Yerli altın üretiminde yeni vizyon: Türkiye bölgesel merkez olabilir

Küresel belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı dönemde altına olan talep yükselirken, Türkiye’nin yer altı kaynaklarını daha etkin kullanarak altın üretimini artırmasının ülkeyi bölgede merkez konumuna taşıyabileceği değerlendiriliyor. Güçlü rafineri ve kuyumculuk altyapısı bu potansiyeli destekliyor.

Giriş: 07.02.2026 - 13:10
Güncelleme: 07.02.2026 - 13:11
Yerli altın üretiminde yeni vizyon: Türkiye bölgesel merkez olabilir

Jeopolitik risklerin sürdüğü mevcut ortamda altının stratejik öneminin arttığına işaret eden sektör temsilcileri, yerli üretimin artırılmasının ekonomik güvenliği güçlendireceğini ve Türkiye’nin bölgesel rolünü pekiştireceğini vurguluyor. Bu kapsamda üretimi teşvik edecek adımların kritik önemde olduğu ifade ediliyor.


ALTIN FİYATLARINDAKİ DALGALANMA VE NEDENLERİ

Altın Madencileri Derneği Başkanı Hasan Yücel, altın fiyatlarındaki düşüşte küresel faiz beklentileri, doların seyri ve kısa vadeli fon hareketlerinin etkili olduğunu söyledi. Kontrat piyasalarında kaldıraçlı işlemler nedeniyle altın piyasaları dahil birçok alanda sert dalgalanmalar yaşandığını belirtti.


Yücel, jeopolitik risklerin ortadan kalkmadığına dikkati çekerek, İran krizi ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam ettiğini, güvenli liman ihtiyacının canlı kaldığını söyledi. Kısa vadede yüzde 3-5’lik geri çekilmelerin normal olduğunu belirten Yücel, uzun vadede ana yönün yukarı olduğunu ifade etti.


Yerli altın üretiminde yeni vizyon: Türkiye bölgesel merkez olabilir

DÜŞÜK FİYATLAR TÜRKİYE İÇİN FIRSAT

Altın fiyatlarındaki gerilemenin Türkiye açısından önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayan Yücel, bu sürecin kriz olarak değil stratejik bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Altının stratejik bir ürün kabul edilerek üretimi artıracak teşviklerin devreye alınmasının önemine işaret etti.


Yücel, dalgalı küresel ortamdan daha az etkilenmek için ithalata değil yerli üretime odaklanılması gerektiğini belirterek, üretim arttıkça dışa bağımlılığın ve cari açık baskısının azalacağını dile getirdi. Türkiye’nin altını ithal ederek değil, üreterek güvence altına alması gerektiğini vurguladı.


ÜRETİM-TÜKETİM FARKI FİYATLARI DESTEKLİYOR

Merkez bankalarının artan altın alımlarına dikkati çeken Yücel, altının güvenli liman olarak yeniden öne çıkmasının geçici bir dalga değil, yapısal bir eğilim olduğunu belirtti. Jeopolitik riskler ve sistem tartışmaları sürdükçe altının bu rolünü korumasının beklendiğini ifade etti.


Yücel, dünya genelinde yıllık altın üretiminin yaklaşık 3 bin 500 ton seviyesinde olduğunu, küresel talebin ise geçen yıl ilk kez 5 bin tonun üzerine çıktığını ve bu farkın fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğunu aktardı.


TÜRKİYE’NİN ÜRETİM POTANSİYELİ

Türkiye’nin mevcut yıllık yaklaşık 28 tonluk altın üretiminin artırılması gerektiğini vurgulayan Yücel, test edilmiş toplam altın kaynağının 6 bin 500 ton civarında olduğunu, bu rakamın zamanla 8-10 bin tona çıkabileceğini söyledi.


Türkiye için yıllık 100 ton üretim hedefinin ulaşılabilir olduğunu savunan Yücel, izin süreçlerinin hızlanması ve finansmana erişimin kolaylaşması halinde 5-10 milyar dolarlık ilave yatırımla 5 yıl içinde sürdürülebilir biçimde bu seviyeye çıkılabileceğini kaydetti.


STRATEJİK PLANLAMA VE MERKEZ HEDEFİ

Üretimin düşük kalmasında kamuoyu baskısı, uzun izin süreçleri ve yatırım ortamındaki belirsizliklerin etkili olduğunu belirten Yücel, stratejik planlama ve net karar mekanizmalarıyla üretimin artırılmasının mümkün olduğunu söyledi. Önce 50 tonlara, ardından 100 ton seviyesine çıkılabileceğini ifade etti.


Türkiye’nin güçlü rafineri ve kuyumculuk altyapısına sahip olduğunu vurgulayan Yücel, üretimin artırılması ve hazır projelerin hızla devreye alınmasıyla Türkiye’nin yalnızca kendi altınını işleyen değil, çevre ülkelerin altınını da rafine eden ve ticaretini gerçekleştiren bölgesel bir merkez haline gelebileceğini söyledi.