Pazar11 Ekim 202616:58İSTPİYASAKAPALI
DünyaÖne çıkan

Avrupa'da borç alarmı büyüyor! Fransa'dan sonra gözler şimdi de İtalya'ya çevrildi

Avrupa'da Fransa'nın ardından İtalya'nın kamu borcu da gündeme geldi. Giorgia Meloni hükümetinin savunma ve enerji için yaklaşık 28 milyar Euro'luk ek mali alan planlaması, bütçe açığı beklentilerini yükseltti. Goldman Sachs, İtalya'nın borç/GSYİH oranının 2028'de yüzde 137'ye ulaşabileceğini öngördü.

Yayınlanma

Paylaş
Avrupa'da borç alarmı büyüyor! Fransa'dan sonra gözler şimdi de İtalya'ya çevrildi

Avrupa ekonomisinde yükselen kamu borcu ve bütçe açıkları, finans piyasalarında yeni endişelere neden oluyor. Fransa'daki mali sorunların ardından yatırımcıların dikkati bu kez İtalya'ya çevrildi. Başbakan Giorgia Meloni hükümetinin savunma ve enerji harcamalarına yönelik ek borçlanma planı, ülkenin mali görünümüne ilişkin tartışmaları artırdı. Goldman Sachs, yükselen tahvil faizleri ve genişleyen bütçe açıklarının İtalya'nın kamu borcu üzerindeki baskıyı artırabileceği uyarısında bulundu.

FRANSA'DAN SONRA İTALYA GÜNDEMDE

Avrupa'da kamu maliyesine ilişkin kaygılar giderek daha fazla ülkenin ekonomik görünümünü etkiliyor.

Fransa'da artan borç yükü, siyasi belirsizlikler ve devlet tahvillerindeki satış baskısının ardından İtalya'nın mali durumu da uluslararası yatırımcıların gündemine taşındı.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni hükümetinin savunma ve enerji harcamalarına yönelik yeni mali planı, ülkenin bütçe açığı ve kamu borcu tahminlerinin yeniden değerlendirilmesine neden oldu.

Yüksek faiz oranları ve artan kamu harcamalarının borçlanma maliyetlerini yükseltebileceğine yönelik endişeler, İtalyan devlet tahvillerine ilişkin beklentilerde belirleyici unsurlar arasında yer alıyor.

Özellikle Goldman Sachs ve UBS gibi uluslararası finans kuruluşlarının değerlendirmeleri, İtalya'nın mali görünümüne yönelik farklı risk senaryolarını gündeme taşıdı.

MELONİ HÜKÜMETİNDEN 28 MİLYAR EURO'LUK BORÇLANMA PLANI

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni liderliğindeki hükümet, savunma ve enerji alanlarındaki harcamaları karşılamak amacıyla yaklaşık 28 milyar Euro'luk ek mali alan oluşturulmasını içeren bir plan hazırladı.

2027 ve 2028 yıllarını kapsayan plan, Avrupa Birliği'nin belirli koşullarda kamu harcamalarına esneklik sağlayan mali kuralları çerçevesinde ele alınıyor.

Yeni mali düzenleme, savunma ve enerji harcamalarındaki artışın bütçe üzerindeki etkisini karşılamayı amaçlıyor.

İtalya hükümetinin 2 Ekim'de kabul ettiği kamu maliyesi planında, Avrupa Birliği'nin ulusal muafiyet mekanizmasından yararlanılması öngörülüyor.

Hükümetin resmi değerlendirmesinde söz konusu ilave mali alanın 2027-2028 döneminde yaklaşık 29 milyar Euro'ya kadar çıkabileceği belirtiliyor.

Bu tutar, tamamı halihazırda kullanılmış bir borçlanma miktarından ziyade iki yıllık dönemde yararlanılması planlanan ek mali esnekliği ifade ediyor.

İTALYA'NIN 2027 VE 2028 BÜTÇE AÇIĞI HEDEFLERİ YÜKSELDİ

İtalya hükümeti, savunma ve enerji harcamalarını kapsayan plan doğrultusunda gelecek yıllara ilişkin bütçe açığı hedeflerinde yukarı yönlü değişikliğe gitti.

Yeni mali çerçeveye göre bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranının 2027 yılında yüzde 3,4 olması öngörülüyor.

2028 yılı için ise bütçe açığı tahmini yüzde 3,2 seviyesinde bulunuyor.

İtalya'nın açıklanan yeni bütçe açığı projeksiyonları şöyle:

Yıl

Bütçe açığı/GSYİH

2026

yüzde 2,9

2027

yüzde 3,4

2028

yüzde 3,2

2029

yüzde 2,3

Bu rakamlar, İtalya'nın bütçe açığının 2026 yılında yüzde 3 seviyesinin altında kalmasının ardından 2027 ve 2028'de yeniden bu eşiğin üzerine çıkmasının beklendiğini gösteriyor.

GOLDMAN SACHS'TAN İTALYA İÇİN YÜZDE 137 BORÇ TAHMİNİ

ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs, İtalya'nın kamu maliyesine yönelik değerlendirmesinde artan bütçe açıkları ve yüksek faiz oranlarının borç yükünü artırabileceğine dikkat çekti.

Goldman Sachs Kıdemli Avrupa Ekonomisti Filippo Taddei, İtalya hükümetinin 2027 ve 2028 yıllarına ilişkin bütçe açığı hedeflerini yukarı yönlü revize etmesini önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.

Taddei'ye göre genişleyen bütçe açıkları ve sıkı finansman koşulları, kamu borcunun milli gelire oranının düşürülmesini zorlaştırabilir.

Goldman Sachs'ın tahminine göre İtalya'nın kamu borcunun GSYİH'ye oranı 2028 yılına kadar yaklaşık yüzde 137 seviyesine ulaşabilir.

Bu tahmin, İtalya'nın yüksek kamu borcu yükünün önümüzdeki yıllarda da Avrupa ekonomisinin önemli gündem maddelerinden biri olabileceğine işaret ediyor.

İTALYA AVRUPA'NIN EN BORÇLU ÜLKESİ Mİ OLACAK?

İtalya, kamu borcunun milli gelire oranı bakımından Avrupa'nın en yüksek borç yüküne sahip ekonomileri arasında yer alıyor.

Goldman Sachs'ın yüzde 137'lik tahmini, ülkenin yüksek borçluluk oranını koruyabileceğini ortaya koyuyor.

Bununla birlikte İtalya hükümetinin kendi mali projeksiyonları, kamu borcu oranının 2027 yılında yaklaşık yüzde 138,5 ile zirve yaptıktan sonra 2028'de yüzde 137,9'a gerileyebileceğini gösteriyor.

İtalya'nın Avrupa'nın en yüksek borç oranına sahip ülkesi olup olmayacağı ise diğer ülkelerin borç dinamiklerine de bağlı olacak.

Dolayısıyla mevcut tahminler, İtalya'nın Avrupa'nın en borçlu ekonomisi olacağını kesinleştirmiyor ancak ülkenin yüksek kamu borcu nedeniyle karşı karşıya bulunduğu mali riskleri ortaya koyuyor.

SEÇİM BELİRSİZLİĞİ BORÇ PİYASASINI ETKİLİYOR

İtalya'nın mali görünümüne ilişkin endişelerin artmasında yaklaşan genel seçimler de önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Ülkede olağan takvime göre en geç Aralık 2027'de yapılması beklenen genel seçimler öncesinde siyasi partilerin ekonomi politikaları ve harcama planları yatırımcıların dikkatini çekiyor.

Sağ ve sol siyasi blokların harcama odaklı vaatler üzerinden koalisyon arayışına girmesi ihtimali, bütçe disiplininin korunmasına yönelik beklentiler üzerinde baskı oluşturabilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.

Seçim dönemlerinde kamu harcamalarını artırmaya yönelik vaatlerin öne çıkması, bütçe açıklarını azaltmayı amaçlayan mali konsolidasyon politikalarının uygulanmasını zorlaştırabiliyor.

Bu nedenle yatırımcılar, İtalya'nın yalnızca mevcut borç seviyesini değil, 2027 seçimleri sonrasında izlenebilecek ekonomi politikalarını da takip ediyor.

İTALYAN DEVLET TAHVİLLERİNDE FAİZ BASKISI ARTIYOR

İtalya'nın kamu borcuna yönelik endişeler, ülkenin tahvil piyasasında da yakından izleniyor.

Özellikle 10 yıllık İtalyan devlet tahvilleri, BTP olarak bilinen borçlanma araçları üzerinden değerlendirmeye alınıyor.

Tahvil getirilerinin yüksek seviyelerde kalması, İtalya'nın yeni borçlanmalarını ve mevcut borçlarını yeniden finanse etmesini daha maliyetli hale getirebilir.

Bu durum, yüksek borç stokuna sahip ülkelerde bütçe üzerindeki faiz yükünün artmasına neden olabiliyor.

İtalya açısından yüksek tahvil getirileri ile genişleyen bütçe açıklarının aynı dönemde ortaya çıkması, kamu borcunun sürdürülebilirliğine ilişkin tartışmaları güçlendiriyor.

UBS'DEN İTALYAN TAHVİLLERİNE YÖNELİK RİSKLİ POZİSYON

Uluslararası yatırım bankası UBS'nin İtalyan devlet tahvillerine yönelik yaklaşımı da piyasalardaki risk algısına ilişkin dikkat çeken gelişmeler arasında gösteriliyor.

Aktarılan değerlendirmelere göre UBS Yatırım Bankası yetkilileri, İtalyan devlet tahvillerinde kısa pozisyon almayı tercih ediyor.

Kısa pozisyon, bir finansal varlığın fiyatının gerilemesinden kazanç elde etmeyi hedefleyen yatırım stratejisi olarak biliniyor.

Tahvil piyasasında fiyatların düşmesi genellikle getirilerin yükselmesiyle ilişkilendiriliyor.

UBS'nin İtalyan tahvillerine yönelik bu yaklaşımı, İtalya'nın Avrupa borç piyasasında baskı altında kalabilecek ülkelerden biri olduğuna yönelik beklentiyi yansıtıyor.

Ancak piyasalardaki bütün yatırımcıların İtalya için aynı risk senaryosunu benimsediği söylenemiyor.

PIMCO: İTALYA'NIN FRANSA'YA GÖRE ÖNEMLİ AVANTAJLARI VAR

İtalya'nın kamu borcu konusundaki değerlendirmeler yalnızca olumsuz senaryolardan oluşmuyor.

Küresel varlık yönetim şirketi PIMCO'nun Portföy Yöneticisi Konstantin Veit, İtalya'nın Fransa'ya kıyasla bazı yapısal avantajlara sahip olduğunu savunuyor.

Veit'e göre iki ülke arasındaki temel farklılıklardan biri, devlet tahvillerinin yatırımcılar arasındaki dağılımı.

Fransız devlet tahvillerinin önemli bölümünün yabancı yatırımcıların elinde bulunması, ülkenin olumsuz ekonomik ve siyasi gelişmelere karşı daha hassas hale gelmesine neden olabiliyor.

İtalyan devlet tahvillerinde ise yerli yatırımcı tabanının daha güçlü olması, piyasada istikrar sağlayabilecek unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Bu durum, İtalya'nın olası piyasa dalgalanmalarına karşı Fransa'dan farklı bir dayanıklılık gösterebileceği görüşünü destekliyor.

İTALYA'NIN BİRİNCİL BÜTÇE DENGESİ ÖNE ÇIKIYOR

PIMCO Portföy Yöneticisi Konstantin Veit'in değerlendirmesinde İtalya'nın birincil bütçe dengesi de önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor.

Birincil bütçe dengesi, kamu gelirleri ile faiz dışındaki kamu harcamaları arasındaki farkı ifade ediyor.

İtalya'nın Fransa'ya kıyasla daha güçlü bir birincil bütçe dengesine sahip olması, kamu maliyesinin değerlendirilmesinde olumlu bir unsur olarak gösteriliyor.

Veit, İtalya'nın daha net bir siyasi yapıya ve geçmişte zorlu mali kararları uygulama deneyimine sahip olmasının da ülkenin dayanıklılığını desteklediğini savunuyor.

Bu değerlendirmeye göre İtalya, yüksek kamu borcuna rağmen siyasi istikrarı ve mali politika uygulamalarındaki geçmişi sayesinde Fransa'dan farklı bir görünüm sergiliyor.

FRANSA VE İTALYA ARASINDAKİ BORÇ FARKI NEDİR?

Fransa ve İtalya, Avrupa'nın kamu borcu ve bütçe açığı konusunda yakından takip edilen büyük ekonomileri arasında bulunuyor.

Her iki ülke de yüksek kamu harcamaları, borçlanma maliyetleri ve mali disiplin hedefleri nedeniyle finans piyasalarının gündeminde yer alıyor.

Ancak borç piyasalarındaki yatırımcı yapısı ve siyasi koşullar bakımından iki ülke arasında farklılıklar bulunuyor.

PIMCO'nun değerlendirmesinde öne çıkan karşılaştırma şöyle:

Değerlendirme alanı

İtalya

Fransa

Kamu borcu

Milli gelire oranla çok yüksek

Yüksek ve mali baskı altında

Tahvil yatırımcıları

Yerli yatırımcı tabanı daha güçlü

Yabancı yatırımcıların payı önemli

Birincil bütçe dengesi

Görece daha güçlü

Daha zayıf

Siyasi görünüm

Meloni hükümetinin mevcut çoğunluğu

Siyasi belirsizlikler öne çıkıyor

Temel risk

Yüksek borç stoku ve faiz maliyeti

Bütçe açıkları ve siyasi belirsizlik

Bu farklılıklar, Fransa ve İtalya'nın kamu borcuna ilişkin benzer endişelerle karşı karşıya bulunmasına rağmen finansal piyasalarda aynı şekilde değerlendirilmeyebileceğini gösteriyor.

AVRUPA'DA YENİ BİR BORÇ KRİZİ YAŞANIR MI?

Avrupa'da yükselen kamu borcu, artan tahvil getirileri ve bütçe açıkları, yeni bir borç krizi yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin tartışmaları gündemde tutuyor.

İtalya hükümetinin savunma ve enerji harcamalarına yönelik ek mali alan oluşturma kararı, özellikle yüksek borç stokuna sahip ekonomilerde bütçe esnekliğinin sınırlarına ilişkin soruları artırıyor.

Goldman Sachs, genişleyen açıklar ve yüksek finansman maliyetlerinin İtalya'nın borç oranını yüksek tutabileceğini değerlendirirken PIMCO, ülkenin Fransa'ya kıyasla sahip olduğu yapısal avantajlara dikkat çekiyor.

Bu farklı yaklaşımlar, İtalya'nın mali görünümüne ilişkin piyasalarda tek bir beklentinin bulunmadığını ortaya koyuyor.

Mevcut göstergeler kamu maliyesi açısından risklerin arttığına işaret etse de İtalya'da yeni bir borç krizinin kaçınılmaz olduğu sonucuna varmak mümkün değil.

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni