Hüseyin ÖZTÜRK

Hüseyin ÖZTÜRK

Diğer Yazıları

Hüseyin Öztürk

“Gecesi sümbül kokan
Türkçesi bülbül kokan, İstanbul…”

“İstanbul şehrinin rakibi yoktur.” İstanbul’a yolu uğramış bütün seyyahların ortak sözüdür bu ifade.
“Dünya bir tek ülke olsaydı, başkenti İstanbul olurdu” diyen Napolyon’dan tutalım da
“Dünyaya bir kez bakma imkânım olacaksa, İstanbul yeter” diyen Lamartine’ye kadar nice edebiyatçılar, seyyahlar, şairler, roman ve hikâyeciler ve tabii her sınıftan, her ticari sahadan tacirlere, tüccara kadar İstanbul, asla vazgeçilebilecek bir şehir değildir.
İstanbul’u en güzel tarif eden de bizim insanımız olmuştur. Bugün bütün Türkiye’nin köylerinden, kasabalarından vilayetlerine kadar neredeyse mahalle mahalle varlıklarını sürdüren insanımızın İstanbul’u tarifi şöyle olmuştur: “Taşı, toprağı altın İstanbul…”

***

Yerkürenin nadide ve gözde şehirlerinden olan İstanbul; coğrafi konumu, dünya ticaret sahasındaki ekonomik önemi ve taşıdığı büyük tarihi mirasıyla yine tarihi boyunca asla önemini kaybetmeyen ve her geçen gün de bu önemini artırarak katlayan bir şehirdir.

Hatta şehirden öte yine tüm insanlığın; “Ben de orada olmalıyım” diye rüya gördüğü, hayal ettiği, imkânı olanların rüyalarını ve hayallerini gerçekleştirdiği bir şehirdir.

Dünya ticaret odaları içerisinde, dünya ekonomisinin nabzının nerede ve nasıl attığı ve atacağı hesaplanırken, İstanbul en başta müracaat edilen bir şehirdir.

Dünyanın hemen bütün ülkelerinde ve toplumlarında insana ve emeğe dair ne tür sanat ve meslek varsa, yine hepsinin de İstanbul’da toplandığı bir hakikattir.

Bu sebeple ve hangi gerekçelerle, hangi şartlar içerisinde olursa olsun, bir kez dahi olsa İstanbul’a ayağı uğrayan her insanın içerisinde önce İstanbul’da olmak vardır, sonra İstanbullu olmak arzusu doğar.

***

GÜNLÜK 5 MİLYON ZİYARETÇİ

Buraya kadar olumlu gelen ifadelerimizi biraz sitemle sürdürelim. Yazımızın başlığındaki “İstanbul’da olmak mı İstanbullu olmak mı” sorusunun cevabını arayalım.

Yapılan araştırmanın doğruluk ve netlik derecesi nedir tam olarak bilinmese de tahminlere göre İstanbul’a gelen ve giden insan sayısı günde 4.5 ila 5 milyon civarında imiş.

Şöyle kaba taslak bir gözlem yaptığımızda, bu rakamın doğruluk derecesine hak verilebilir. Çünkü karayolu, havayolu ve demiryolu dışında, hususi araçlarla yapılan seyahatleri de hesaba kattığımızda bu rakama yaklaşılıyor.

“Dünya üzerinde bu kadar hareketli nüfusu olan bir şehir var mıdır” sorusu aklımıza gelebilir. Yine araştırmalara göre yok olduğu ifade ediliyor. Çünkü İstanbul sadece bizim değil tüm dünya insanlığının kendisinden bir şeyler bulduğu bir şehir.

Burada esas olan, emsalsiz böyle bir şehre öncelikle sahip çıkması gerekenler, İstanbul’da bulunanlar ile İstanbullu olma erdemine ermiş olanlardır.

***

AHİLİK VE LONCA TEŞKİLATLARI

İnsanoğlu, kâinatın en şerefli yaratılanı olma şerefini önce kendi korumalı ve “Aslan yattığı yerden belli olur” ilkesince, ister İstanbul’da bulunalım, ister İstanbullu olalım, şehre her konuda sahip çıkma vazifesi, fert fert bu şehirde nefes alıp veren hepimizin üzerine düşüyor. Nemelazımcılıkla ötelenecek bir şehir değildir.

İstanbul’un ticari hayatını arşivler ve seyyahlardan araştırmış biri olarak şunu söyleyebilirim ki, ‘Ahilik ve lonca teşkilatları’, İstanbul’da olanlar ile İstanbullu olanların arasındaki dengeyi çok güzel tesis etmiş.

Şehre sahip çıkmayı ‘ibadet’ mesabe-sinde sayarak, İstanbul’da olanları ve kendilerini İstanbullu yapmışlar.

Maalesef geçmişte yaşanan İstanbul’da olanlar ile İstanbullular arasındaki muhteşem ahenk her geçen gün zayıflıyor. Bu hususta yeniden neler yapılabileceğini işin ehil ellerine bırakalım.

03 Temmuz 2020 Cuma