Cuma7 Ağustos 202610:15İSTPİYASAAÇIK
DünyaÖne çıkan

Türk girişimcilerine 4 bin dönümlük alan açıldı! Tarihi bağlar ekonomik ortaklığa dönüşüyor

Türkiye ile Pakistan arasındaki tarihi dostluk, savunma sanayinden enerjiye, madencilikten yüksek teknolojiye uzanan stratejik ekonomik ortaklığa dönüşüyor. İki ülke, yaklaşık 1.5 milyar dolar seviyesindeki ticaret hacmini kısa vadede 5 milyar dolara çıkarmayı hedeflerken, karşılıklı yatırım ve teknoloji transferini hızlandıracak yeni projelere odaklanıyor. Pakistan, Karaçi’deki Özel Ekonomik Bölge içinde Türk girişimcilere yaklaşık 4 bin dönümlük alan ayırarak yatırım ilişkilerinde yeni bir kapı açtı.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
Türk girişimcilerine 4 bin dönümlük alan açıldı! Tarihi bağlar ekonomik ortaklığa dönüşüyor

Türkiye ile Pakistan arasında kökleri uzun yıllara dayanan siyasi ve stratejik yakınlık, son dönemde ekonomik işbirliğini güçlendirecek yeni adımlarla farklı bir boyuta taşınıyor. Zor dönemlerde karşılıklı dayanışmayla öne çıkan iki ülke, güçlü siyasi ilişkilerini ticaret ve yatırımlara daha fazla yansıtmak için harekete geçti. Son 10 yılda savunma sanayi, teknoloji transferi, petrol ve doğalgaz arama, enerji altyapısı ve madencilik başta olmak üzere birçok alanda yapılan anlaşmalar, ekonomik ortaklığın kapsamını genişletti.

Güçlü siyasi ilişkilere rağmen uzun yıllardır potansiyelin altında kalan ikili ticarette ise 5 milyar dolarlık hacme ulaşılması ortak hedef olarak belirlendi. Ankara ve İslamabad bu hedef doğrultusunda savunma sanayinden enerjiye, madencilikten teknolojiye kadar yeni yatırım ve işbirliği alanlarına yönelirken, Türk şirketlerinin Pakistan’daki yatırımlarını artıracak önemli bir adım da Karaçi’de atıldı.

Pakistan yönetimi, Karaçi’deki bir Özel Ekonomik Bölge içerisinde Türk yatırımcılara 1.000 acre, yaklaşık 4 bin dönümlük alan tahsis etti. Özel ekonomik bölgenin, Türk şirketlerinin Pakistan’daki yatırımlarını artırarak iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlaması bekleniyor.

SAVUNMA SANAYİNDE MİLGEM İLE BAŞLADI
Türkiye ile Pakistan arasındaki yakınlık, son yıllarda büyük ölçekli savunma sanayi projeleriyle stratejik ortaklığa dönüştü. Bu işbirliğinin en güçlü halkasını, Pakistan Deniz Kuvvetleri için yürütülen dört gemilik MİLGEM korvet projesi oluşturdu. İki geminin Türkiye’de, ikisinin Karaçi’de inşa edildiği proje, teknoloji transferini de kapsayarak Pakistan’ın yerli savaş gemisi üretim kapasitesini güçlendirdi.

Denizlerdeki ortaklık, STM’nin Pakistan’a ait AGOSTA 90B denizaltılarının modernizasyonunu üstlenmesiyle daha da genişledi. Savunma işbirliğinde yeni ve daha stratejik başlık ise Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN oldu.
Pakistan’ın KAAN programına yönelik ilgisi ve projede olası işbirliği gündeme gelirken, henüz Pakistan’ın programa resmen ortak olduğuna ilişkin doğrulanmış bir anlaşma bulunmuyor. Türkiye’nin yeni nesil savaş uçağı olarak geliştirilen KAAN, iki ülke arasındaki savunma ortaklığının gelecekte ulaşabileceği en ileri teknoloji alanlarından biri olarak öne çıkıyor.

SAVUNMADAN SONRA ENERJİDE YENİ DÖNEM
Savunmada derinleşen ortaklık, enerji sektörüne de taşındı. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), Pakistan’ın milli petrol şirketleri Mari Energies, OGDCL ve Pakistan Petroleum Limited ile Pakistan açıklarındaki petrol ve doğalgaz sahaları için ortak teklif verme anlaşması imzaladı. Pakistan’ın Makran ve İndus havzalarında açtığı 40 deniz bloğuna yönelik süreç, Türkiye’nin Pakistan’ın enerji sektöründeki rolünü de yeni bir aşamaya taşıdı.

İşbirliği, daha sonra somut arama ve üretim projelerine dönüştü. Aralık 2025’te TPAO ile Pakistanlı enerji şirketleri arasında Pakistan’daki 3 deniz ve 2 kara sahasında hidrokarbon arama ve üretim anlaşmaları imzalandı. Böylece Türkiye’nin Pakistan’daki enerji varlığı yalnızca mutabakat seviyesinde kalmayarak, doğrudan petrol ve doğalgaz sismik arama faaliyetlerine uzandı. Sistematik enerji araştırmalarının Oruç Reis ile eylül ayında yapılması öngörülüyor.

TÜRKLERE ÖZEL YATIRIM BÖLGESİ
Ankara ve İslamabad, ikili ticareti 5 milyar dolara çıkarmayı hedefler-ken, bu doğrultudaki en dikkat çekici hamlelerden biri Türk girişimcilere özel ekonomik bölge kurulması oldu.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 4 Temmuz 2026’da İstanbul’da düzenlenen Pakistan-Türkiye B2B Konferansı’nda, Karaçi’deki Özel Ekonomik Bölge içerisinde Türk yatırımcılar için 1.000 acre alan ayrıldığını açıkladı.

Yaklaşık 4 bin dönüme karşılık gelen alanın Türk girişimcilere tahsis edilmesiyle Türkiye’den Pakistan’a doğrudan yatırımların artırılması ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin güçlendirilmesi hedefleniyor. Başbakan Şerif, ayrıca Türk şirketlerini madencilik, enerji, bilgi teknolojileri ve yapay zeka başta olmak üzere Pakistan’da ortak yatırımlara davet etti.


HEDEF İÇİN 4 ÖNEMLİ ALAN
Başkonsolos Naeem, ticareti geliştirmek üzere Türk yatırımcılarına 4 alanın önemli olduğunu söyledi:

Enerji sektörü ve elektrik dağıtım şirketlerinde Türk ortaklığı: Pakistan’ın elektrik dağıtım şirketlerini (DISCO) özelleştirme kararı, Türk holdingleri açısından şu fırsatları sunuyor:

Operasyonel uzmanlık: Türk enerji şirketleri; dağıtım şebekelerinin modernizasyonu, toplam teknik ve ticari kayıpların (AT&C) azaltılması ve elektrik şebekesi yönetiminin dijitalleştirilmesi konularında kapsamlı deneyime sahip.

Yatırım potansiyeli: Türk şirketlerinin DISCO’ların satın alınması ve yönetimine katılması, Pakistan’ın enerji şebekesine doğrudan yabancı yatırım (DYY) girişini artırırken elektrik dağıtımındaki verimliliğin ve istikrarın güçlendirilmesine de katkı sağlayabilir.

Madencilik ve kritik minerallerin keşfi: Pakistan, özellikle Belucistan’da (Reko Diq ve Chagai kuşağı) ve Hayber Pahtunhva’da henüz tam anlamıyla değerlendirilmemiş geniş mineral rezervlerine sahip. Ortaklık yapılması gereken madencilik alanları şunlar:
Kaynakların genişletilmesi: Türkiye’nin büyüyen sanayi altyapısı; bakır, altın, nadir toprak elementleri ve endüstriyel minerallere yönelik giderek artan bir ihtiyaca sahip.

Ortak girişimler: Türk madencilik şirketleri, modern çıkarma teknolojileri ve sermaye imkanlarıyla Pakistan’a önemli fırsatlar sunabilir. Bu işbirliği, Pakistan’ın yalnızca hammadde ihraç eden bir ülke konumundan çıkarak madenlerin ülke içinde ön işleme tabi tutulduğu ve katma değerli ürünlere dönüştürüldüğü bir üretim modeline geçişini destekleyebilir.

Savunma teknolojileri ile bilgi teknolojileri yeteneğinin birleşmesi: Türkiye’nin gelişmiş savunma teknolojileri ekosistemi ile Pakistan’ın genç ve maliyet açısından rekabetçi bilgi teknolojileri iş gücünün bir araya gelmesi, iki ülke arasında doğal bir ortaklık zemini oluşturuyor.

Donanım ve yazılım entegrasyonu: Türkiye’nin insansız hava araçları (İHA), askeri gemiler ve elektronik harp sistemleri gibi alanlarda dünya çapında gelişen savunma sanayi; Pakistan’ın hızla büyüyen yazılım mühendisi ve geliştirici havuzuyla doğrudan tamamlayıcılık gösteriyor. Bu işbirliği; gömülü sistemler, yapay zeka destekli uçuş sistemleri ve siber güvenlik platformları gibi alanlarda ortak projelerin geliştirilmesine imkan sağlayabilir.

Bilgi teknolojileri zirvesi: Düzenlenmesi planlanan Pakistan-Türkiye Bilgi Teknolojileri Zirvesi ile iki ülke arasında ortak girişimlerin, yazılım dış kaynak kullanımı modellerinin ve teknoloji kuluçka merkezlerinin kurumsal bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.

Özel ekonomik bölgeler (SEZ) ve ihracata yönelik üretim: Pakistan, özel ekonomik bölgeler içerisinde yatırımcılara tahsis edilmiş araziler ve kullanıma hazır üretim altyapıları sunarak kendisini Türk şirketleri açısından düşük maliyetli ve rekabetçi bir üretim üssü olarak konumlandırıyor.
Maliyet ve pazar avantajı: Türk üreticiler; rekabetçi iş gücü maliyetlerinden, yerel hammaddelerden ve çeşitli vergi teşviklerinden yararlanarak daha düşük maliyetlerle üretim gerçekleştirebilir. Bu teşvikler arasında üretim ekipmanlarının gümrük vergisinden muaf şekilde ithal edilmesi ve gelir vergisi muafiyetleri de bulunuyor.
Coğrafi erişim: Pakistan’daki özel ekonomik bölgelerde üretilen ürünler, bölgesel ticaret anlaşmalarının sunduğu imkanlardan yararlanılarak Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, Orta Asya ve Doğu Asya pazarlarına daha etkin ve rekabetçi biçimde ihraç edilebilir.

PAKİSTAN’DAKİ ÖZEL EKONOMİK BÖLGENİN AVANTAJLARI
Gelir/kurumlar vergisi muafiyeti: Ticari faaliyetlerin başladığı tarihten itibaren 10 yıl süreyle vergi muafiyeti.
Gümrük vergileri ve diğer vergilerden muafiyet: Özel ekonomik bölgeye getirilecek sermaye mallarının ithalatında tek seferlik vergi muafiyeti. Bu kapsamda makina, ekipman ve bunların aksesuarları yer alıyor.
Kârın yurt dışına transferi: Elde edilen kârın yüzde 100’ünün yurt dışına transfer edilmesine (repatriation) izin veriliyor.

İKİLİ TİCARETİ ARTIRMA KONUSUNDA KARARLILIK VAR
Pakistan’ın İstanbul Başkonsolosu Khawaja Khurram Naeem, İstanbul Ticaret Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, Pakistan ile Türkiye arasındaki stratejik ve ekonomik ilişkilerin yapısal bir dönüşümden geçtiğini belirtti. Tarihsel olarak iki ülke arasındaki ticaret hacminin, özellikle tekstil ve düşük katma değerli imalat sektörlerinde benzer ve birbiriyle rekabet eden ürünlerin üretilmesi nedeniyle potansiyelinin altında kaldığını ve çoğunlukla 1 milyar dolar seviyelerinde seyrettiğini kaydeden Naeem, şunları söyledi: “Ancak Türkiye ekonomisinin yüksek teknolojili savunma sanayi, havacılık, uzay, ağır makina ve yenilenebilir enerji gibi daha yüksek katma değerli alanlara yönelmesiyle birlikte iki ülke ekonomileri arasında doğal bir tamamlayıcılık ortaya çıkmaya başladı. Başbakan Şahbaz Şerif, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Pakistan heyetiyle 250’den fazla önde gelen Türk şirketinin katılımıyla 4 Temmuz 2026’da İstanbul’da düzenlenen Pakistan-Türkiye İş Konferansı, 5 milyar dolarlık ikili ticaret hedefine ulaşılması açısından açık bir yol haritası niteliği taşıyor.”