AB-Çin rekabeti firmalara hem risk hem fırsat getiriyor

Avrupa Birliği’nin Hindistan, MERCOSUR ve Endonezya ile art arda imzaladığı anlaşmalar, Çin’e bağımlılığı azaltmayı hedeflerken Türk ihracatçılarını da doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, artan küresel rekabet karşısında Türkiye’nin Gümrük Birliği’ndeki yapısal asimetrinin giderilmesini ve yüksek katma değerli üretime yönelmesi gerektiğini söylüyor.

Giriş: 06.03.2026 - 09:09
Güncelleme: 06.03.2026 - 10:29
AB-Çin rekabeti firmalara hem risk hem fırsat getiriyor

Küresel ticarette artan gerilimler ve Çin’in agresif ihracat politikaları, Avrupa Birliği’ni (AB) yeni ticaret ortaklıklarına yönlendirdi. 


Hindistan, MerCOsUr ve endonezya ile imzalanan anlaşmalar, AB’nin Çin’e karşı daha dengeli bir ticaret yapısı kurma arayışını güçlendiriyor. Bu süreç Türkiye açısından da kritik; çünkü Türk üreticiler hem AB pazarında hem de iç pazarda Çin ve yeni anlaşmalı ülkelerle daha yoğun bir rekabete girmek zorunda kalacak.


Çin ise agresif ihracat politikaları ve dev üretim kapasitesiyle küresel ticarette ağırlığını daha da artırıyor. Çin’in rekor düzeyde dış ticaret fazlası vermesi ve başta elektrikli araçlar olmak üzere pek çok üründe ihracatını hızla yükseltmesi, dünya genelinde dengeleri zorluyor.


HİNDİSTAN İLE YENİ STA

AB, küresel ticarette riskleri dağıtma anlayışıyla son dönemde önemli adımlar attı. Ocak ayında AB ve Hindistan, yaklaşık 20 yıldır süren müzakerelerin ardından serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakeresini tamamlayarak tarihi bir anlaşmaya imza attı. 


Bu anlaşma, AB’nin Hint-Pasifik bölgesine açılım stratejisinin kilometre taşlarından biri olarak görülüyor. 


AB, Çin’in devlet güdümlü ekonomik uygulamalarına dair endişeler ve ABD’nin öngörülemez ticaret hamleleri karşısında stratejik bağımlılıkları azaltma ve yeni ortaklarla ticareti derinleştirme kararlılığı sergiliyor. Hindistan ile sTA, AB açısından bu çeşitlendirme gündeminin önemli bir parçası olmasının yanı sıra 2 milyarlık nüfusu kapsayan devasa bir pazarı AB’ye açıyor.


GEÇİCİ OLARAK DEVREYE ALINDI

Benzer şekilde AB, latin Amerika’nın en büyük ekonomilerini bir araya getiren MerCOsUr (Güney Amerika Ortak Pazarı) ile de yıllardır bekleyen anlaşmayı sonuçlandırma aşamasına geldi. 


2025 sonunda ve 2026 başında yoğunlaşan diplomasi sonucunda AB büyük ölçüde MerCOsUr Anlaşmasını imzalama kararı aldı. Fransa ve Polonya gibi bazı üyelerin çevre ve tarım endişeleri, Avrupa Parlamentosu’nun anlaşmayı Avrupa Adalet Divanı’na götürme hamlesiyle sürece belirsizlik katsa da Avrupa Komisyonu aldığı kararla geçici olarak MerCOsUr Anlaşmasını devreye koydu.


ENDONEZYA TAMAM SIRADA ÇİN Mİ VAR?

9 yıl süren müzakerelerin ardından AB, 2026’ya girmeden önce endonezya ile kapsamlı bir ekonomik ortaklık anlaşmasını (CePA) sonuçlandırdı. 


Bu anlaşmayla taraflar ürünlerin yüzde 90’ından fazlasında gümrük vergilerini kaldırma konusunda anlaştı. endonezya’nın AB’den ithal otomobillerde uyguladığı yüzde 50 vergi sıfırlanacak. 


Trump yönetiminin tarifeleri, AB’yi yeni ticaret ittifaklarına adeta itmiş durumda. Çin tekelini kırmak isteyen AB’den şaşırtan bir hamle daha geldi. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Çin’i ziyaret etti. Bu görüşmede sağlık, teknoloji ve sanayi konuları ele alındı. Almanya’nın bu hamlesi AB’nin de rotasını belirleyebilir.


İHRACATÇI SEKTÖRLER ETKİLENİYOR

AB’nin bu adımlarının yanı sıra Çin’in de AB’ye ihracatını artırması Türkiye’nin ihracatçı sektörlerini etkiliyor. 


Otomotivden tekstile, makinadan diğer sanayilere kadar Türk firmaları bir yandan artan rekabet ortamında yarışırken, diğer yandan yeni fırsat pencereleri de açılıyor. 


AB ile Gümrük Birliği süreci ilerlerken, güncelleme sürecinin gecikmesi ihracatçı sektörleri etkiliyor. sektör temsilcileri ise küresel ticarette yaşanan bu güç kaymasının Türk firmalarını etkilediğini söyleyerek, ihracattaki artışın büyük kısmının pariteden kaynaklandığına dikkat çekiyor.


İŞ DÜNYASINA ÖNERİLER 

Küresel ticarette artan rekabet karşısında Türk şirketlerinin stratejilerini güncellemesi gerektiğini belirten akademisyenler, iş dünyasının şu başlıklara odaklanması gerektiğini vurguluyor:


Pazar çeşitlendirmesi: Avrupa’daki konumu korurken Körfez, Afrika, Orta Asya, Latin Amerika ve Güneydoğu Asya gibi yükselen pazarlara açılım hızlandırılmalı. Özellikle yakın coğrafyada kültürel ve lojistik avantajlar kalıcı dağıtım ağlarıyla desteklenmeli.


Katma değerli üretim: Çin’le fiyat rekabeti yerine Ar-Ge, inovasyon ve ileri teknolojiye dayalı ürünlere yönelmek gerekiyor. Teknik tekstiller, elektrikli araç bileşenleri, enerji verimli makinalar gibi alanlarda farklılaşma, kaliteli ve yenilikçi Türk malı algısını güçlendirebilir.


Yeşil dönüşüm ve dijitalleşme: AB’nin karbon düzenlemeleri ve sürdürülebilirlik kriterleri doğrultusunda temiz üretime geçiş rekabet avantajı sağlayacak. e-ihracat ve dijital kanalların güçlendirilmesi de yeni pazarlara erişimde kritik rol oynuyor.


Stratejik ortaklıklar: Avrupa ve diğer gelişmiş ekonomilerle teknoloji ve yatırım işbirlikleri artırılmalı. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve yeni ticaret anlaşmalarında Türkiye’nin etkin rol alması için kamu-özel sektör koordinasyonu önem taşıyor.