Türkiye’nin savunma sanayisinde yaşadığı dönüşümün en önemli kilometre taşlarından biri olan ALTAY Tankı Projesi, yerli ve milli üretim anlayışının güçlenmesinde kritik bir eşik oldu. BMC’de bir dönem genel müdürlük yapan OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, “Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi” kitabında projenin bilinmeyen yönlerini ve savunma sanayisindeki kurumsal hafızanın önemini anlattı.
ALTAY TANKI SAVUNMA SANAYİSİNDE DÖNÜM NOKTASI OLDU
Türkiye’nin savunma sanayisinde yaşadığı dönüşümün en önemli kilometre taşlarından olan ALTAY Tankı Projesi, özgün platform geliştirme ve yerli tasarım-üretim anlayışının kurumsallaşmasında belirleyici bir rol oynadı.
ALTAY Tankı’nın seri üretim fazının ana yüklenicisi BMC’de bir dönem genel müdürlük yapan OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, tecrübelerinden yola çıkarak “Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikayesi” kitabını kaleme aldı.
Yalçıntaş, deneyimleri, Türk savunma sanayisinin gelişimi ve OYAK’ta yürüttükleri çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
KURUMSAL HAFIZANIN KORUNMASI HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Kitabın arkasındaki temel motivasyonun yalnızca kişisel bir anlatı oluşturmak olmadığını belirten Murat Yalçıntaş, savunma sanayisindeki kurumsal hafızanın korunmasının hayati önem taşıdığına işaret etti.
Yalçıntaş, bu süreci şu sözlerle anlattı:
“Bu kitabı yazmaya başladığımda temel hedef şuydu: 2000’li yılların başından beri savunma sanayisinde binlerce mühendisin, ustanın, iş adamının, bürokratın ve siyasetçinin emekleri var. Bu emeklerin unutulmamasını istedim ve tarihe geçmesini istedim. Ülkeler bilgi birikimini ancak bilgiyi nesilden nesle aktararak yaparlar. Eğer bu bilgi aktarımı olmazsa her gelen nesil sıfırdan başlamak zorunda kalır. Bu özellikle savunma sanayisi projeleri için geçerli. Eğer yaşananlar tarafsız ve gerçek şekilde aktarılabilirse arkadan gelenler aynı hataları yapmazlar ve doğru yapılanları daha hızlı uygularlar.”

ASIL KIRILMA NOKTASI MOTOR DEĞİL, TASARIM ANLAYIŞIYDI
ALTAY Tankı Projesi’nin kamuoyunda en çok motor konusu üzerinden tartışıldığını belirten Yalçıntaş, asıl kritik değişimin daha derinde yaşandığını söyledi.
Türkiye’nin savunma anlayışında zihinsel bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Yalçıntaş, projenin yalnızca bir tank üretimi olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Yalçıntaş, “Kamuoyu bu projedeki en kritik kırılma noktasının motorun bulunamaması olduğunu düşündü. Bir noktaya kadar doğru ama bence bundan daha önemli bir nokta vardı. O da şuydu: Artık temel amaç bir platformu satın almak değil, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarına göre o platformu tasarlamaktı. Herhangi bir platformu yurt dışından satın alabilirsiniz ama bu hiçbir zaman Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını tam olarak karşılamaz. ALTAY Projesi bize şunu öğretti: Türkiye’nin şartlarına göre geliştirilmiş platformlar üretmek zorundayız.” değerlendirmesinde bulundu.
HAZIR ALIMDAN MİLLİ TASARIMA GEÇİŞ
Murat Yalçıntaş, bugün yürütülen yeni projelerin büyük bölümünün milli tasarım anlayışıyla geliştirildiğini belirtti.
Bu dönüşümün ALTAY Projesi ile hız kazandığını ifade eden Yalçıntaş, Türkiye’nin artık yurt dışından hazır silah sistemleri alan bir ülke olmaktan çıktığını söyledi.
Yalçıntaş’a göre ALTAY Tankı Projesi, Türkiye’nin kendi silah sistemlerini tasarlayan ve bunları milli ve yerli imkanlarla üretebilen bir ülke haline geldiğini gösterdi.
KRİTİK ALT SİSTEMLERDE YERLİLİK DERSİ
ALTAY Tankı Projesi’nin Türkiye’ye kritik alt sistemlerin yerli olarak geliştirilmesi gerektiğini öğrettiğini belirten Yalçıntaş, güç grubu konusunda yaşanan sürece dikkat çekti.
Yalçıntaş, “Türkiye artık yurt dışından hazır silah sistemleri alan bir ülke olmaktan çıkmış, kendi silah sistemlerini tasarlayan ve bunları milli ve yerli imkanlarla üretebilen bir ülke haline gelmiştir. ALTAY Tankı Projesi bu gerçeği hem Türk kamuoyuna hem de dünyaya gösterdi. Prototipler üretilirken güç grubunun yurt dışından alınacağı düşünülmüştü. Ancak seri üretim aşamasına gelindiğinde bu parçalar verilmedi ve seri üretim durdu. O zaman anladık ki kritik alt sistemleri kendimiz geliştirmeliyiz. Bu yüzden ALTAY Tankı’nın motorunu, yani BATU’yu Türkiye olarak milli şekilde geliştirdik ve üretmeye başladık.” ifadelerini kullandı.
BATU MOTORU MİLLİ GELİŞİMİN SEMBOLLERİNDEN OLDU
ALTAY Tankı için geliştirilen BATU motoru, savunma sanayisinde yerli ve milli kabiliyetlerin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak öne çıktı.
Yalçıntaş’ın değerlendirmesine göre, seri üretim aşamasında yaşanan güç grubu sorunu, Türkiye’nin kritik sistemlerde dışa bağımlılığını azaltması gerektiğini net biçimde ortaya koydu.
Bu süreç, savunma sanayisinde yalnızca platformların değil, platformları oluşturan kritik alt sistemlerin de yerli olarak geliştirilmesinin önemini gösterdi.
OYAK SAVUNMA SANAYİSİNDE TAMAMLAYICI ROL ÜSTLENECEK
Türkiye’de savunma sanayisinin stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Murat Yalçıntaş, OYAK’ın gelecekte savunma alanında doğrudan rekabet yerine tamamlayıcı rol üstleneceğini söyledi.
Yalçıntaş, “OYAK’a baktığınız zaman yaklaşık 143 şirketiyle Türkiye’nin en büyük sanayi gruplarından biridir. Böyle bir yapının savunma sanayisine bigane kalması düşünülemez. Ancak kaynakların doğru yönlendirilmesi gerekir.” dedi.
Bu yaklaşımın, OYAK’ın savunma sanayisindeki konumunu belirlerken kaynakların etkin kullanılmasına odaklandığını gösterdiği ifade edildi.
ÇİFT KULLANIMLI TEKNOLOJİLERE ODAKLANILACAK
OYAK’ın özellikle çift kullanımlı teknolojilere odaklandığını belirten Yalçıntaş, yüksek kaliteli çelik üretiminin bu alanda önemli bir örnek olduğunu bildirdi.
Yalçıntaş, hem sivil hem askeri alanlarda kullanılabilecek ürünlere yöneldiklerini belirtti.
“OYAK’ı çift kullanımlı projelerde yoğunlaştırıyoruz, bu şekilde savunma sanayisine hizmet ediyoruz. Çalışmalarımızı hem sivil hem askeri alanda kullanılabilecek ürünlerde konumlandırdık. Örneğin üstün vasıflı çelik üretimi bu alanın en güzel örneklerinden biridir. Bu çelik hem madencilikte hem de askeri sektörde, yani zırh çeliği olarak kullanılabiliyor. Türk savunma sanayisinin birçok kıymetli vakıf şirketi bu alanda gerekli AR-GE çalışmalarını yapıyor. OYAK’ın aynı alanlarda rekabete girmesi doğru değildir. Bu kaynakların kötü yönetilmesi olur. Bizim yaklaşımımız tamamlayıcı olmak.” ifadelerini kullandı.
ÜSTÜN VASIFLI ÇELİK SAVUNMA SANAYİSİNE KATKI SAĞLAYACAK
Yalçıntaş’ın açıklamalarına göre, üstün vasıflı çelik üretimi OYAK’ın çift kullanımlı teknoloji yaklaşımında öne çıkan alanlardan biri olacak.
Bu çelik, madencilik gibi sivil sektörlerde kullanılabildiği gibi askeri alanda zırh çeliği olarak da değerlendirilebiliyor.
OYAK’ın bu alandaki hedefi, savunma sanayisindeki mevcut şirketlerle rekabet etmek yerine, onların ihtiyaçlarını destekleyen tamamlayıcı bir yapı oluşturmak olacak.
SAVUNMA SANAYİSİNİN KAMUOYUNA DOĞRU ANLATILMASI ÖNEMLİ
Murat Yalçıntaş, savunma sanayisinin kamuoyuna doğru anlatılmasının önemine de değindi.
Nitelikli insan kaynağının sektöre kazandırılmasında medyanın kritik rol oynadığını belirten Yalçıntaş, gençlerin savunma sanayisine yönelmesi için bu alanın stratejik öneminin iyi anlatılması gerektiğini söyledi.
Yalçıntaş, “Yöneticilik yaparken şunu çok net gözlemledim: Bir şeyi başarmak kadar önemli olan şey, yaptığınız işi doğru şekilde kamuoyuna anlatmaktır. Savunma sektörünün önemi gençlere iyi anlatılmazsa bu arkadaşlarımız başka sektörlere yönelir. Halbuki savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu kaliteli insan gücünü ancak bu alanın önemini anlatarak sağlayabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

ALTAY PROJESİ MİLLİ SAVUNMA ANLAYIŞINI GÜÇLENDİRDİ
ALTAY Tankı Projesi, Türkiye’nin savunma sanayisinde yalnızca bir ana muharebe tankı geliştirme süreci olarak değil, aynı zamanda yerli tasarım ve milli üretim anlayışının güçlenmesinde önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Murat Yalçıntaş’ın açıklamalarına göre proje, Türkiye’ye hazır platform satın almak yerine kendi ihtiyaçlarına uygun sistemler tasarlamanın önemini gösterdi.
Bu süreç, BATU motoru gibi kritik alt sistemlerin yerli olarak geliştirilmesiyle yeni bir aşamaya taşınırken, OYAK’ın savunma sanayisinde tamamlayıcı ve çift kullanımlı teknolojilere odaklanan rolü de gelecek dönem için öne çıkan başlıklardan biri oldu.