Cuma11 Eylül 202610:49İSTPİYASAAÇIK

Verinin geleceğine yerli çözüm hedefi

Teknopark İstanbul merkezli Dataera, veri yönetimindeki tecrübesini açık kaynak teknolojileri ve yeni nesil çözümlerle birleştirerek kurumların dijital altyapılarını güçlendirmeyi hedefliyor. Dataera’nın kurucu ekibi, veri ekonomisinin büyümesiyle birlikte ihtiyaç duyulan güvenli, hızlı ve erişilebilir altyapılar için çözümler geliştiriyor. Şirket, İngiltere’de açtığı ilk yurt dışı şubesiyle küresel pazar yolunda önemli bir adım attı.

Yayınlanma

Paylaş
Verinin geleceğine yerli çözüm hedefi

Teknopark İstanbul işletmelerinden Dataera, veri yönetimi alanındaki çeyrek asırlık sektör deneyimini yerli ve açık kaynak çözümlerle birleştiriyor. Teknopark İstanbul merkezli şirketin yurt dışına açılma, veri tabanı pazarında büyüme ve uzun vadede yerli bir veri tabanı yönetim sistemi çözümü için hedeflerini, şirketin kurucularından Mehmet Dervişoğlu, İstanbul Ticaret’e anlattı.

GİRİŞİMCİLİK YOLCULUĞU

Şirketiniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Bu fikir nasıl doğdu?

Dataera, 1 Mart 2018’de bilişim teknolojilerindeki 25 yılı aşkın sektör tecrübesine sahip bir ekip tarafından kuruldu. Merkezimiz Teknopark İstanbul’da. Kısa süre önce İngiltere’de de ilk yurt dışı şubemizi açtık. Ana faaliyet alanımız veri yönetimi. Telekomünikasyon, finans, kamu ve yazılım şirketleri başta olmak üzere  farklı sektörlere hizmet veriyoruz.

KİTAP YAYIMLADIK

Kamu ve özel sektörde açık kaynak kodlu yazılımların kullanımı son yıllarda önemli ölçüde arttı. Veri tabanı yönetim sistemleri tarafında da özellikle son dönemde kullanım yoğunluğu ciddi ivme kazanan PostgreSQL öne çıkıyor. Biz de bu alandaki bilgi birikimimizi paylaşmak amacıyla PostgreSQL veri tabanı yönetim sistemi üzerine bir kitap yayımladık. Bu çalışma, Türkiye’de alanında ilk ve tek olma özelliği taşıyor. Kitaba internet sitelerimiz üzerinden herhangi bir ücret veya kayıt işlemi gerektirmeden ulaşılabiliyor. Bunun yanı sıra sysdba.org ve pgdataera.com üzerinden güncel makalelerimizi ve teknik içeriklerimizi sektör profesyonelleriyle paylaşıyoruz. İlk girişimcilik deneyimlerimizi aslında üniversiteden mezun olduğumuz yıllarda yaşadık. O dönemde girişimciliğin heyecanını ve potansiyelini yakından gördük. Kendi işimizi kurma düşüncesi her zaman aklımızın bir köşesinde vardı. Şartların bir araya gelmesiyle 2018 yılında Dataera’yı  kurma fırsatını yakaladık.

21. YÜZYILIN EN DEĞERLİ KAYNAĞI

Şirketlerin verileri sürekli birikiyor. Bu biriken veriler  nasıl saklanıyor, analiz ediliyor  ya da yönetiliyor?

Bugün kullandığımız hemen her yazılımın arkasında bir veri yönetim platformu var. İnternet alışveriş sitelerinden kargo şirketlerine, finans kuruluşlarından telekomünikasyon firmalarına, bilet satış platformlarından CRM ve ERP uygulamalarına kadar çok sayıda sistem sürekli veri üretiyor ve biriktiriyor. Bu verilerin tutarlı, hızlı, güvenli ve yüksek erişilebilirlik sunan ortamlarda saklanması gerekiyor. Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte veri, 21. yüzyılın en değerli kaynaklarından biri haline geldi. Geçmişte şirketlerin bugünkü kadar büyük veri birikimleri yoktu. Ancak bugün birçok kurumun yıllar boyunca oluşturduğu çok büyük veri havuzları bulunuyor. Şirketler sahip oldukları verileri ne kadar hızlı analiz edebilirlerse geleceğe yönelik tahminlerini ve kararlarını da o kadar sağlıklı şekilde oluşturabiliyorlar. Örneğin bir sigorta şirketi, zorunlu trafik sigortası fiyatlandırması yaparken kişinin geçmiş verilerini inceliyor. Geçmişe yönelik veri seti ne kadar geniş olursa risk analizi de o kadar doğru yapılabiliyor.

Dataera olarak kurumların verilerine her zaman güvenli ve hızlı şekilde erişebilmelerini sağlıyoruz. Analiz ve raporlamaya hazırlanması gereken verilerin yönetimi, raporların hızlandırılması, uygulamalardaki yavaşlama sorunlarının çözülmesi, yüksek erişilebilirlik altyapılarının kurulması ve felaket kurtarma merkezlerinin oluşturulması gibi alanlarda hizmet veriyoruz. Ayrıca mevcut sistemlerin sağlık kontrollerini gerçekleştiriyor, yeni yazılım projelerinin veri altyapılarını oluşturuyor ve uygulama ya da raporlama süreçlerinde yaşanan performans sorunlarına çözüm sunuyoruz.

NOKTA ATIŞI ÇÖZÜMLER

Geleneksel yöntemlere göre avantajlarınız neler, yapay zeka ya da makina öğrenmesi gibi ileri teknolojiler kullanıyor musunuz?

Bilişim teknolojileri sektöründe çeyrek asrı aşan bir tecrübe ve birikime sahibiz. Bu deneyimi yalnızca uygulamakla kalmıyor, aynı zamanda dokümante ediyoruz. Böylece karşılaşılan problemlere daha hızlı ve nokta atışı çözümler üretmek mümkün oluyor. Aynı zamanda oluşturduğumuz bilgi birikimi, yeni ekiplerin yetişmesine ve sektörün gelişimine de katkı sağlıyor. Geçmişte internet, sanallaştırma ve bulut teknolojileri gibi büyük dönüşümlere uyum sağlamak nasıl bir zorunluluk haline geldiyse, bugün de yapay zeka ve makina öğrenmesi teknolojilerine uyum sağlamak ve bu teknolojileri geliştirmek benzer şekilde bir gereklilik haline geldi. 20-30 yıl önce birçok muhasebe departmanında çok daha fazla çalışan görev yapıyordu. Yazılımların kalitesi, verimliliği ve kullanılabilirliği arttıkça aynı işler daha küçük ekiplerle gerçekleştirilebilir hale geldi.

Yapay zeka ve makina öğrenmesi de benzer bir dönüşüm oluşturuyor. Aslında yapay zeka, makina öğrenmesi ve veri bilimi birbirinden bağımsız düşünülemez. Bu teknolojilerin temelinde veri bulunuyor. Makina öğrenmesi sistemleri de yapay zeka uygulamaları da veriler üzerinden eğitiliyor ve gelişiyor. Dolayısıyla  veri yönetimi, geleceğin teknolojilerinin de temel altyapılarından biri olmaya devam edecek.

PAZAR 5 YILDA 2 KAT BÜYÜDÜ

Geliştirdiğiniz ürünün ticari geleceği hakkında neler söylemek istersiniz? Yurt dışından talep var mı?

Çeyrek asrı aşkın süredir sahada tespit ettiğimiz ihtiyaçların çözümlerini uzun yıllar boyunca geliştirdik. Bir anlamda sektörün ihtiyaç duyduğu reçeteyi işin mutfağında hazırladık. Bugün geldiğimiz noktada ürün ve hizmetlerimizin sahadaki ihtiyaçları önemli ölçüde karşıladığına inanıyoruz. Bundan sonraki süreçte büyümenin önemli bölümünü pazarlama ve yeni pazarlara açılma çalışmaları oluşturacak. Beş yılda yaklaşık iki kat büyüyen bir pazarın içerisindeyiz. Veri miktarı arttıkça veri yönetimi çözümlerine olan ihtiyaç da doğal olarak büyüyor. Öncelikli hedefimiz yurt içinde daha güçlü bir noktaya ulaşmak. Ardından ihracat faaliyetlerimizi artırmayı ve uluslararası pazarlarda daha etkin olmayı planlıyoruz. İngiltere’de açtığımız ilk şube de bu hedef doğrultusunda attığımız önemli adımlardan biri.

10 yılda milyar dolara ulaşırız

Gelecekte farklı alanlarınız olacak mı? Hedefleriniz neler?

2022 yılı verilerine göre veri tabanı yönetim sistemleri pazarı,  2017-2022 döneminde iki kat büyüyerek dünya genelinde yaklaşık  90 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştı. Türkiye’de ise veri tabanı yönetim sistemleri pazarının yaklaşık 1 milyar dolar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Bu pazarın önemli bir bölümünün yurt dışı kaynaklı ürünlerden oluşması, aynı zamanda Türkiye açısından dış ticaret açığı anlamına geliyor. Veri tabanı yönetim sistemlerinde genel  olarak ticari ve açık kaynak olmak üzere iki farklı çözüm modeli bulunuyor. Bugün ticari ürünler pazara hakim olsa da Türkiye’de kullanılan veri tabanı yönetim sistemlerinin önemli bir bölümünün  açık kaynak çözümlere geçebileceğini düşünüyoruz. Veri tabanı pazarının büyüklüğü ve işin güvenlik boyutu dikkate alındığında Türkiye’nin yerli bir veri tabanı yönetim sistemi çözümüne ihtiyaç duyduğu açıkça görülüyor. Bizim de bu konuda

uzun vadeli bir projemiz bulunuyor. Yerli bir veri tabanı yönetim sistemi geliştirmek için yaklaşık 4-5 yıla yayılacak şekilde 35 milyon dolarlık bir yatırım ihtiyacı öngörüyoruz. Bu projeye yatırım yapmak isteyen kişi ve kurumlara yol haritamızı ve projeyi nasıl hayata geçireceğimizi detaylı şekilde sunabiliriz. Bu projeyi başarıyla hayata geçirebilirsek, en fazla 10 yıl içerisinde milyar dolarlık bir teknoloji şirketine dönüşme potansiyeline sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Mevcut faaliyet alanımızdan da oldukça memnunuz. Yeni pazarlara açılarak ve farklı sektörlerdeki ihtiyaçları değerlendirerek büyümeye devam edeceğiz.

Teknopark İstanbul’la teknoloji geliştirmeye odaklandık

Teknopark İstanbul’da yer almak hangi faydaları sağlıyor?

Teknoloji firmaları için güçlü bir ekosistemin içerisinde yer almak büyük önem taşıyor. Teknopark İstanbul, farklı teknoloji şirketlerinin bir arada bulunduğu, bilgi paylaşımının ve işbirliklerinin geliştiği önemli bir merkez. Geniş eğitim imkanları sayesinde teknolojideki yeniliklerden daha hızlı haberdar olabiliyor, sektörün farklı paydaşlarıyla aynı ekosistem içerisinde bulunabiliyoruz. Sosyal imkanlar da çalışanlar ve şirketler açısından önemli avantajlar sağlıyor. En önemli avantajlardan biri maliyet desteği. Teknoloji geliştirmek, uzun soluklu ve yüksek maliyetli bir süreç.

Bu nedenle geliştirme aşamasında sağlanan teşvikler ve maliyet avantajlarını bir tür can suyu olarak değerlendirebiliriz. Bizim gibi büyümesini  büyük ölçüde öz sermayesiyle sürdüren şirketler için bu avantajlar çok daha  değerli hale geliyor. Teknopark İstanbul’un sağladığı imkanlar, teknoloji  geliştirme süreçlerine odaklanmamıza ve kaynaklarımızı daha  verimli kullanmamıza katkı sağlıyor.

OSMAN KUVVET

OSMAN KUVVET

İstanbul Ticaret Gazetesi – Teknoloji Editörü