Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Sarı’nın değerlendirmesine göre, Rusya’nın Avrupa gaz piyasasından çekilme süreci ile Orta Doğu’da Hürmüz Boğazı merkezli gerilimlerin eş zamanlı yaşanması, Avrupa’yı yeni bir sistemik enerji şokuyla karşı karşıya bırakıyor.
RUSYA’NIN ÇEKİLME STRATEJİSİ VE RİSKLER
AB’nin Aralık 2025’te aldığı karar doğrultusunda Rus LNG’sinin 2026 sonunda, boru hattı gazının ise 2027 sonbaharında tamamen devreden çıkarılması planlanıyor. Ancak Rusya’nın bu süreci öne çekme ihtimali, Avrupa için ani bir arz şoku riskini artırıyor.
Gaz depolama seviyelerinin düşük seyretmesi ve küresel piyasalardaki dalgalanmalar, özellikle kış öncesi dönemde tedarik risklerini büyütüyor.
LNG’YE GEÇİŞ YENİ KIRILGANLIK YARATTI
Avrupa, 2021’de 150 milyar metreküp olan Rus boru gazı ithalatını 2025 itibarıyla 38 milyar metreküpe düşürdü. Bu açığın büyük bölümü LNG ile kapatılırken ABD, Avrupa’nın LNG ithalatında yüzde 60 payla baskın tedarikçi konumuna geldi.
Ancak bu dönüşüm, eski boru hattı bağımlılığını ortadan kaldırmak yerine, küresel piyasa dalgalanmalarına ve deniz taşımacılığı risklerine daha açık yeni bir bağımlılık modelini beraberinde getirdi.
HÜRMÜZ BOĞAZI KRİTİK DARBOĞAZ
Küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar, enerji piyasalarında şok etkisi yarattı. Petrol fiyatları 120 dolar seviyelerine kadar yükselirken, doğal gaz piyasalarında daha sert dalgalanmalar görüldü.
İran saldırıları sonrası Katar’daki LNG üretiminde yaşanan kesintiler, Avrupa’da gaz fiyatlarını son yılların en yüksek seviyelerine taşıdı.
KÜRESEL REKABET VE FİYAT BASKISI
Katar LNG’sindeki aksama, Avrupa’yı Asya ile daha sert bir tedarik rekabetine sokuyor. Bu durum, elektrik fiyatlarında artış, enflasyon baskısı ve sanayi rekabet gücünde zayıflama risklerini beraberinde getiriyor.
ENERJİ ÖZERKLİĞİ TARTIŞMASI
Avrupa Birliği, kriz derinleşirse ortak LNG alımı, talep kısıtlamaları ve mali destek paketleri gibi önlemleri devreye almayı değerlendiriyor. Ancak mevcut tablo, enerji bağımsızlığının yalnızca tedarikçi değişimiyle sağlanamayacağını ortaya koyuyor.
YENİ SİSTEM İHTİYACI
Analize göre Avrupa’nın kalıcı çözüm için fosil yakıtlardan elektrifikasyona geçişi hızlandırması, talep esnekliğini artırması ve 2050’ye kadar 2,27 trilyon euroyu bulabilecek altyapı yatırımlarını hayata geçirmesi gerekiyor. Bu dönüşüm, kıtanın enerji güvenliğini sağlamada kritik rol oynayacak.