Cuma31 Temmuz 202611:09İSTPİYASAAÇIK

Asırlık terkiplerle Türk boya kültürünü yeniden canlandırdı

Türk geleneksel sanatlarında önemli bir yeri olan doğal boya tariflerini Osmanlı arşivlerinden bularak yeniden ‘renklendiren’ Hülya Dönmez, 800 yıllık kadim boya reçetelerini günümüze taşıdı. 146 renk elde ettiğini belirten Dönmez, “Öylesine zengin bir renk kültürümüz var ki, bitki köklerinden, topraklardan, böceklerden dahi renkler çıkardık” diyor.

Yayınlanma

Paylaş
Asırlık terkiplerle Türk boya kültürünü yeniden canlandırdı

Edirne kırmızısı, Türk mavisi, cehri sarısı… Her biri farklı tariflerle oluşturulmuş kadim Osmanlı renkleri. Organik el yapımı sulu boya üreticisi ve tezhip sanatçısı Hülya Dönmez, “Öylesine zengin bir renk kültürüne sahibiz ki, bu renk kültürünü unutulmaya bırakmak atalarımıza vefasızlık olurdu” diyor. Dönmez, Türk renk kültürünü, asırlık tarifleri geliştirerek yeniden gün yüzüne çıkartıyor. Osmanlı arşivlerini kaynak olarak kullanıp tamamen el yapımı sulu boya üretimi gerçekleştiren Dönmez, 146 renge ulaşan butik imalathanesiyle Çin’den ABD’ye kadar onlarca ülkeye Türk renklerini ulaştırıyor. Dönmez, renklerle olan yolculuğunu İstanbul Ticaret’e anlattı. 

RENKLERİN UNUTULMMASI İÇİN 
Organik el yapımı sulu boya çok duyulmamış bir alan nasıl başladınız? 
Eşim ve ben Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunuyuz. O zamanlar kullandığımız bütün ürünler yurt dışından gelirdi. Altını Almanya’dan alıyoruz. Öğrenciyken yurt dışına giden tanıdıklarımıza hep malzeme siparişi verir ve bir malzemeye ulaşmak için belki tabiri caizse haftalarca beklerdik. Ama kadim sanatların geleneğine baktığımız zaman bizim Ehli Hiref ustalarımız Topkapı Sarayı Nakkaşhanesi’nde yüzlerce yıl birlikte çalışmışlar. Renkleri hazırlayanlar ayrıymış, tasarımları yapanlar ayrıymış, yazıları yazanlar hatta hattatlar, tuğraları çekenler ayrı kişiler. Deri üzerine çalışanlar ayrı kişiler. Sonrasında altın ezen kişiler ayrı.   Bir ekip olarak çalışmışlar. O zamanlardan aklıma düşmüştü, ‘Bu kadar zengin bir kültüre rağmen neden o tarifleri unutmuşuz?’ 

İRANLI ÖĞRENCİLERDEN GELEN İLHAM 
Üniversite yıllarında mı başladınız üretime? 
Aslında zihinsel hazırlık olarak o zaman başladım diyebilirim. Öğrencilik yıllarımda hiç unutmuyorum İsfahan Üniversitesi’nden Erasmus’la bize 9-10 öğrenci gelmişti. Onlar orada yaptıkları çalışmaları paylaştılar. Üç aylık kedi yavrusunun ense kökünden kılları alıp onu ipek ipliklerle bağlayıp boş kuş tüyünün içerisinden geçirip sapa takmalarını ve bununla el yapımı fırçalar elde etmelerini, yılın periyodik dönemlerinde mezarlıklara gidip oradan ölü böcek topladıklarını, onları döverek pigment haline getirdiklerini, sonra farklı topraklardan boya elde edip mordanlama usulüyle el yapımı sulu boyalar ürettiklerini, kendi kağıtlarını kendilerinin yaptıklarını tek tek anlattılar. İnanın ağzımız açık dinledik. Hocalarımın çok peşinden koştum. Çiçek Derman Hocama çok danıştım. Evlenip iş güce karışınca bu fikrim biraz ertelenmiş oldu. Ama pandemi dönemi ile birlikte yeniden gün yüzüne çıktı. 

BALLA BAĞLALAN BOYALAR 
‘Organik el yapımı sulu boya’ diyoruz. Ne demek organik, el yapımı sulu boya
El yapımı diyoruz; çünkü her bir aşamasını elle üretiyoruz. Fabrikasyon bir kısmımız yok. Renkleri çıkarmak için çeşitli yöntemlerimiz var. Kaynatıyoruz, eziyoruz, kurutuyoruz. Kat kat dolduruyoruz. Sadece bir kalıbın dolması için haftalarca çalışıyoruz. Organik diyoruz; çünkü kullandığımız malzemeleri doğadan temin ediyoruz. Bitki kökleri, topraklar, kayalar. Bağlayıcı olarak bal kullanıyoruz mesela. Bildiğimiz saf bal. Karadeniz yöresinden temin ediyoruz. 

DÖRT KİŞİLİK BUTİK ÜRETİM 
Kaç kişi çalışıyorsunuz, butik bir üretimden bahsediyoruz değil mi? 
Küçük bir aile işletmesiyiz. Eşim, kızım, oğlum ve ben atölyemizde her bir aşamayı kendimiz geçerek, üretiyoruz. Ayrıca araştırmalarımıza da devam ediyoruz. Endemik serimiz, vegan serimiz, organik serimiz var. 

HAYVANSAL ÜRÜN İSTEMEYENLER İÇİN 
Endemik serisinde bitkilerden faydalanıyorsunuz sanırım, vegan serisini de açar mısınız? 
Endemik serimizde bitki köklerinden ve yapraklarından faydalanıyoruz. Örneğin dün bir fuardan geldim, yolda hayıt kökü gördüm, arabayı durdurup bir torba dolusu topladım. Şu ana 6 endemik rengimiz var. Edirne kırmızısını da renk skalamıza eklemek için çalışmalarımız sürüyor. Edirne kırmızısı ile ürün boyamak kolay ama sulu boya elde etmek başlı başına bir iş. Vegan serimizde de hiçbir hayvansal ürün kullanmıyoruz. Bağlayıcı olarak bal yerine bitki balı kullanıyoruz. Bu seri daha çok Çin’de tercih ediliyor. 

6 HAFTADA BİTEN ÜRÜN 
Taş sulu boya terimini kullanıyorsunuz. Taş sulu boyanın bildiğimiz anlamda sulu boyadan farkı ne? 
Taş sulu boya kat kat üretilir, üretim sonunda bildiğimiz bir taşa benzer ve bu yüzden taş boya olarak bilinir. Kat kat üretim diyorum; çünkü önce bir kat koyarsınız. Onun kurumasını beklersiniz, sonra diğer kata geçersiniz ve bu şekilde 6 kata ulaşırsınız. Bittiğinde sımsıkı bir taş gibi olur. Bir tabletin yapımı 6 hafta sürer. Tek bir tablet bile on yıllarca tükenmeden kullanılabilir. 

YERLİ VE MİLLİ ÜRETİM 
İhracat da gerçekleştiriyorsunuz, standartlarınız nasıl? 
Biz tamamen uluslararası standartlarda kabul görmüş renk tonlarına göre üretim yapıyoruz. Uluslararası kabul gören renk numaraları ile bizim numaralarımız birebir aynı. Kalite olarak standartların üzerinde, fiyat olarak da yurt dışı markalara göre çok avantajlıyız. Bu alanda yerli ve milli üretim başlatarak ülke sermayesinin burada kalmasına hizmet ediyoruz. Çeşitli ülkelere ihracatımız da var. 

SAKLANAN REÇETELER 
146 renginiz var; her bir renk için farklı reçete mi kullanılıyor? 
Evet, şu an 146 tane renk var. 146 tane reçete demek bu. Ve hepsinin de terbiyeleri, denemeleri, Ar-Ge’si yapılmış, netleşmiş. ‘Evet’ dediğimiz reçeteleri, eski defterlerimizi kasada saklar gibi saklıyoruz. Çünkü çok kıymetli. Çünkü bütün pigmentlerin karakteri farklı. Bir pigmentin olan reçete, diğer pigment için asla geçerli olmuyor. Orantıyı dengelemek zorunda kalıyorsunuz. Aslında bir kimya mühendisliği işi gibi. 

GARANTİSİ OLAN RENKLER 
Renklerinize garanti veriyor musunuz? 
Pek çok firma renkleri için garanti veremez. Ama biz kesinlikle solmaz diyoruz. Çünkü 800 yıllık reçeteleri kullanıyoruz. Bugün gidin bakın İslam Eserleri Müzesi’ndeki el yazması eserler; o renkler, o altınlar şıkır şıkır duruyor. Aynı ustalar çalışmış, aynı reçeteleri kullanıyoruz.  

BARIŞ CABACI

BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü