Yapay zekanın enerjisini depolayan öne geçecek
Geçen yıl yaklaşık 500 milyar doları aşan veri merkezi sermaye harcamalarının bu yıl yüzde 75 oranında artması bekleniyor. 2030 yılına kadar elektrik talebinin ise yaklaşık yüzde 3’ünü tek başına veri merkezlerinin oluşturacağı tahmin ediliyor. Enerji uzmanları, yapay zeka kaynaklı enerji şoklarına karşı yenilenebilir enerji yatırımlarının artması gerektiğini belirterek, depolama sistemlerinin hayati önem taşıdığını söylüyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre geçtiğimiz yıl teknoloji şirketleri yapay zeka (AI) modellerini büyütmek için yaklaşık 580 milyar dolar harcadı. Ajans verilerine göre veri merkezlerine yapılan bu yatırım petrol arzı için harcanan toplam tutarı geride bırakırken, ‘yeni petrol’ olarak nitelendirilen veri merkezleri, küresel elektrik arzında da çeşitli baskıların oluşmasına neden oluyor. 2030 yılına kadar yapay zeka modellerinin mevcut şebekelere 5 kat daha fazla ortak olması öngörülürken, yalnızca şebekelerin kapasitesinin artırılması elektrik şoklarına karşı çözüm olmayacak. Yapay zeka modellerine yatırım yapan ülkeler ulusal elektrik politikalarını da güncellerken, özellikle yenilenebilir enerji yatırımları ve depolama sistemleri öne çıkan çözüm önerileri arasında yer alıyor.
200 BİN HANENİN ELEKTRİĞİ
Bu yılın sonuna kadar veri merkezleri için yapılacak harcamaların yüzde 75 artacağı öngörülürken, 2030 yılına kadar veri merkezlerinin tüm enerji talebinin yaklaşık yüzde 3’ünü oluşturması bekleniyor. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre inşa halindeki veri merkezlerinin yüzde 55’i, 200 megavatın üzerinde kapasiteye sahip. Bu büyüklükteki tek bir tesis bile 200 bin hanenin tükettiği kadar elektrik harcıyor. Aynı zamanda yeni tesislerin yüzde 85’i mevcut veri merkezi kümelerinin yakınına kuruluyor. Bu da zaten yoğun olan elektrik şebekeleri üzerindeki baskıyı bir kat daha artırıyor. Ayrıca şebekelerin kapasitesini artırmak veya yeni şebekeler inşa etmek için gerekli olan trafolar, kablolar, tribünler ve kritik mineraller gibi temel bileşenlerin tedarik zinciri de bir darboğazın içinde bulunuyor. Bununla birlikte 2035 yılına kadar toplam elektrik talebinin yüzde 40 daha artması bekleniyor ki bu da her yıl sisteme Japonya’nın toplam tüketimi kadar yeni talep eklenmesi anlamına geliyor.
DEVASA BATARYA SİSTEMLERİ
IEA raporuna ve sektör mensuplarının görüşlerine göre bu süreçte depolama sistemleri hayati önem kazanacak. IEA raporunda bataryalar da depolama sistemlerinin ‘İsviçre çakısı’ olarak görev alacak. CK Enerji Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytaç, artan enerji ihtiyacına karşın büyük şirketlerin kendi enerjilerini üreteceği sistemlerin hayata geçeceğini söyledi. Aytaç, şöyle devam etti: “Bu kapsamdaki düzenlemelerde şebekeye ek kapasite kazandırılmasına önem verilirken, büyük teknoloji şirketlerinin de enerjiyi mevcut sistemden çekmek yerine kendi yenilenebilir enerji projelerini kurmaya yönlendirildiğini görüyoruz. Tüketimi dengelemek için yapay zeka modellerinin enerji verimliliğini artıracak donanım ve algoritma standartlarının geliştirilmesi de teşvik ediliyor. Düzenleyiciler şebeke yoğunluğuna göre tüketimi dengeleyecek dinamik fiyatlandırma mekanizmaları üzerinde çalışırken, platform sağlayıcıları bu yükü etkin yönetebilmek için devasa batarya depolama kapasitelerini de planlarına ekliyor.”
ÜLKELERİN ENERJİ POLİTİKALARI
Geçtiğimiz haflarda ABD’nin en büyük enerji şirketi Exolon’un CEO’su Calvin Butler de Financial Times’a yaptığı açıklamada, dünyanın en büyük veri merkezlerine ev sahipliği yapan ABD’nin bu sürece hazırlıksız yakalandığını belirtti. Butler, ABD’nin 2027 yılında veri merkezi kaynaklı elektrik kesintilerine sahne olabileceğini söyledi ve “Soğuk geçen kışta 400 bin kişinin elektriğini kesmemek için çok mücadele ettik” dedi. Bu projeksiyona sahip ABD’de altyapı güçlendirme maliyetlerini doğrudan teknoloji firmalarına yükleyen kurallar uygulanıyor. Bu da dev teknoloji şirketlerini kendi enerjilerini üretmeye giderek daha fazla yöneltiyor. Avrupa Birliği ise belirli kapasitelerin üzerindeki tüm veri merkezleri için titiz enerji verimliliği raporlamaları ve derecelendirme sistemlerini zorunlu tutuyor.
YENİLENEBİLİR ENERJİ ALTERNATİFİ
IEA’nın Enerji ve Yapay Zeka raporuna göre dünya genelinde veri merkezlerinin elektrik ihtiyacının yüzde 30’u kömürden karşılanıyor. Yenilenebilir enerji kaynakları küresel veri merkezlerinin tükettiği elektriğin yaklaşık yüzde 27’sini karşılıyor, bunu yüzde 26 ile doğalgaz ve yüzde 15 ile nükleer enerji takip ediyor. Dünyanın en büyük veri merkezlerine sahip olan ABD ve Çin’de tablolar farklılık gösteriyor. ABD’de yüzde 40’ın üzerinde bir payla doğalgaz veri merkezleri elektrik tedarikinde ilk sırada yer alırken, Çin’de yüzde 70’lik kısım kömür tarafından domine ediliyor. Rapora göre veri merkezlerinin elektrik ihtiyacını karşılamakta en hızlı büyüyen kalem olarak ise yenilenebilir enerji kaynakları dikkat çekiyor. Ayrıca ilerleyen dönemlerde her firmanın kendi yenilenebilir enerjisini üreteceği bir sistem kurulması da konunun uzmanları tarafından çözüm olarak öneriliyor.

ŞEBEKELERİN ROLÜ DEĞİŞİYOR
CK Enerji Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü Ali Erman Aytaç: Mevcut elektrik şebekelerinin yapay zekanın sürekli artan enerji talebini karşılamakta zorlanması, olası krizleri önleyecek yeni nesil politikaları zorunlu kılıyor. Geleneksel enerji sistemleri, yenilenebilir kaynaklar, elektrikli araçlar ve değişen tüketim alışkanlıklarının etkisiyle çok katmanlı ve veri yoğun bir yapıya dönüşüyor. Bu dönüşümde yapay zeka ve veri analitiği ise en önemli araçlar olarak öne çıkıyor. Yapay zeka ve veri analitiği, özellikle şebeke yönetimi açısından önemli fırsatlar sunuyor. Gelişmiş veri analizleri sayesinde üretim ve tüketim eğilimleri çok daha doğru şekilde tahmin edilebiliyor. Böylece enerji arzı ile talep arasındaki denge daha etkin kurulabiliyor. Bir diğer kritik alan ise arıza yönetimi ve bakım süreçleri. Şebeke ekipmanlarından elde edilen verilerin sürekli analiz edilmesi ve öngörücü bakım sistemleri sayesinde arızalar henüz gerçekleşmeden tespit edilerek kesinti süreleri minimuma indiriliyor. Akıllı sayaçlardan elde edilen veriler ise kullanıcı alışkanlıklarını analiz ederek enerji verimliliğini artırıyor ve kişiselleştirilmiş çözümler sunulmasına olanak tanıyor. İçinde bulunduğumuz elektrik perakende satış sektörünün rolü de giderek değişiyor. Enerji şirketleri yalnızca tedarikçi olmaktan çıkıyor, dijital dönüşümle daha temiz, yaşanabilir ve çevreye duyarlı bir gelecek inşa etme sorumluluğunu da üstleniyor.









Yorum yazmak için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor…