Cuma10 Temmuz 202612:27İSTPİYASAAÇIK
ADNAN VEYSEL ERTEMEL
ADNAN VEYSEL ERTEMEL

Yapay zeka artık bir silah

00:00 / 00:00

Geçtiğimiz haftalarda ABD’den çarpıcı bir haber geldi. Anthropic, en gelişmiş yapay zeka modelleri Claude Fable 5 ve Mythos 5'e erişimi, ABD Ticaret Bakanlığı'nın ihracat kontrolleri gerekçesiyle Amerikalı olmayan kullanıcılar için askıya aldı.

Kısa süre sonra kısıtlamalar kalktı, erişim geri geldi… Olay bir haftalık gündemden ibaret kalabilirdi. Ama aslında çok daha kalıcı bir gerçeği gözler önüne serdi: Yapay zeka artık bir silah…


Bu benzetme abartı değil. Düşünün, bundan yalnızca birkaç yıl önce yapay zeka bir ‘verimlilik aracı’ olarak konuşuluyordu. Şirketler süreçlerini hızlandırsın, maliyetlerini düşürsün diye bakılıyordu bu teknolojiye… Oysa bugün resim tamamen değişti. Bir devlet, kendi geliştirdiği teknolojinin en gelişmiş versiyonuna kimin erişebileceğine karar veriyor. Tıpkı bir silah teknolojisinde olduğu gibi…

Bugün yapay zeka, savunmadan istihbarata, diplomasiden kamu yönetimine, üretimden medyaya kadar hemen her alanda ulus devletlerin rekabet kapasitesini belirleyen temel güç unsuru haline geldi. ABD ve Çin arasındaki çip ihracat kısıtlamaları, model erişim politikaları, milyarlarca dolarlık kamu yatırımları… Hepsi aynı gerçeğin farklı yüzleri: En gelişmiş yapay zeka modelleri artık petrol kadar belki daha fazla stratejik önem taşıyor.

Çin, sadece yapay zeka alanına 2030 yılına kadar 1 trilyon dolar yatırım yapma kararı aldı. ABD ise kendi teknoloji şirketlerinin küresel üstünlüğünü korumak için modellerin kimin eline geçtiğini, hangi ülkeye hangi versiyonun ulaştığını titizlikle kontrol ediyor. Bu bir ‘serbest piyasa’ hikâyesi değil… Bu, devletlerin doğrudan müdahil olduğu, ulusal güvenlik gerekçesiyle şekillenen bir güç mücadelesi.

TÜRKİYE BU RESMİN NERESİNDE?

Burada ısrarla vurgulamak istediğim bir nokta var: Yerlilik ve millilik vurgusu söylem düzeyinde kaldığı sürece bir anlam ifade etmiyor. Somut kurumlar, somut ürünler, somut insan kaynağı ve somut sahiplenme mekanizmaları olmadan ‘yerli yapay zekamız olsun’ demek, sadece iyi niyet temennisi olarak kalır. Slogan üretmek kolay, uygulama disiplini kurmak zor…

Güney Kore örneği burada öğretici. Samsung ve Naver gibi şirketlerin küresel ölçekte söz sahibi olabilmesinin arkasında slogan değil, onlarca yıllık uygulama disiplini var. Devlet, özel sektör ve üniversiteler aynı hedef etrafında, uzun soluklu ve tutarlı biçimde hizalanmış. Ne bir seçim döneminde başlayıp diğerinde rafa kalkan bir politika, ne de bir bakanlık değişikliğiyle yön değiştiren bir strateji… Kararlılık, Güney Kore'nin en büyük sermayesi olmuş.

Türkiye'nin de kendi yerli çözümlerine, girişimlerine ve teknoloji şirketlerine sahip çıkması bu açıdan kritik önemde. Bilge gibi yerli kapasite örnekleri, sadece tek tek şirket başarıları olarak değil, ulusal teknoloji ekosisteminin yapı taşları olarak görülmeli. Bugün göz ardı edilen ya da yeterince desteklenmeyen bu tür girişimler, yarın stratejik özerkliğimizin temel taşlarından biri olabilir.

Özetle, yapay zeka artık bir trend değil, bir silah… Ve her silah gibi kimin elinde olduğu, kimin erişimine kapalı tutulduğu meselesi giderek daha fazla devletlerarası bir mesele haline geliyor. Türkiye'nin bu oyunda sadece izleyici kalmaması gerekiyor.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Tüm Yazıları >