Pazartesi, 09 Eylül, 2024
Teknopark İstanbul’da yerleşik Kuantum Bulut Bilişim, radyoloji ve görüntülemede raporlama sürecini dakikalara indiren ‘7/24 çalışan’ bir sistem geliştirdi.
Hastaneler için başlangıç, donanım, bakım-destek maliyeti olmayan sistemle Londra’daki bir hastanın röntgenini Sivas’taki bir doktor raporlayabiliyor. ECloudPacs adlı sistemle son bir ayda 300 binden fazla rapor sonuçlandırıldı.
HABER: ÖMÜR KIRBAŞLI
Günümüzde birçok hastalığın teşhis ve tedavisinde röntgen, tomografi gibi görüntüleme sistemleri yoğun olarak kullanılıyor. Çekilen film ya da görüntüler radyoloji doktorları tarafından değerlendirilip raporlanıyor. Sonra hastanın hekimine ulaşıyor, hekim de tedaviye başlıyor. Ancak raporlamada yaşanan yığılmalar nedeniyle tedaviye başlangıç gecikebiliyor. Özellikle acil hastalarında bu sürecin çok hızlı olması gerekiyor. Teknopark İstanbul firmalarından Kuantum Bulut Bilişim, röntgen, tomografi gibi görüntüleme sistemlerinde raporlama sürecini dakikalara indirgeyen, 7/24 erişilebilen bir sistem geliştirdi. Bulut tabanlı ECloudPacs adı verilen sistemle, bir hastanede çekilen radyoloji işlemi, başka bir şehir ya da ülkedeki radyolog doktor tarafından değerlendirilebiliyor. Bu, tanı koyma süresini önemli ölçüde azaltıp, özellikle acil durumlarda hayat kurtarıyor.
Kuantum Bulut Bilişim kurucusu Yunus Cemil Eşme, sistemin getirdiği avantajları İstanbul Ticaret’e anlattı.
* Şirketiniz hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Bu fikir nasıl doğdu?
Kuantum Bulut Bilişim şirketimizi, geçen yıl ağustos ayında kurduk. Şirketimiz, bulut teknolojilerini sağlık alanındaki hizmetlere entegre ederek operasyonel süreçlerdeki verimliliği artırmaya ve yaşanan sorunlara çözüm bulmaya çalışıyor. Ekip arkadaşlarımızla daha önce teleradyoloji alanında hizmet veren bir firmada çeşitli alanlarda görev alıyorduk. Özellikle pandemi zamanı giderek artan hasta sayıları ve kendini gösteren operasyonel sorunlar üzerine kafa yorarken, güncel teknolojilerin radyoloji alanına uyarlanması ile daha fazla hasta için daha iyi sonuçlar üretebileceğimizi fark ettik. Bu içgörü ile uçtan uca radyoloji çözümleri geliştiren Kuantum Bulut Bilişim firmamızı, Teknopark İstanbul bünyesinde kurduk. İlk hedefimiz, yıllardır alışılmış şekilde kullanılan PACS sistemlerini bulut teknolojileri ile birleştirmek ve gelecekteki hedeflerimiz için temel oluşturacak bir platformu sağlık sektörüne kazandırmaktı.
BULUT TABANLI YAZILIM
* PACS nedir, ne amaçla kullanılır?
PACS (Picture Archiving and Communication Systems-Görüntü Saklama ve İletişim Sistemleri) sistemini, en basit şekilde telefonlarınızdaki fotoğraf arşivi gibi düşünebilirsiniz. Tabii buradaki görüntüler yüksek frekanslı, manyetik rezonans ya da X ışını gibi çeşitli yöntemlerle elde ediliyor. Ve her bir görüntü içerisinde hastanın bilgilerinden hangi işlemin, ne zaman, nerede ve hangi cihazda yapıldığı gibi daha yüzlerce veri gömülü. Bu görüntüler, işlemin türüne göre 8-10 bin adedi bulabiliyor. Tüm bunların birbirine karışmadan depolanmasını ve radyolog doktorların inceleyerek tanı koyabilmelerini sağlayan sistem PACS olarak adlandırılıyor. Biz ise ECloudPacs ile bu sistemleri bulut tabanlı bir yazılım servisi haline getiriyoruz.
DAKİKALAR İÇİNDE
* Ürün veya hizmetiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
Normalde PACS sistemleri, hastane içerisine kurulan sunucularda hastane içerisinden erişebildiğiniz bir şekilde çalışır. Bu da başlangıçta yüksek yatırım maliyeti ve sürekli bilgi işlem desteği ile donanım sorunlarına karşı hazırlık gerektirir. Üstelik veri demek, beraberinde siber tehditlere karşı da önlem demek. Bu da ayrı bir maliyet ve iş yükü anlamına geliyor. ECloudPacs platformumuzda ise bir hastane dakikalar içinde herhangi bir başlangıç maliyeti, donanım ihtiyacı ve kurulum süreci olmadan tüm ihtiyaçlarını sistemlerimizden karşılayabiliyor. Üstelik veri kaybına karşı yedekleme, siber tehlikelere karşı koruma ve en önemlisi ilgili kullanıcıların verilerine istedikleri an istedikleri yerden erişmelerine olanak tanıyor. Zaten bulut teknolojilerinin bize kattığı en önemli şeyler de bunlar. Her zaman, her yerden erişilir olması. Şunu belirtmek isterim ki, PACS yazılımını bir servis haline getirmek, bizim nihai ürün ya da hedefimiz değil. Fakat sağlık teknolojileri sektöründe uzun vadedeki dönüşümlerin gerçekleşmesi için ihtiyaç duyulan temeli oluşturuyoruz. Özellikle de görüntüleme teknolojilerinin giderek daha erişilebilir hale gelmesi ve tanı süreçlerinde radyolojiye daha fazla ihtiyaç duyulması beraberinde büyük operasyonel yükleri de getiriyor. Çünkü gerek duyduğunuz MR, tomografi cihazlarını temin etmek için gereken süre; görüntüleri değerlendirecek radyologları eğitmek ve tecrübe kazanmaları için ihtiyaç duyulan sürenin çok altında. Her hastaneye 7/24 çalışacak cihazlar temin edebilirsiniz ama aynı şey radyolog doktorlar için geçerli değil maalesef. Bu da bizi çıkış noktamıza getiriyor: Verilere ihtiyaç duyulduğu her an, her yerden erişebilmek, operasyonel sorunların çözümü için ilk adım.
ECloudPacs ile radyoloji görüntüleme süreçlerinin karmaşıklığını ve önemini göz önünde bulundurarak, PACS sistemlerini daha erişilebilir ve verimli hale getiriyoruz. Örneğin, bir hastanede çekilen radyoloji görüntüleme işlemi, bulut tabanlı sistemimiz sayesinde gerçek zamanlı olarak başka bir şehir ya da ülkedeki radyolog doktor tarafından değerlendirilebiliyor. Bu, tanı koyma süresini önemli ölçüde azaltıyor ve özellikle acil durumlarda hayat kurtarıcı olabiliyor.
300 BİN RAPORLAMA
* Sistemin güncel olarak nasıl kullanıldığını anlatabilir misiniz?
Sistemimiz şu anda çoğunlukla teleradyoloji firmalarında B2B olarak kullanılıyor. Hastaneler, radyoloji görüntülerini değerlendirmek için bünyelerinde birden çok radyolog doktor barındıran firmalar ile anlaşıyor. Biz de bu teleradyoloji firmalarına altyapı sağlıyoruz. Örneğin, Hatay’da trafik kazası geçiren bir hastanın tomografisi çekildiğinde, aynı anda İstanbul veya ABD’de bulunan bir radyolog doktor bu görüntüleri değerlendirerek sonucu Hatay’daki hastaneye iletiyor. 2023 Eylül ayında iş ortaklarımızla platformumuzda aylık 30 bin rapor hazırlanıyordu. Şubat ayında ise 190 bin seviyelerine ulaşmıştı. Temmuzdaki verilerle bir ayda +307 bin rapor sayısına ulaştık. Ve sadece temmuzdaki bu raporların 155 bin 549’u acil hastalara aitti, yani yüksek öncelikliydi. Hastaların sonuçları 60 dakikadan kısa bir sürede hazırlandı. Açıkçası platformumuzun sektöre tanıtma aşamasındayken bir yıl içerisinde bu sayılara ulaşması büyük bir gurur kaynağı.
EKOSİSTEM OLUŞTURACAĞIZ
* Ticari geleceği hakkında neler söylemek istersiniz?
Hastaneye başvurularda, daha doğru bir tedavi süreci belirlemek için radyolojiye sevk edilen hasta sayısının giderek artması ve görüntüleme hizmetlerine ulaşımın kolaylaşması, artacak iş yüküne daha güncel yaklaşımlarda çözüm bulmayı mecbur kılıyor. Paylaşımlı yolculuk, dünyanın öteki ucundan birkaç saniyede verilen siparişler, binlerce küçük mağazadan oluşan e-ticaret platformları, abonelik ile çalışan müzik ve dijital yayın platformları; hepsi hizmet sağlayan ile kullanıcıları bir çatı altında topluyor. Benzer şekilde bizim de sistemimize entegre hastane ve radyolog sayısı arttıkça, kullanıcıların sadece bizimle değil, kendi aralarında da bağlantı kurarak kolayca organize edebilecekleri bir ekosistem inşa edeceğiz. Mesela araç bakım, muayene ve sigortalarını aksatmadan yerine getirirken, birçok sağlık sorunu için rutin sağlık kontrollerini ne sıklıkla yaptırdığımızı düşünelim. Platformumuzda hasta, doktor ve sağlık kuruluşu beraber dahil olduğunda süreçlerin daha maliyet etkin ve erişilebilir olmasını sağlamış olacağız. Bu da hem bizim hem de hizmet sağlayıcılar için tatmin edici bir ticari alan oluşturmak demek. Sadece ekosistemin olgunlaşması için biraz daha zaman ve sektörel kabule ihtiyaç duyuyoruz.
TEKNOPARK İSTANBUL MOTİVASYON KAYNAĞI
* Teknopark İstanbul’da yer almak hangi faydaları sağlıyor?
Teknopark İstanbul’da bulunmak, fikrimizin ve hayallerimizin bizi nereye götürebileceğini diğer başarılı ve sürekli gelişen firmalar ile yan yana olduğumuzda daha fazla hissetmemizi sağlıyor. Bu da hedeflerimize ulaşmak için motivasyonumuzu ve devam etme gücümüzü artırıyor.
7/24 HER YERDEN ERİŞİM
* Geleneksel PACS sistemlerine göre avantajlarınız neler?
- Başlangıç maliyetimiz yok
- Donanım, IT, bakım destek maliyeti yok
- Veri kaybına karşı yedekleme ve siber güvenlik çözümleri
- 7/24 her yerden her zaman erişim
12 Ağustos 2024 Pazartesi
Elektrik veya hidrojen gücüyle veya her ikisinin kombinasyonuyla çalışabilen sıfır CO2 üreten bir tren teknolojisi geliştirildi. İkincil rotalarda emisyonsuz çalışmayı mümkün kılan, hafif, hidrojen ya da pil gücüyle çalışabilen, ikisi arasında geçiş yapabilen bu tren dünyada bir ilk.
Avrupa’nın en ikonik trenlerinden biri olan Stadler RS1 Railbus, demiryollarında uzun yıllardır seyahat ediyor. Üretildiğinde ilk yeni nesil dizel trenlerden olan tasarım, ya doğrudan dizel ya da kolza tohumu yağından yapılan biyodizel ile çalışabiliyor ve şu an hizmette olan bu nitelikte yaklaşık 500 tren var. Onlar hâlâ rayları arşınlarken çevre dostu trenler üretme iddiasındaki Stadler şirketi kısa süre önce Flirt H2 adlı yeni nesil trenlerinin, tek bir hidrojen tankıyla 46 saat boyunca 2 bin 803 km yol kat ederek dünya rekoru kırdığını duyurdu.
RS ZERO PİYASAYA SÜRÜLDÜ
Şirket, şimdi ise elektrik veya hidrojen gücüyle veya her ikisinin kombinasyonuyla çalışabilen sıfır CO2 üreten bir tren olan RS Zero’yu piyasaya sürdü. Nispeten hafif tasarımı sayesinde RS Zero, özellikle yan hatları işleten ray operatörlerine yönelik bir tren. Stadler tarafından yeni duyurulan tren tek vagonlu bir hidrojen modeli, ancak çift vagonlu konfigürasyonları da mevcut. Hidrojenle çalışan tek bir araç 700 km yol kat edebilirken, çift kurulum bunu 1.000 km’ye ulaştırıyor. Pil enerjisi çok daha az menzile sahip. Tek bir araç tek bir şarjla 80-100 km yol gidebilirken, çift araç konfigürasyonu 90-180 km arasında yol kat ediyor. Her iki konfigürasyon da araçları 120 km/s azami hıza ulaştırabiliyor. Çift seçenek, demiryolu operatörlerinin rotalarının uzunluğuna ve rahat ettikleri yakıt türüne uygun aracı seçmelerine olanak tanıyor. Ayrıca, dünyanın ilk hidrojenle çalışan demiryoluna sahip Almanya, tamamen pille çalışan modellere geçtiğini duyurduğundan, RS Zero’da her iki seçeneğin bir arada sunulması, akıllıca bir iş hamlesi gibi görünüyor.
VERİMLİLİK VE KONFORDA İDDİALI
RS Zero, verimliliği maksimum konforla birleştiren ve tüm yolcular için mümkün olan en iyi erişilebilirliği sağlayan bir tren olma iddiasında. Erişilebilirlikten bahsetmişken, tren vagonlarının alçak bir giriş yüksekliği ve basamaksız alçak bir taban alanı var. Bu da onları hareket kabiliyeti sorunları olan kişiler için erişilebilir kılıyor. Trenler ayrıca bisikletler ve diğer hacimli seyahat ekipmanları için çok amaçlı bir alana sahip. Eko-etik anlayışına uygun olarak, iç döşeme yüzde 98 yenilenebilir kaynaklardan geliyor. Yan duvarlar da PET şişeler gibi geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılmış ve iklim kontrol sistemi çevre dostu bir soğutucu ile gerçekleştiriliyor. Prototip, eylül ayı sonunda Berlin’de düzenlenecek InnoTrans 2024 kongresinde sergilenecek.
09 Eylül 2024 Pazartesi
3D baskı kullanarak farklı tür materyalleri kimyasal kullanmadan yapıştırmanın yolu bulundu. İki yeni malzeme birleştirme tekniği içeren bu buluş sayesinde üretim önemli ölçüde değişebilir. Yeni yeşil birleştirme tekniklerinin mobilya, otomotiv ve havayolu sanayinde kullanılabileceği öngörülüyor.
AYŞE BAŞAK
Yanıcı yapıştırıcılara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırabilecek gözenek seviyesinde süper güçlü bağlar oluşturan bir birleştirme yöntemi keşfedildi. Avusturya Graz Üniversitesi bilim insanları, 3D baskı kullanarak farklı tür materyalleri kimyasal kullanmadan yapıştırmanın yolunu buldu. İki yeni malzeme birleştirme tekniği içeren bu buluş sayesinde üretim önemli ölçüde değişebilir.
KİMYASALLARIN ZARARI
Endüstriyel yapıştırıcılar A parçasını B parçasına birleştirmek için ideal görünse de özellikle petrol bazlı kimyasallardan üretilenlerin bir kısmı çevre için son derece zararlı olabilir. Söz konusu yapıştırıcıların üretimi için çok fazla enerji ve kaynak gerekir. Üretimleri esnasında doğaya zararlı maddeler açığa çıkar, kullanım ömürlerinin sonuna ulaştıklarında içerikleri toprağı ve yeraltı sularını kirletebilir. En önemlisi, yapıştırıcı üretiminde kullanılan kimyasallar, bu süreçte çalışan, bunlara temas eden, soluyan işçiler için zararlı olabilir. Bu yüzden, ağır kimyasal içeren yapıştırıcılara alternatif üretme gayreti artıyor. Bir süredir, bitkilerden yapılan yeniden kullanılabilir yapıştırıcılar, ömrünü tamamladıktan sonra biyolojik olarak parçalanan yapıştırıcılar gibi nispeten çevre dostu alternatifler geliştiriliyor. Avusturya Graz Teknoloji Üniversitesi araştırmacıları, ahşap türleri ve iki tür plastik, paslanmaz çelik ve bir titanyum alaşımı arasında bağ kurabilen bir yaklaşıma yönelerek alternatif arayışını farklı bir zemine taşıdı ve iki yeni malzeme birleştirme tekniği içeren bir buluş gerçekleştirdi.
‘EKLEME’ İLE DAHA GÜÇLÜ
İlkinde, araştırmacılar ‘ekleme’ adını verdikleri bir 3D baskı süreci kullandı. Çeşitli malzemeleri doğrudan işlenmemiş bir ahşap parçasına, ahşaptaki gözeneklere nüfuz edecek ve bir yapıştırıcının yapacağı türde bir bağ oluşturacak şekilde 3D yazdırdılar. Ardından doğasını anlamak için kurdukları bu bağı kopardılar. Bağ koparıldıktan sonra, ahşap gözeneklerinde polimer ve polimerde kırık ahşap lifleri buldular. Bu da araştırmacılara kırılmanın ahşapta ve polimerde meydana geldiğini, ancak eklemde olmadığını gösterdi, yani sonuç başarılıydı. Ekip, daha karmaşık yapılar veya ek malzemenin bağlanacağı daha büyük gözenekler oluşturmak için yüzeyi ahşap lazerler kullanarak kazırsa 3D yazdırılmış bağların daha güçlü olacağını öngörüyor.
BİRLEŞTİRME TEKNİĞİNİN KULLANIM ALANLARI
Araştırmacıların bulduğu ikinci birleştirme tekniğine ‘ultrasonik birleştirme’ adı verilmiş. Bu teknikte, ahşap ve metal polimerlerin birleşme noktasına yüksek frekanslı, düşük titreşimli dalgalar göndermek için sonotrot adı verilen bir aletten istifade ediliyor. Bu alet, iki malzemeyi birbirine bağlamak için yeterli ısı üreten sürtünmeyi yaratıyor. Bu teknik, özellikle büyük bileşenler ve 2D yapılar için uygun görülüyor. Bilim insanları, geliştirdikleri yeni yeşil birleştirme tekniklerinin mobilya, otomotiv ve havayolu sanayinde kullanılabileceğini öngörüyor.
09 Eylül 2024 Pazartesi
09 Eylül 2024 Pazartesi
09 Eylül 2024 Pazartesi
09 Eylül 2024 Pazartesi
07 Eylül 2024 Cumartesi
06 Eylül 2024 Cuma