Cuma26 Haziran 202613:09İSTPİYASAAÇIK
NURULLAH GÜR

Zeka yapay ama ekonomi reel

00:00 / 00:00

Dünyanın dört gözle beklediği barışa artık çok yaklaşıldı. Resmi barış anlaşmasının imzalanmasıyla birlikte küresel ekonomi derin bir nefes alacak.

 

Böylece, savaş şokunun ardından piyasalar yeniden asıl gündemlerine odaklanma fırsatı bulacak.


Bu meselelerin başında ekonomik büyüme var. Küresel ekonomi son yıllarda ciddi bir büyüme sorunu yaşıyor. 2020’li yıllarda küresel ekonominin ortalama büyüme hızı yüzde 2.6’ya kadar geriledi. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana, küresel ekonominin en zayıf büyüme performansını yaşadığı dönem içerisindeyiz.


Büyümeyi canlandıracak bir faktöre ve hikayeye ihtiyaç var. Bu hususta en büyük aday, yapay zeka (YZ) gibi duruyor. Hiç kuşkusuz YZ, çağımızın en kritik teknolojilerinden biri. Hatta en önemlisi demek abartılı olmaz. YZ geliştiren şirketler, bol sıfırlı yatırım projeleri için birbirleriyle yarışıyor.

 

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), YZ sektörünün 10 yıllık periyotta 25 kat büyüyerek 2033’te 4.8 trilyon dolar piyasa büyüklüğüne ulaşacağını tahmin ediyor. 10 trilyon dolara yaklaşılacağını tahmin edenler de var.


YZ, ekonomik büyümeye nüfuz etmeye başladı. Amerikan ekonomisinin 2025’te kaydettiği büyümenin yaklaşık yüzde 40’ının YZ ile ilintili yatırımlardan kaynaklandığı hesap ediliyor. ABD’deki kadar olmasa da diğer ülkelerde de YZ yatırımları büyümede az çok kendini hissettirecektir. Özellikle de Çin gibi bu alana agresif biçimde yatırım yapan ülkelerde.


Fakat bu büyümeye dair çok fazla soru işareti var. Soru listesinin başında, bu büyümenin sürdürülebilir olup olmayacağı geliyor. Şirketler şimdilik büyük bir iştahla bu alana yatırım yapsalar da bu yatırımların aynı hızla devam etmesi çok kolay değil.
İlk fiziki yatırımlar büyümeyi canlandırsa da bu performansı kalıcı ve istikrarlı kılmanın yolu, üretkenlik artışından geçiyor.

 

Fakat YZ’nin kısa ve orta vadede üretkenliği ne derece etkileyebileceği çok net değil. Sağlık, eğitim, iklim değişikliği ve faydalı yenilikler gibi öncelikli alanlar yerine YZ’yi pazarlama, finans ve eğlence gibi tali alanlarda kullanma eğilimi ağır bastığı müddetçe, bu teknolojiden ciddi bir üretkenlik artışı beklemek gerçekçi olmaz.

 

YZ’nin etkilerinin kapsayıcılığı, bir diğer soru işareti olarak karşımıza çıkıyor. Büyüme gerçekten reel ekonomiye yansıyabilecek mi? Pozitif etkilerden şu an için çok büyük ölçüde sınırlı sayıda büyük şirket faydalanıyor. KOBİ’ler için ciddi potansiyeller mevcut olmakla birlikte, YZ uygulamalarının buraları ıskalayacak bir patikada ilerlemesi gibi bir risk var.

 

Bunun yanı sıra YZ’nin istihdam üzerinde yıkıcı etkilere neden olması bekleniyor. Bazı iş kollarında eskisi kadar insan gücüne ve zihnine ihtiyaç duyulmayacak. Mutlaka teknolojik ilerleme sayesinde yeni işler de ortaya çıkacak. Ancak, durum piyasanın akışına bırakılacak olursa, net istihdamda eksiye düşülebilir.


Dünyanın ekonomik büyüme açısından YZ’den kalıcı ve kapsayıcı biçimde faydalanabilmesi için üç kritik unsura dikkat etmesi gerekiyor:
1. YZ yatırımlarının doğru sektör ve alanlara yönlendirilmesi,
2. KOBİ’lerin YZ uygulamalarından istifade etmesi için mekanizmalar geliştirilmesi,
3. YZ’yi istihdam dostu kılacak stratejilerin ve politikaların hayata geçirilmesi. 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Tüm Yazıları >