Georgetown Üniversitesi Hukuk Merkezi öğretim üyesi Kathleen Claussen, Davos’ta Bloomberg HT’nin sorularını yanıtladı. Dünya Ekonomik Forumu kapsamında değerlendirmelerde bulunan Claussen, küresel ticarette yeni anlaşmalar ve yeni kurallar için birçok hükümette güçlü bir enerji olduğunu ifade etti.
TARİFELER DIŞ POLİTİKA ARACINA DÖNÜŞTÜ
Claussen, tarifelerin artık her alanda kullanıldığını ve klasik bir dış ticaret aracı olmaktan çıkıp dış politika enstrümanına dönüştüğünü vurguladı. Bu durumun, hükümetlerin uluslararası ilişkilerde attıkları adımları değerlendirmek için birden fazla bakanlığı aynı anda sürece dahil etmesini zorunlu kıldığını söyledi.
GERİ ÇEKİLMESİ SİYASİ OLARAK ZOR
Trump yönetimi döneminde tarifelerin bu şekilde kullanılmasının kalıcı sonuçlar yarattığını belirten Claussen, göreve gelecek bir sonraki ABD başkanının bu uygulamaları geri çekmesinin siyasi açıdan oldukça zor olacağını ifade etti. Claussen, “Her şey yolunda, tarifeleri kaldıralım demek kolay değil. Biden döneminde de bunu gördük. İlk Trump döneminde Çin’e karşı uygulanan tarifelerin büyük kısmı olduğu gibi kaldı” dedi.
“MİNİLATERİZM” YENİ DEĞİL
Davos’ta bu yıl sıkça kullanılan “çok taraflılık yerine minilaterizm” kavramına da değinen Claussen, ikili ve bölgesel iş birliklerinin öne çıkmasının yeni bir durum olmadığını söyledi. Claussen, ABD’nin ticarette bin 500’den fazla “mini anlaşması” bulunduğunu belirterek, hükümetlerin bu yapıya uzun süredir alışkın olduğunu kaydetti.
“BEKLEYİP GÖRMEK GEREK”
Trump’ın son açıklamalarında hukukun geri plana itilmesine yönelik soruyu da yanıtlayan Claussen, New York Times’ta yer alan röportaja atıf yaptı. Kamuoyunda en çok alıntılanan ifadenin “kendi içgüdülerimle yönetiliyorum” olduğunu belirten Claussen, bu yaklaşımın nasıl bir çizgiye evrileceğini görmek için bekleyip görmek gerektiğini söyledi.