Katmanlı üretim teknolojilerinde ‘zaman’ boyutunun eklendiği 4D baskı alanı, biyomedikal sektöründe stratejik bir dönüşüme hazırlanıyor. Additive Manufacturing dergisinde yayımlanan ve Avrupa BIOMET4D projesi kapsamında yürütülen çalışma; implantların, doku iskelelerinin ve ilaç dağıtım sistemlerinin vücut sıvısıyla temas ederek nasıl programlanmış bir dönüşüm geçirebileceğini kanıtladı.
PVA VE PETG SİNERJİSİ: MEKANİK SINIRLAYICIDAN AKTÜATÖRE
Araştırma ekibi, Kaynaştırılmış Filament Üretimi (FFF) yöntemini kullanarak polivinil alkol (PVA) ve polietilen tereftalat glikol (PETG) maddelerini birleştirdi. Bu hibrit yapıda;
KONTROLLÜ ENERJİ SALINIMI İLE ‘YAVAŞ’ DÖNÜŞÜM
Proje yazarlarından Dr. William Solórzano, bu stratejinin sıcaklık veya elektrik gibi hızlı tetikleyiciler yerine, vücut içindeki doğal bozunma sürecini kullandığına dikkat çekiyor. "Bozunma, 4D sistemlerde harekete geçmeyi tetiklemek için yeterince araştırılmamış ancak son derece güçlü bir mekanizma," diyen Solórzano, bu yöntemin iyileşme ve büyüme süreçleri için gerekli olan ‘yavaş ve programlanmış’ dönüşümü sağladığını vurguluyor.
KRANİOSİNOSTOZ VE DERİ TEDAVİLERİNDE KULLANILACAK
BIOMET4D koordinatörü Dr. Jennifer Patterson, geliştirilen aktüatörlerin kraniosinostoz (kafatası kemiklerinin erken kapanması) tedavisi ve deri genişletme gibi karmaşık biyomedikal alanlarda uygulanabileceğini belirtti. Sistemin en büyük ticari avantajı ise sürekli bir dış uyarana veya karmaşık aktivasyon mekanizmalarına ihtiyaç duymadan, zamana bağlı otonom dönüşümlere olanak tanıması.
YÜKSEK SİTOUYUMLULUK VE ÖLÇEKLENEBİLİRLİK
Mekanik performansın ötesinde yapılan sitotoksisite testleri, her iki malzemenin de biyolojik olarak güvenli olduğunu tescilledi. PVA’nın zararlı bir etki bırakmadan çözündüğü, PETG’nin ise yüksek oranda sitouyumlu kaldığı doğrulandı. Bu sonuçlar, akıllı polimer teknolojisinin uygun maliyetli, ölçeklenebilir ve çok yönlü bir üretim stratejisi olarak sağlık endüstrisine entegre edilebileceğini pekiştirdi.