Küreselleşme ve dijitalleşmenin hızlandırdığı ticaret, sahte ve taklit ürünlerin dolaşımını da benzeri görülmemiş ölçüde artırdı. Yükselen işlem hacmi ve çeşitlenen ticaret kanalları karşısında gümrüklerin rolü daha da kritik hale geldi. Bu noktada etkin denetim, uluslararası işbirliği ve mevzuatın güncellenmesi öne çıkıyor. Bu gelişmeler İstanbul Ticaret Odası’nda (İTO) düzenlenen ‘Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı Açısından Fikri ve Sınai Mülkiyet Hakları’ seminerinde ele alındı. Seminerde, fikri ve sınai mülkiyet haklarının ancak hak sahipleriyle güçlü işbirliği içinde etkin şekilde korunabileceği vurgulandı.
GÜÇLÜ BİR FİKRİ MÜLKİYET SİSTEMİ
Seminerin açılış konuşmasını yapan İTO Yönetim Kurulu Üyesi Giyasettin Eyüpkoca, bilginin, fikrin, patentin ve markanın üretim-tedarik sisteminin temel direkleri arasında yer aldığını söyledi. Fikri ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin mevzuatın varlığını ve bu mevzuatın sağlıklı şekilde işlemesini firmaların başarısı açısından kritik gördüklerini belirten Eyyüpkoca, “Markasını, tasarımını ve patentini koruyamayan işletmelerin küresel rekabette kalıcı olması mümkün değil” dedi. Sahte ilaç, kozmetik ve gıda ürünlerinin yalnızca haksız rekabete yol açmadığını, doğrudan insan sağlığını da tehdit ettiğini vurgulayan Eyyüpkoca, bu ürünlerle mücadelede gümrüklerin en önemli savunma hattı olduğunu ifade etti. Gümrük idarelerinin, fikri mülkiyet haklarının korunmasında proaktif bir rol üstlendiğine dikkat çeken Eyyüpkoca, re’sen tespit mekanizması, el koyma süreçleri ve imha uygulamalarının etkinliğinin büyük önem taşıdığını kaydetti. Eyyüpkoca, dijitalleşme ve e-ticaretin ticaretin hızını artırdığına işaret ederek, “Denetim mekanizmalarının da bu dönüşüme uyum sağlaması gerekiyor. Hız çağındayız. Mesafeler kısalırken ticaret kanalları da çeşitleniyor. Bu nedenle hem firmalarımızın haklarını koruyan hem de tüketiciyi güvence altına alan güçlü bir fikri mülkiyet sistemi oluşturmak zorundayız” dedi.
TÜRKİYE'NİN PUSULASI
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Münir Oğuz, İTO’nun Türkiye ekonomisi için önemli bir pusula niteliği taşıdığını söyledi. Bakanlık olarak firmaların fikri ve sınai mülkiyet haklarını korumaları, ihracatçıların kendi markalarını oluşturmaları ve bu markaları güvence altına almaları için çeşitli destekler sunduklarını belirten Oğuz, fikri mülkiyet ihlallerinin yalnızca hak sahiplerine değil, tüm ekonomiye zarar verdiğini vurguladı. Sahte ve taklit ürünlerin özellikle ihracatla kalkınma modelini benimseyen Türkiye açısından ciddi risk oluşturduğunu ifade eden Oğuz, küreselleşmeyle birlikte ticaretin hızlandığını, ancak bu durumun taklit malların dünya genelinde dolaşımını da kolaylaştırdığını kaydetti. Oğuz, “Bu ürünlerin ülkemize girişini engellemek için gümrük idarelerimiz yoğun bir şekilde çalışıyor. Uluslararası işbirliği bu süreçte büyük önem taşıyor. Europol, Interpol ve diğer ülkelerin gümrük idareleriyle yakın temas halindeyiz” dedi. Gümrüklerde denetim kapasitesinin geliştirilen yazılımlar ve personele verilen eğitimlerle sürekli güçlendirildiğini belirten Oğuz, fikri ve sınai mülkiyet haklarının ancak hak sahipleriyle güçlü işbirliği içinde etkin şekilde korunabileceğini söyledi. Oğuz, mevzuatın ve uygulama süreçlerinin güncel ihtiyaçlara göre yenilendiğini de ifade etti.
24.3 MİLYON EŞYAYA İŞLEM YAPILDI
Oğuz, 2024 yılında gümrük idarelerine hak sahipleri tarafından 3 bin 31 başvuru yapıldığını, gümrük idarelerince re’sen durdurulan işlem sayısının ise 3 bin 160 olarak gerçekleştiğini bildirdi. 2025 yılında hak sahiplerinin başvuru sayısının 3 bin 139’a yükseldiğini belirten Oğuz, durdurma işlemleri kapsamında 24.3 milyon eşyaya işlem yapıldığını kaydetti. Türkiye’nin dış ticaret hacminin 640 milyar dolara ulaştığını, transit ticaret de dahil edildiğinde bu büyüklüğün 1 trilyon dolarlık bir işlem hacmine yaklaştığını ifade eden Oğuz şöyle konuştu: “2025 itibarıyla 10.5 milyon gümrük beyannamesi işlendi. Bunun 5.7 milyonu ihracat, 3.7 milyonu ithalat, 1.1 milyonu ise antrepo beyannamesinden oluştu. Transit işlemler eklendiğinde yaklaşık 6 milyon beyannameye denk gelen ilave işlem hacmi ortaya çıktı. Kara kapılarında günlük ortalama 25 bin aracın giriş-çıkış işlemi yapıldı. Konteyner işlemleri 1 milyon seviyesine ulaştı. Türkiye, gümrüklerinin işlem hacmi bakımından birçok ülkeyle kıyaslanamayacak ölçekte yoğun bir trafik yönetiyor.”