Avrupa Birliği, sanayisini korumak ve sektörlerin rekabet gücünü artırmak için art arda yeni kurallar açıklıyor. Avrupa Komisyonu’nun geçen ay duyurduğu Otomotiv Paketi’ne göre, bu sektördeki teşvik ve mali desteklerin odağına ‘Made in EU’ kriteri yerleştiriliyor. Avrupa pazarında Çin menşeli otomobil markalarının baskısı her yıl gittikçe artarken, AB ülkeleri çözümü kendi otomotiv sektörünü korumak için özel teşvik mekanizması kurmakta buldu. Bu teşviklerden yararlanmak için yüzde 70 oranında yerli üretim şartı aranacağı ifade ediliyor.
Geçen yıl şubat ayında ‘Temiz Sanayi Mutabakatı’nın ardından ‘Otomotiv Sanayi Eylem Planı’nı açıklayan Avrupa Komisyonu, önceki ay açıkladığı ‘Otomotiv Paketi’ ile Avrupa Birliği’nin bu konuda kararlı olduğunu gösterdi. Türkiye’de de çerçevenin sınırları konusunda bazı endişeler dile getirilse de tarihi kararlar ve anlaşmalarla sabit olan ticaret partnerliğinin burada da devreye gireceği, yeni yatırımların kapısının aralanacağı belirtiliyor.
Yapılan açıklamalarda ‘AB’de üretilmiştir’ ifadesinin sadece bir etiketleme olmadığı, vergi indiriminden kamu ihalelerine kadar geniş bir alanda ticareti etkileyecek korumacı ayrıcalıklar getireceği kaydedildi. Yeni çerçevede esas hedefin çevresel, sosyal, teknolojik olarak üç ana konuda AB’nin kriterlerine uygun üretimin sağlanması olduğu belirtildi.
YEŞİL DÖNÜŞÜM VE TEMİZ ÜRETİM
Clean Industrial Deal: Yeşil Mutabakat’a göre hazırlanan bu kurallar Avrupa’nın temiz üretim teknolojisini geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı hedef aldığını ortaya koyuyor. Buna göre temiz teknolojilerin Avrupa’da üretilmesi (Made in Europe) teşvik edilecek. AB endüstriyel rekabet gücünü bu yolla artıracak.
SIFIR KARBON HEDEFİNE UYGUNLUK
Net-Zero Industry Act (Net Sıfır Sanayi Yasası) ve Industrial Accelerator Act ile karbonsuzlaştırmayı hızlandırıcı adımlar atılacak. Bu kapsamda 2030 yılına kadar araçlarda yüzde 40 oranında düşük emisyonlu olarak üretilmiş çelik kullanılması gerekecek. ‘Yeşil çelik’ denilen bu şartın 2035 yılında yüzde 75’e çıkarılması bekleniyor. Bu çerçevede çelik üretim tesisleri modernize edilecek, ilgili mevzuat ve bürokrasi sadeleştirilecek.
KRİTİK HAMMADDELER
Critical Raw Materials (Kritik Hammaddeler Yasası) ve tedarik zinciri koruması kapsamında geçen ay yeni tedbirler açıklandı: AB ekonomisinde kritik hammaddelerin güvenli tedarikini sağlamak ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla yeni bir merkez (European Critical Raw Materials Centre) kurulacak. Bu merkez üzerinden ortak satın alma ve stoklama yapılacak. Bu adımlar, otomotiv, savunma, yapay zeka çipleri gibi sektörlerde Avrupa sanayisini jeopolitik ve fiyat şoklarından koruyacak. Bu alana bataryalar da giriyor. AB özellikle pil teknolojileri ve batarya dönüşümü konusunda yeni yatırımları destekleyecek.
Avrupa sanayide ve tedarikte kuralları değiştirmeye yönelik adımlar atarken, Türkiye’deki imalat ve ihracat ağırlıklı sektörler de bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Avrupa’nın bu adımları, ihracatının yüzde 72.5’ini AB ülkelerine yapan Türk otomotiv sanayini etkileyecek. Türkiye’de otomotiv ve makina sektörlerinin temsilcileri, Avrupa’nın yeni çerçevesinin dışında kalmamak için gerekli adımların atılmasını talep ediyor.
MADE IN EUROPE KAPSAMI NE OLACAK?
Avrupa Komisyonu, geçen ayki toplantısında, bu konunun 28 Ocak’ta görüşülmeye başlanacağını duyurdu. Made in EU çerçevesinin, otomotiv sektörünün ardından diğer sanayi alanlarındaki politikalar için de belirleyici olacağı belirtiliyor.
Made in Europe henüz zorunlu bir etiket olarak yasalaşmasa da üretimin ve ticaretin gideceği otoyolu işaret ediyor. Avrupa Komisyonu, halen Ecodesign for Sustainable Products Regulation (ESPR), sıfır karbon ve temiz endüstri gibi araçlarla yerli ürünlerin rekabet gücünü artırmaya çalışıyor. Yeşil Mutabakat temelli standartlar ve Made in Europe çerçevesiyle tabelası konulan rota, Türk firmalarının faaliyetlerini Avrupa’nın yeşil dönüşüm ve temiz üretim kriterlerine uyumlu hale getirmesi için atacağı adımları da tarif ediyor.
BRÜKSEL’DE GÖRÜŞMELER
Konu, Türk makamlarının da takibinde. Ticaret Bakanlığı, Gümrük Birliği ve AB üyeliğine aday ülke statüsü nedeniyle Türkiye’nin bu tanıma dahil edilmesini ‘zorunluluk’ olarak nitelendiriyor ve Brüksel nezdinde görüşmelerini sürdürüyor. Ayrıca birçok Avrupa firması, Türkiye’nin dışlanmasının kendi tedarik zincirlerine zarar vereceğine dikkat çekerek, Türkiye’nin de sisteme dahil olması yönünde çağrılar yapıyor.
Made in Europe çerçevesinin Gümrük Birliği’nin güncellenmesi için yürütülen müzakerelere de konu olacağı belirtiliyor. Türkiye ile yapılan ‘Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu’nda konunun masada olduğu kaydediliyor. Türkiye’nin Made in Europe çerçevesinin dışında kalmaması için Gümrük Birliği’nin ‘güncelleme’ protokollerine atıfta bulunulabileceği ifade ediliyor.
MENŞE SİSTEMİNDE İMKAN VAR
Diğer yandan, Pan-Avrupa Akdeniz Menşe Kümülasyonu (PAAMK) sistemine göre, çapraz menşe kazanabilecek üretim aşamaları, ilgili ülkeler arasında bölüşülebiliyor. Dizaynı bir AB ülkesinde, imalatı Türkiye’de, montajı da bu sistemdeki başka bir ülkede yapılan ürün ‘Pan-Avrupa Menşeli’ sayılıyor. Bu kapsamda Türkiye’de üretilen ürünler, Avrupalı kabul ediliyor.
Tedarik güvenliği konusu da dikkate alındığında, Avrupa Birliği’nin, tek başına süreci yürütemeyeceği, Türkiye gibi nearsoharing (yakın) ve dinamik bir ticaret partnerine her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğu belirtiliyor. Bu durumda yeni çerçevenin, ilgili sektörler için yeni yatırım ve sipariş fırsatları doğuracağı, firmaların da kriterlere hazırlanması gerektiği vurgulanıyor.
Made in EU korumasının temel unsurları
Piyasa koruması: Çin menşeli elektrikli araçlara yönelik ek gümrük vergileri ve fiyat bariyeri.
Teşviklerde yerlilik şartı: Vergi indirimi ve maddi desteklerde ürünlerin belli oranda AB sınırları içinde üretilmesi şartı.
Kamu ihalelerine kabul: Kamu alımlarında ve belediye filolarında ‘Made in EU’ etiketi taşıyan araçların tercih edilmesi.
Gümrük Birliği’ni güncelleme süreci hızlanmalı
Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği’nden (OSS) konu hakkında yapılan değerlendirmede “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinin hızlandırılması, ‘Made in EU’ benzeri menşe tanımlarında Türkiye’nin fiilen entegre üretim ülkesi olarak kabul edilmesine yönelik diplomatik ve sektörel girişimlerde bulunulması, yeşil dönüşüm, karbon ayak izi, batarya ve elektrikli araç bileşenleri yatırımlarını teşvik etmesi kritik önemde” denildi.
Değerlendirmede şunlar kaydedildi: “Avrupa’da üretilen ürün ile ‘Avrupa standartlarında üretilen ürün’ ayrımının doğru anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Rekabeti menşe etiketleri üzerinden değil; ürün standardı, izlenebilirlik, kalite güvencesi ve sürdürülebilirlik üzerinden değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır.
Türkiye, Avrupa otomotiv satış sonrası tedarik zincirinin ayrılmaz bir parçasıdır. Yeni dönemde sektörümüzün ihtiyacı; etiketlere dayalı tartışmalar yerine, standartları ve somut gerçekleri merkeze alan, ortak aklı ve uzun vadeli rekabet gücünü destekleyen bir yaklaşım geliştirmektir.”