Prof. Dr. Ahmet Emre BİLGİLİ

Prof. Dr. Ahmet Emre BİLGİLİ

Diğer Yazıları

 

Libya’nın başkenti Trablus’a bir seyahatimiz oldu. Ziyaretimizin vesilesi; küresel eğitim kuruluşumuz Maarif Vakfı’nın Libya’da eğitim çalışmalarına başlama kararı. Bu sebeple Trablus Büyükelçiliğimizin organizasyonu ve destekleriyle Libya’nın eğitimle ilgili iki Bakanı ile görüşmemiz oldu. Önce Mesleki ve Teknik Eğitim Bakanı Yahlif Said El Sifav’ı, sonra da Eğitim Bakanı Musa Mohamed Almaghrif’i ziyaret ettik. Türkiye Maarif Vakfı’nın dünya üzerindeki çalışmalarını anlattık ve Libya’da da okul açarak Libyalı çocuklara dünya çapında eğitim alma fırsatı vermek istediğimizi beyan ettik. İki ziyaretimiz de ortak tarihimizden beslenen dostluk ve samimiyet içerisinde geçti. 

 

Libya ile ilgili kısa bir tarihi bilgi arz edelim; 16. yüzyılın ilk çeyreğinde Libyalılar, İspanyol tehdit ve işgaline karşı Osmanlı’yı yardıma davet etmiş ve Kanuni Sultan Süleyman da buna icabet etmişti. Bu tarihten Çanakkale Savaşı’na kadar Osmanlı-Libya ilişkileri hep olumlu gelişmiş ve son savaşta pek çok Libyalı da vatanı olan Osmanlı topraklarını müdafaa için cephelere koşmuştur. Çanakkale’de ilk savunmayı yapan Dardanos bataryanın bir komutanı Bigalı Hasan, diğeri de Libyalı Mevsuf’tur.

 

*           *           *

 

Libya tarihi konusunda derin uzmanlığı bulunan Prof. Dr. Zekeriya Kurşun Hoca’ya, ‘Tarihi açıdan Libya bize ne ifade eder’ sorusunu yönelttik. Hocanın bu konudaki görüşleri şöyle: Osmanlı, Kuzey Afrika’da varlığını güçlü tutmak ve bölgeyi dış tehditlere karşı korumak için kurduğu Garp Ocaklarına da ev sahipliği yapmıştır. Asırlarca daha ziyade Batı Anadolu’dan toplanan askerler Libya’ya taşınmış ve orasını müdafaa etmişlerdir. Bu süreçte yerli halk ile kaynaşan bu Türkler Kuloğulları denen bir grubu oluşturmuştur. Çeşitli Türk kökenli aileler asırlarca bölgeyi idare etmiştir. Bugünkü Libyalıların en az yüzde 30’u Türk kökenli veya ilk akraba olan topluluklarından oluşmaktadır. Bu bağlamda Libya, demografik olarak Anadolu’nun tabii uzantısıdır. Dahası Anadolu kıyılarında ve adalarda başı sıkışan Türkler hep Bingazi, Derne ve Libya’nın diğer yerlerine kolayca göç ederken, Libya’da işgal karşısında sorun yaşayanlar da Anadolu’ya, özellikle İzmir’e gelip yerleşmişlerdir. Nitekim İzmir Eşref Paşa semtinin oradan gelenler tarafından kurulması, Derne’nin ahalisinin çoğunun Giritli, Sakızlı Müslüman Türklerinden olması, bunun en önemli göstergesidir. Aslında Libya, Türkiye’nin tarihi derinliğini oluşturmaktadır. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de varlığı ise, tabii ortağı olan Libya’daki varlığına bağlıdır. Bu bağlamda Türkiye’nin oradaki var oluşu hem kandaşları ve dindaşlarına karşı tarihi bir sorumluluk hem de stratejik bir zorunluluktur.

*           *           *

 

Günümüz Libya’sının başka bir gerçeği ise iş dünyasıdır. Daha çok İslam ülkelerindeki iş adamlarına yönelik eğitim çalışmaları ile tanınan ve 2012’den beri Libya’daki başta petrol, telekom ve bankacılık sektörü için eğitim ve danışmanlık hizmeti veren İstanbul’da mukim Sahara Group Eğitim ve Danışmanlık A.Ş. yönetici ortağı Dr. Lami Kaya’dan bizden önce Libya ziyareti nedeniyle görüşlerini aldık: “Libyalılar Türkiye’yi seviyor ve Türkiye’den gelen firmalara saygı duyuyorlar. Türkiye’nin özellikle Libya’da taraflar arasındaki barışçıl garantör pozisyonu takdir topluyor. Türkiye ile iş yapmaya çok istekliler. Tabii ki hizmet kalitesi ve fiyatlandırma önemli. Avrupa kalitesinde ürün/hizmet sunan Türk firmaları revaçta. Türkiye’nin coğrafi olarak yakın olması ve vize kolaylıkları işbirliklerini güçlendiren hususların başında geliyor. Kurumsallık yavaş yavaş gelişip oturduğundan mevcut süreçler karışık ve zaman alabiliyor. Arap dünyası ile iş yapmak sabır ister. Fakat, güçlü bağlantılar kurulup güven tesis edilirse başka ülkelerde olmayan fırsatlar karşınıza çıkar.”

 

Bir ülkede; ticaretin de siyasetin de diplomasinin de uzun vadeli etkileme aracı eğitimdir. Diğer bir deyişle eğitim tüm faktörlerin tamamlayıcısıdır. Bu sebeple Maarif Vakfı’nın şartları zorlayarak hızlı bir operasyonla Libya’da eğitime başlaması gerekir. Zira Sultan Abdülhamid’in vizyonu ile o dönemde büyük sayılabilecek bir eğitim kampüsü yaptırdığı mekân halen duruyor. Burasının restorasyonunu yaptırmak TİKA’ya çok uygun düşer, eğitime başlamak da Maarif Vakfı’na. Ziyaretimizde heyet olarak burada eğitime başlamanın ecdada karşı büyük bir sorumluluk duyduğumuz heyecanına kapıldık ve ya nasip dedik.

01 Temmuz 2024 Pazartesi