Türkiye buğdayda pozitif ayrışıyor
Küresel buğday piyasasında ABD’nin üretim tahmini 1970-71 sezonundan bu yana en düşük seviyeye indi. Ukrayna’nın Rus ticari gemilerine yönelik saldırılarının ardından Azak Denizi’ne giriş ve çıkışların kısıtlanması fiyatları yeniden hareketlendirdi.

Küresel buğday piyasasında haziran ayında güçlenen hasat ve arz beklentileri, yerini yeniden jeopolitik ve lojistik risklere bıraktı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre dünya buğday fiyatları, Karadeniz’deki güçlü üretim beklentilerinin etkisiyle haziranda yüzde 4.4 geriledi. Ancak Rusya-Ukrayna arasındaki çatışmaların etkisiyle Rusya’nın önemli tahıl güzergâhlarından Azak Denizi’ne giriş ve çıkışların kısıtlanması görünümü değiştirdi. Euronext buğday vadeli işlemleri altı haftanın zirvesini gördü.
KÜRESEL STOK TAHMİNİ DÜŞTÜ
ABD Tarım Bakanlığı, 2026-27 sezonu buğday üretim tahminini 1 milyar 536 milyon kile indirdi. Böylece ABD’de 1970-71 sezonundan bu yana en düşük üretim beklenirken, dönem sonu stok tahmini geçen yıla göre yüzde 22 düşüşle 722 milyon kile çekildi. Küresel dönem sonu stokları da bir ayda 2.6 milyon ton azaltılarak 272.8 milyon ton olarak hesaplandı. Buna karşılık Rusya ve Ukrayna’nın üretim tahminlerinin yükseltilmesi, piyasada genel bir arz açığından çok rota riski ve oynaklığın öne çıktığını gösteriyor.
YAĞIŞLAR REKOLTE BEKLENTİSİNİ GÜÇLENDİRDİ
Türkiye’deki üretim görünümü ise küresel risklere karşı önemli bir tampon oluşturuyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 1 Ekim 2025-31 Mayıs 2026 döneminde ülke genelinde 650.9 milimetre yağış kaydedildi. Yağışlar normalin yüzde 34, geçen yılın aynı döneminin yüzde 75 üzerinde gerçekleşerek son 66 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Buğday üretiminin yoğunlaştığı İç Anadolu’da yağışlar normale göre yüzde 33, geçen yıla göre ise yüzde 99 arttı.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile TÜİK’in ilk tahminine göre toplam bitkisel üretimin 2026’da yüzde 16.5 artarak 139.7 milyon tona ulaşması bekleniyor. Tahıl üretiminin yüzde 21.7 artışla 41.6 milyon tona, buğday üretiminin yüzde 26.7 artışla 22.8 milyon tona çıkacağı tahmin ediliyor. Arpada da yüzde 50 artışla 9 milyon ton üretim öngörülüyor. Bu durum yem maliyetleri açısından da daha güçlü bir iç arz tablosunu ortaya çıkarıyor.
İÇ PİYASADA HASAT ETKİSİ
Beklenen rekolte artışı, iç piyasada küresel fiyat yükselişini sınırlayabilecek bir alan açıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi ise ikinci grup ekmeklik ve makarnalık buğday için alım fiyatını 16 bin 500 lira olarak belirledi. Ürün sınıfı ve kalite farkları fiyatları değiştirirken, TMO alım politikasının yüksek üretim döneminde üretici gelirleri açısından dengeleyici olması bekleniyor.
GIDA ENFLASYONUNA KADEMELİ DESTEK
Rekoltedeki artışın tüketici fiyatlarına yansımasının kademeli olması bekleniyor. TCMB’nin Haziran Ayı Fiyat Gelişmeleri raporuna göre gıda ve alkolsüz içecek fiyatları aylık yüzde 0.16 artarken, yıllık gıda enflasyonu yüzde 35.44 oldu. İşlenmemiş gıda fiyatları sebze öncülüğünde yüzde 2.83 gerilerken, işlenmiş gıda fiyatları yüzde 2.60 arttı. Ekmek ve tahıllar yükselişte öne çıkan kalemler arasında yer aldı.
Buğday ve arpa arzındaki artışın ilk etkisinin un ve yem sanayinde hammadde maliyetlerini sınırlaması bekleniyor. Merkez Bankası da gıda arz koşullarındaki normalleşmenin önümüzdeki dönemde fiyatları olumlu etkileyeceğini öngörüyor.
Bununla birlikte güçlü rekolte, raf fiyatlarında doğrudan düşüş anlamına gelmiyor. Enerji, mazot, işçilik, nakliye, depolama ve döviz kurundaki seyir, üretim artışının tüketiciye ne ölçüde yansıyacağını belirleyecek. Bu nedenle olumlu rekolte tablosunun gıda enflasyonuna ilk katkısının, fiyatları geriletmekten önce fiyat artış hızını yavaşlatması bekleniyor.









Yorum yazmak için giriş yapın.
Yorumlar yükleniyor…