapısı, işleyişi ve ilk görevlerinin bulunabileceğini ifade etti.
SAVUNMA SANAYİ İŞBİRLİĞİ ÖNE ÇIKTI
Fidan, üç ülke liderlerinin görüşmelerinde en fazla üzerinde durulan konulardan birinin savunma sanayi alanındaki işbirliği olduğunu açıkladı.
Askeri açıdan “ortak çalışabilirlik” kavramının önemine değinen Fidan, NATO'da “interoperability” olarak kavramsallaştırılan bu yapının, farklı ordu yapılarına sahip ülkelerin birlikte hareket edebilmesine imkan sağladığını söyledi.
Fidan, ortak çalışmaların karşılıklı eğitim, destek, lojistik, tehdit analizleri, istihbarat paylaşımı ve savunma sanayi alanlarında yürütülebileceğini belirtti.
“Dün en çok liderler arasında konuşulan konu, savunma sanayi alanındaki işbirliği ve buradaki teknolojilerden ülkelerin birbirinden istifade etmesi.” diyen Fidan, bunun ciddi ve süreklilik gerektiren kurumsal bir çalışma olduğunu söyledi.
“BAŞARIYI RASTGELELİĞE BIRAKMAMAK GEREKİYOR”
Kurumsallaşmanın önemine dikkat çeken Fidan, ülkelerin kriz zamanlarında ne yapacaklarını yeniden düşünmek zorunda kalmayacakları bir sistem oluşturulması gerektiğini belirtti.
Fidan, “Ülkeler sıkıştıkça 'ya biz ne yapacaktık beraber' deme durumunda olmayacaklar. Bizim her zaman için yani vurguladığım husus, dış politikada veya herhangi bir konuda başarıyı rastgeleliğe bırakmamak gerekiyor, kurumsallaştırmak gerekiyor. Devamlı hale getirmek gerekiyor.” dedi.
Ülkelerin belirli menfaatler etrafında bir ittifak içerisinde bulunması gerektiğini söyleyen Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan için “Bu 3 ülke, çekirdek ülke.” ifadesini kullandı.
“BİZE SALDIRMAYAN HİÇBİR ÜLKE HEDEFİMİZDE DEĞİL”
Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında yazılı hale getirilmiş ortak bir tehdit bulunmadığını belirtti.
“Yazıya bağladığımız bir ortak tehdit yok.” diyen Fidan, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın dış politika anlayışlarının yayılmacı olmadığını vurguladı.
Fidan şu ifadeleri kullandı:
“Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye’nin dış politika tavırlarına baktığınızda yayılmacı politikaları olan ülkeler değil. Kendi sınırları içerisinde kendi dertleriyle, kalkınmalarıyla meşguller.”
“BİZE SALDIRMAYAN HİÇBİR ÜLKE HEDEFİMİZDE DEĞİL.”
Fidan, ittifakın bölge içerisinden veya dışından herhangi bir saldırıya uğramadığı sürece başka bir ülkeyle sorun yaşamasının söz konusu olmayacağını belirtti.
“İster bölge içinden ister dışından saldırıya uğramadığı sürece bu ittifakın herhangi bir ülkeyle alıp veremediği olamaz.” diyen Fidan, farklı coğrafyaların ve farklı önceliklerin birbiriyle çatışır durumda tutulmayacağını söyledi.
MEKKE İTTİFAKI'NA BAŞKA ÜLKELER DE KATILMAK İSTİYOR
Fidan, ittifaka katılmak isteyen başka ülkelerin de bulunduğunu açıkladı.
“Adını vermek istemiyorum, başka ülkeler var katılmak isteyen.” ifadelerini kullanan Fidan, mevcut yapının üç ülkeyle sınırlı kalmasının hedeflenmediğini söyledi.
İttifak kapsamında tatbikatlar ve eğitimlerin de gerçekleştirileceğini belirten Fidan, bunların ortak askeri ittifakların doğasında bulunan faaliyetler olduğunu ifade etti.
Fidan, “Tatbikatlar olacak, eğitimler olacak. Bunlar zaten ortak askeri ittifakların doğasındaki hususlar. Bunları yapmadan ortak çalışabilirliği, ortak hareket edilebilirliği ortaya koyamazsınız.” dedi.
İttifak için şu anda genel olarak “Mekke İttifakı” ifadesinin kullanıldığını da söyledi.
MISIR'IN DA İTTİFAKA KATILABİLECEĞİNİ SÖYLEDİ
Fidan, bir sonraki aşamada Mısır'ın da ittifak içerisinde yer alacağına inandığını ifade etti.
“Bir sonraki aşamada Mısır’ın da ittifakın arasında bulunacağına inanıyorum.” diyen Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonunun üç ülkeyle sınırlı olmadığını belirtti.
Fidan, “Cumhurbaşkanımızın vizyonunda bizim 3 ülkeyle sınırlı kalmamamız, büyümemiz, gerekirse bütün ülkeleri bu çatının altında toplamamız var.” ifadelerini kullandı.
Mekke İttifakı'nın bölgeye kalıcı istikrar getirecek en önemli adımlardan biri olduğunu belirten Fidan, “Bu bölge, son yüz yıldır Osmanlı'nın çekilmesinden beri istikrarsızlıkla anılan bir bölge.” dedi.
KAFKAS PAKTI AÇIKLAMASI
Hakan Fidan, Kafkas Paktı ihtimaline ilişkin soruya da yanıt verdi.
Fidan, “Bunlar gerektiği zaman inşa edilebilir.” ifadelerini kullandı.
Avrupa ile Orta Doğu'nun güvenlik mimarilerinin Türkiye üzerinden uzun veya orta vadede uyumlaştırılmasının mümkün olduğunu belirten Fidan, “Avrupa’yla Orta Doğu güvenlik mimarilerini Türkiye üzerinden uzun vadede, hatta orta vadede uyumlaştırılması mümkün.” dedi.
HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN KAPATILMASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
Fidan, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaş ve İran Körfezi'ndeki gelişmeler kapsamında Hürmüz Boğazı'nın kapatılması konusunu da değerlendirdi.
Enerji açısından Türkiye'ye doğrudan etki eden bir durum bulunmadığını söyleyen Fidan, Kızıldeniz ticaret havzasının kapanmasının ise Türkiye'nin menfaatleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Fidan, “Enerji açısından bize doğrudan etki eden bir durum yok. Kızıldeniz ticaret havzasının kapatılması bizim tabii ki menfaatimizle doğrudan bir konu.” dedi.
Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Fidan, geçici süreyle de olsa 60 gün olarak nitelendirilen bir uzlaşmanın sağlanmasının önemli olduğunu söyledi.
“Şu anda en önemli öncelik herkesin üzerinde çalıştığı, geçici süre de olsa - ki 60 gün olarak nitelendiriliyor- boğazın açılmasını sağlayacak bir uzlaşmanın sağlanması.” diyen Fidan, bölge ülkeleriyle birlikte ABD, Batı, Avrupa ve Asya'nın boğazın bir an önce açılmasını talep ettiğini belirtti.
Fidan, “Şu anda bölge ülkeleri, Amerika, Batı, Avrupa, Asya, bu boğazın bir an önce açılmasını talep ediyor, bu konuda büyük bir baskı var.” ifadelerini kullandı.
SUUDİ ARABİSTAN-İRAN GERİLİMİNE İLİŞKİN MESAJ
Fidan, Suudi Arabistan'ın İran'a yönelik yaklaşımına ilişkin de açıklamalarda bulundu.
Suudi Arabistan'ın İran'la savaşmak veya İran'ı yok etmek yönünde bir niyeti olmadığını belirten Fidan, Suudi Arabistan'ın askeri müdahalenin çözüm olmadığı görüşünde olduğunu söyledi.
Fidan şu ifadeleri kullandı:
“Suudi Arabistan ile konuştuğumuz zaman İran’la ilgili ‘Biz İran’la savaşalım, İran’ı yok edelim’ gibi bir niyetleri yok. Bu konuda daha farklı düşünceleri var. İran'a yönelik askeri müdahalenin çözüm olmadığını, konuşma yoluyla anlaşma yoluyla bu meselenin halledilmesi konusunda bir duruşları var.”
TÜRKİYE'NİN BÖLGESEL VE KÜRESEL ROLÜ
Fidan, Türkiye'nin hem bölgenin hem de dünyanın karşı karşıya bulunduğu hayati sorunlarda yapıcı bir rol üstlendiğini belirtti.
“Hem bölgenin hem dünyanın karşılaştığı tüm hayati sorunlara karşı Türkiye'nin saygın bir aktör olarak son derece yapıcı, ön alıcı katkıları var.” ifadelerini kullanan Fidan, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik çalışmalarını sürdüreceğini vurguladı.
