Cuma16 Ekim 202612:41İSTPİYASAAÇIK

Türkiye'den jeotermal enerjiye 10 milyar dolarlık yatırım hamlesi: Kurulu güç 2,5 katına çıkıyor

Türkiye, jeotermal enerjide kurulu gücünü 2035’e kadar yaklaşık 2,5 kat artırarak 4 bin 500 megavata çıkarmayı hedefliyor. Mevcut kapasitesi yaklaşık 1.800 megavat seviyesinde bulunan sektörde bu hedefin yaklaşık 10 milyar dolarlık yeni yatırımı beraberinde getirmesi bekleniyor. Jeotermal Enerji Derneği Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin jeotermalde Avrupa lideri, dünyada ise önde gelen ülkeler arasında bulunduğunu belirterek, kaynağın elektrik üretiminin yanı sıra konut ısıtması, seracılık, termal turizm ve sanayide de daha fazla kullanılabileceğini söyledi.

Yayınlanma

Paylaş
Türkiye'den jeotermal enerjiye 10 milyar dolarlık yatırım hamlesi: Kurulu güç 2,5 katına çıkıyor

Avrupa’nın jeotermal enerji lideri, dünyanın ise dördüncü büyük gücü olan Türkiye, yerli enerji üretiminde çıtayı yükseltiyor.

2053 NET SIFIR HEDEFİ İÇİN JEOTERMAL KAYNAKLARI ÖNEMLİ 
Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, 17 Ekim Dünya Jeotermal Günü kapsamında yaptığı yazılı açıklamada, jeotermal enerjide dünyanın dördüncü, Avrupa'nın lider ülkesi olan Türkiye'nin "2053 Net Sıfır" hedeflerine ulaşmak için jeotermal kaynakların önemli rol üstlendiğini kaydetti.

Ekim ayı itibarıyla Türkiye'nin jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücünün 1800 megavata ulaştığını ifade eden Kındap, ülkenin bu alanda kurulu gücünü önemli ölçüde artırabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti.

JEOTERMALDE 4.500 MW HEDEFİ
Kındap, Türkiye'nin 2035 Ulusal Enerji Hedefleri çerçevesinde jeotermal kurulu gücünün 2,5 katına çıkarılarak 4 bin 500 megavata yükseltilmesinin planlandığını belirterek, yaklaşık 10 milyar dolarlık yatırıma karşılık gelen projelerin çevresel standartları en yüksek seviyede karşılar nitelikte olacağını aktardı.

Türkiye'nin jeotermalde yalnızca kaynak zenginliğiyle değil, yatırımcı şirketleri, mühendislik kabiliyeti, teknoloji uygulamaları ve işletme deneyimiyle dünyada kabul edilen birikime sahip olduğunun altını çizen Kındap, şu ifadeleri kullandı:

"Bu birikimin korunması ve geliştirilmesinde kamuoyumuzun doğru bilgilendirilmesinin de son derece kritik bir faktör olduğunu düşünüyoruz. Anadolu, binlerce yıldır jeotermal coğrafyası olmasına rağmen, bu kaynaklarımızı enerji üretiminde ağırlıklı olarak 20 yıldır kullanmaktayız. Dolayısıyla bizim santrallerimiz dünyanın en yeni, teknoloji seviyesi en yüksek ve çevresel standartları en üst noktada karşılayabilen tesislerden oluşuyor. 7 gün 24 saat mevsim koşullarından bağımsız olarak sürdürülebilir enerji üretebilen bu tesislerimiz birer milli servettir."

TÜRKİYE'DE 68 SANTRAL ENERJİ ÜRETİMİ YAPIYOR
Kındap, Türkiye'de 68 jeotermal santralin enerji üretimi yaptığını belirterek, bu tesislerin başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm otoriteler tarafından denetlendiğini ve emisyonların kesintisiz izlendiğini ifade etti.

Jeotermal santrallerin yakın çevresindeki tarımsal üretime zarar verdiğini ortaya koyan somut bilimsel veri bulunmadığını anlatan Kındap, yatırımcıların çevresel sorumluluklarının düzenli ölçüm, denetim ve şeffaf bilgilendirmeyle santrallerin işletme ömrü boyunca devam ettiğini vurguladı.

Kındap, yatırımcıların çevresel sorumluluğunun, izin süreçlerinin tamamlanmasıyla sona ermediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Düzenli ölçüm, etkin denetim, şeffaf bilgilendirme ve teknolojik iyileştirme, sorumlu işletmeciliğin olmazsa olmaz unsurlarını oluşturuyor. Yüksek çevre standartları yalnızca santrallerimizin kuruluş aşamalarında değil, işletme ömrü boyunca da gözetiliyor. Jeotermal, tamamı ülkemizin olan, çıkarırken ve kullanırken başka hiçbir ülkeye bağımlı olmadığımız, sonsuz, sınırsız ve kullanırken kimseye döviz bazlı ödeme yapmadığımız bir kaynak. Jeotermal enerjiye karşı olmak, Türkiye'nin enerjide ithal kaynaklara daha fazla bağımlı olmasının yanında olmaktır."

Jeotermal kaynakların elektrik üretiminin yanı sıra konut ısıtması, jeotermal seracılık, termal turizm, balıkçılık, madencilik gibi sanayi uygulamalarında da değer yaratabildiğine işaret eden Kındap, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dünya Jeotermal Günü'nde çağrımız, Türkiye'nin bu önemli yerli kaynağını ileri teknoloji, bilimsel bilgi ve çevresel sorumluluk temelinde daha fazla değerlendirmektir. Jeotermalin geleceğini, yüksek standartları hedefleyen yatırımlar ve güvenilir verilerle şekillendirebiliriz. JED olarak ülkemizin jeotermal zenginliğini, doğayı ve toplumsal faydayı birlikte gözeterek ekonomimize kazandırmak için durmaksızın çalışmaya devam ediyoruz."