Küresel sağlık harcamalarında milyar dolarlık paya sahip olan Alzheimer hastalığının yönetimi için tıp dünyasından düşük maliyetli ve yüksek verimli bir haber geldi. Çin Bilimler Akademisi Kunming Zooloji Enstitüsü (KIZ) bilim insanları tarafından yürütülen araştırma, 40 Hz’lik işitsel uyarımın primat beyinlerinde Alzheimer patolojisini temizlemede kritik bir rol oynadığını ilk kez deneysel olarak kanıtladı. PNAS dergisinde yayımlanan bulgular, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilecek invaziv olmayan bir fiziksel yaklaşımın kapılarını aralıyor.
BEYİN OMURİLİK SIVISINDA YÜZDE 200 ARTIŞ
Dr. Xintian Hu liderliğindeki ekip, insan beynindeki Alzheimer patolojisine benzer özellikler gösteren yaşlı rhesus maymunları üzerinde yedi günlük bir tedavi programı uyguladı. 1 kHz saf ton kullanılarak uygulanan 40 Hz'lik işitsel uyarım sonucunda:
Beyin omurilik sıvısındaki (BOS) bu rekor artış, beyin dokusunda biriken ve bilişsel gerilemeye yol alan β-amiloid proteinlerinin başarılı bir şekilde temizlendiğini ve beyinden dışarı atılma sürecine girdiğini gösteriyor.
ETKİSİ 35 GÜN BOYUNCA DEVAM EDİYOR
Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, uyarım sona erdikten sonra da etkisinin sürmesi oldu. Tedavinin bitiminden 35 gün sonra yapılan ölçümlerde, beyin omurilik sıvısındaki amiloid seviyelerinin yüksek kalmaya devam ettiği gözlemlendi. Daha önce kemirgenler üzerinde yapılan çalışmalarda belgelenemeyen bu uzun süreli yanıt, yöntemin insanlar üzerindeki klinik denemeleri için güçlü bir temel oluşturuyor.

İLAÇ TEDAVİLERİNE GÜÇLÜ VE DÜŞÜK MALİYETLİ ALTERNATİF
Hali hazırda onaylanmış olan monoklonal antikor tedavileri, Alzheimer’ın ilerlemesini yavaşlatabilse de; yüksek maliyetlerinin yanı sıra beyin ödemi ve kanama gibi ciddi yan etki riskleri taşıyor.
Sektörel Analiz:
40 Hz'lik işitsel uyarım, herhangi bir cerrahi müdahale veya ağır ilaç kullanımı gerektirmemesi nedeniyle sağlık ekonomisi açısından "yüksek katma değerli ve düşük maliyetli" bir çözüm olarak öne çıkıyor. Bu yöntem, özellikle yaşlanan nüfusla birlikte artan sağlık giderlerini minimize edebilecek ve hasta bakım kalitesini artırabilecek tamamlayıcı bir strateji olarak değerlendiriliyor.