Cuma28 Ağustos 202610:13İSTPİYASAAÇIK

Türkiye’de altın yurt dışına göre ucuzladı

1 kilogram altının yurt içi fiyatı uluslararası piyasalara göre yaklaşık 500 dolar daha ucuzladı. Uzmanlar mevcut iskontonun geçici olabileceğini, fiyat avantajının ise mücevher ihracatını destekleyebileceğini belirtiyor.

Yayınlanma

Paylaş
Türkiye’de altın yurt dışına göre ucuzladı

Altın piyasasında uzun süredir alışılmış olan ‘Türkiye primi’ tersine döndü. İşlenmemiş altın ithalatına uygulanan kota ve güçlü fiziki taleple 2025’in ikinci yarısında iç piyasada altın, uluslararası piyasalara kıyasla belirgin şekilde pahalı hale gelmişti.

Eylül 2025’te yurt içinde 1 kilogram altının fiyatı uluslararası fiyatlara göre 12 bin dolar daha yüksekti. Kota uygulamasının arzı sınırlaması ve yatırımcı talebinin güçlü seyretmesi, iki piyasa arasındaki makası açtı. Ancak 2026’da söz konusu fark, kademeli biçimde daraldı. Ağustos ayına gelindiğinde de tablo tersine döndü. İç piyasadaki 1 kilogram altın fiyatı uluslararası piyasanın yaklaşık 500 dolar altına gerileyerek yıllardır görülen ‘prim’ yerine bu kez ‘iskonto’ oluşmasına yol açtı.

Fiyat farkının yön değiştirmesinde arz koşullarının yanı sıra yurt içindeki yatırımcı davranışı da belirleyici oldu. Altın ithalatına yönelik kota uygulaması devam etmesine rağmen fiziki altına yönelik talebin önceki döneme göre zayıflaması, iç piyasadaki fiyat baskısını azalttı. Sıkı para politikası ve yüksek TL getirileri yatırımcıların bir bölümünü mevduata yönlendirirken, piyasadaki likidite ihtiyacı da altın satışlarını artırdı.

FARK EKSİYE DÖNDÜ
Geçtiğimiz yıl sınırlı arz ile güçlü yatırım talebinin aynı anda yukarı taşıdığı iç piyasa primi böylece giderek eridi. Uluslararası piyasalarda altın fiyatı yükseliş eğilimini sürdürmesine rağmen Türkiye’de aynı ölçüde yeni talep oluşmaması, kilogram başına fiyat farkının önce sıfırlanmasına, ardından negatif bölgeye geçmesine neden oldu. Yeni denge, altın ithalat kotasının varlığına rağmen talep koşullarının fiyat oluşumunda ne kadar etkili olduğunu da gösterdi. Güçlü talep döneminde kota kaynaklı arz sınırlaması fiyatları yukarı taşırken, mevcut dönemde talebin zayıflaması yurt içi priminin yeniden oluşmasını engelledi.

MALİYET DEZAVANTAJI KALKTI
Ortaya çıkan tablo yalnızca bireysel yatırımcı açısından değil, kuyumculuk ve mücevher sektörü açısından da önem taşıyor. Türkiye’de altının dünya fiyatlarının üzerinde seyretmesi, hammaddesini daha yüksek maliyetle temin eden mücevher üreticilerinin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü olumsuz etkiliyordu.

İç ve dış piyasa arasındaki makasın kapanması, bu maliyet dezavantajının önemli ölçüde ortadan kalkması anlamına geliyor. Fiyat farkının eksiye dönmesi ise kısa vadede ihracatçıya hammadde temininde ilave avantaj sağlayabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Bununla birlikte mevcut iskontonun kalıcı hale gelmesi beklenmiyor. Türkiye’de altının uluslararası piyasalardan daha ucuz kalması, külçe altının yurt dışına yönelmesini ekonomik açıdan cazip hale getirebilir. Böyle bir hareketin güçlenmesi durumunda iç piyasadaki arz azalırken fiyatların yeniden uluslararası piyasa seviyesine yaklaşması bekleniyor.

KAPALIÇARŞI’DA EZBER BOZAN FİYATLAMA
İç ve dış piyasa arasındaki fiyat değişimi Kapalıçarşı’da da kendini gösteriyor. Önceki dönemlerde altının spot fiyatı ile kuyumcudaki fiziki altın arasında gram başına 100-300 TL’ye ulaşabilen farklar oluşuyordu. Fiziki ürün, güçlü talep nedeniyle çoğunlukla ekran fiyatının üzerinde işlem görüyordu.

Gelinen süreçte ise bu tablo değişti. Kapalıçarşı’daki fiziki altın fiyatı referans fiyatın altına geriledi. Örneğin 24 Ağustos’ta gram altının spot satış fiyatı 7 bin 178 TL seviyesinde bulunurken, Kapalıçarşı’da gram altın 7 bin 77 TL’den alıcı buldu. Böylece fiziki altın, ekranda görülen referans değerin yaklaşık 100 TL altında işlem gördü.

Kapalıçarşı’daki ayrışmada standart ve standart dışı altın arasındaki fiyat farkı da etkili oluyor. Ekranlarda takip edilen referans değer standart altını gösterirken, kuyumculuk piyasasında işlem gören standart dışı fiziki altının fiyatı arz ve talep koşullarına göre farklılaşabiliyor.

Altın ve Para Piyasaları Uzmanı ve İstanbul Mücevherciler Kuyumcular ve Sarraflar Derneği (İMKUSAD) Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yıldırımtürk de iç ve dış piyasa arasındaki makasın yön değiştirmesinde talep ve likidite koşullarının belirleyici olduğunu söyledi.

12 BİN DOLARLIK PRİM NASIL ERİDİ?
Bugün piyasanın farklı koşullar altında hareket ettiğini belirten Yıldırımtürk, likidite ihtiyacı ve yüksek TL getirilerinin altına yönelik ilgiyi sınırladığını söyledi. Yıldırımtürk, “Altın dışarıda yükselse dahi içeride likidite ihtiyacı nedeniyle satışlar gerçekleşiyor. Talebin geçtiğimiz yıla göre daha zayıf olması ve mevduat faizlerinin yüzde 40’ın üzerinde seyretmesi altına olan ilgiyi düşürdü. Bu nedenle iç ve dış piyasa arasındaki fark geçici olarak eksiye döndü” dedi. Türkiye’deki fiyatın dış piyasanın altında kalması halinde külçe altının yurt dışına yönelmesinin mümkün olduğunu söyleyen Yıldırımtürk, bu hareketin fiyat farkını yeniden dengeleyebileceğini belirtti.

Yıldırımtürk sözlerini şöyle sürdürdü: “Piyasalarda parasal rahatlama olur ve likidite artarsa altına talep yeniden dönebilir. Böyle bir durumda kilogram altında Türkiye primi yeniden oluşabilir ve fark 1.500-2.000 dolara çıkabilir. Mevcut negatif farkın kalıcı olacağını düşünmüyorum.”

İMKUSAD Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yıldırımtürk, iç piyasadaki fiyat avantajına rağmen küresel altın fiyatlarına ilişkin yükseliş beklentisini vurguladı. Yıldırımtürk, “Ons altında 5.600 dolar seviyesi görülebilir. Bu seviye yıl sonuna doğru veya 2027’nin ilk ayında test edilebilir. Ons altın 5.600 dolar seviyesini gördükten sonra 6 bin doları denenebilir. ABD tahvil piyasasındaki gelişmeler altını destekliyor. ABD’nin yüksek borçluluk seviyesi ve uzun vadeli tahvil faizlerindeki hareketlilik değerli metallere olan ilgiyi canlı tutuyor” dedi. Kısa vadede küresel altın fiyatlarında düzeltmeler yaşanabileceğini ancak orta vadeli yükseliş beklentisinin devam ettiğini kaydeden Yıldırımtürk, dolara yönelik güven tartışmalarının yanı sıra Çin’in altın alımları ve merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme politikalarının da değerli metale yönelik talebi desteklemeyi sürdürebileceğini söyledi.

İHRACATTA FİYAT AVANTAJI
İç ve dış piyasa arasındaki makasın kapanması mücevher ihracatı açısından da avantaj oluşturabilir. Türkiye’de altının uzun süre dünya fiyatlarının üzerinde kalması, ihracatçıların hammadde maliyetini yükselterek uluslararası pazarlardaki fiyat rekabetini zorlaştırıyordu. Farkın kapanmasıyla birlikte bu baskının hafiflemesi bekleniyor. İMKUSAD Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yıldırımtürk, “Fiyatların yurt dışına göre ucuzlaması bizim altın, takı ve mücevher ihracatımızın önünü açacak gibi gözüküyor. Siparişler kabul edilebilir noktada. Önümüzdeki günlerde ihracatta artış olabilir. Bu da sektör açısından olumlu bir tablo ortaya koyuyor” dedi.

Not: Sayfada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi değildir. Yatırım danışmanlığı kapsamında değerlendirilemez.

BARIŞ CABACI

BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü