tatil-sepeti
Miniatürk’e 5 yılda 5 milyon ziyaretçi

Haliç kıyısında 2003’te açılan Miniatürk, son 5 yılda 5 milyon yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edildi. Miniatürk, 2015 yılında da çoğunluğu yerli turist 1 milyon ziyaretçiyi ağırladı.Türkiye ve Osmanlı coğrafyasından seçilmiş 129 mimari eserin 1/25 ölçekli maketlerinin yer aldığı minyatür parkta bugün artık yerlerinde olmayan Artemis Tapınağı, Halikarnas Mozolesi ve Ecyad Kalesi gibi tarihi eserler de bulunuyor. HER YIL YENİLENİYOR Mersin’in en önemli tarihi ve turistik yerlerinden biri olan Kızkalesi maketi de geçtiğimiz günlerde Miniatürk’ün 129. maketi olarak parktaki yerini aldı. Kızkalesi, Miniatürk’te Mersin’e ait ilk eser olma özelliğini taşıyor. ÇOCUKLARA ÖZEL Miniatürk’te açık hava müzesi atmosferinde sergilenen maketlerin yanı sıra, çocuklar için eğlenceli oyun alanlarının da bulunması, yarıyıl tatilinde müzeyi gezmek isteyen çocuklar için de iyi bir alternatif oluşturuyor. İlk kez Miniatürk’te uygulanan sesli rehberlik sistemiyle maketi bulunan eserler hakkında ziyaretçilere Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça, Arapça, Farsça, Japonca ve İspanyolca olmak üzere 9 farklı dilde bilgi veriliyor. Miniatürk, 2014 ve 2015 yıllarında Trip Advisor’daki gezgin değerlendirmeleri sonucu “Mükemmellik Serftifikası” ile ödüllendirilmişti.

02 Şubat 2016 Salı

Hem kalemin hem de işlerinin erbabıydılar

Diplomat Yahya Kemal Beyatlı büyükelçilerle HABER: SÜMEYRA YARIŞ TOPAL Onları baş tacı ettiğimiz şiirlerle, hayatımızdan kareler bulduğumuz romanlarla, hikâyelerle tanıdık. Oysa kimisi akademisyen, kimisi banka memuru, kimisi tüccar, kimisi öğretmendi. Türk edebiyatında derin izler bırakan Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Yahya Kemal Beyatlı, Halide Edip Adıvar gibi onlarca yazarın yolu, edebiyatla buluşmadan önce pek çok farklı meslekten geçmişti. UZMAN VETERİNER İstiklal şairi olarak bilinen Mehmet Akif Ersoy, Türkiye’nin ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebi’ni bitirmişti. Veteriner hekim olarak mezun olan büyük şair, Ziraat Bakanlığı’nda veteriner müfettiş görevini icra etmeye başladı. Bir süre sonra Umur-u Baytariye Dairesi Müdür Muavinliği görevine tevdi eden şair, İstiklal Marşı’nı kaleme aldığı yıllarda da TBMM’de Burdur Milletvekilliği görevinde bulunuyordu. BANKACILIKTAN ÇİLE’YE Türk edebiyatında derin izler bırakan Necip Fazıl Kısakürek de uzun yıllar banka memuriyetinde bulunmuş, pek çok eserini de banka memurluğu sırasında kaleme almıştı. Darülfünun Edebiyat Medresesi Felsefe Şubesi’nden mezun olan şair, o yıllarda gözde meslek olan bankacılık alanında çalışmaya başladı. Osmanlı Bankası, İş Bankası gibi bankalarda yıllarca çalışan Kısakürek, bankacılık mesleğinden sonra gazetecilik yapmaya başladı. Bir dönem edebiyat öğretmenliği de yapan büyük şair, dönüm noktası olarak kabul edilen Çile şiirini yazdığı sırada da öğretmenlik görevini icra ediyordu. MALİYE MÜFETTİŞİYDİ “İki çay söylemiştik orada birisi açık, keşke yalnız bunun için sevseydim seni…” diyordu ünlü şair Cemal Süreya. İnsan hayatına yakından temas eden şiirler yazmasıyla bilinen ünlü şair Cemal Süreya’nın da asıl mesleği maliye müfettişliğiydi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye ve İktisat Bölümü’nü bitiren Süreya, maliye müfettişi olarak görev alır. Teftiş için gittiği pek çok yer, ona insanları gözlemleme imkânı sunar. Hayata dokunan eserlerini bu mesleği vesilesiyle ortaya çıkarabilen Süreya, başmüfettiş olarak emekli olana kadar onlarca eserini mesleğini icra ettiği yıllarda yazdı. LOZAN’DA BİR ŞAİR Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Yahya Kemal Beyatlı da diplomattı. Sorbonne Üniversitesi’nin Siyaset Bilimive ardından edebiyat okuyan ünlü şair, diplomat olarak da görev aldı. Farklı ülkelerde büyükelçilik görevini yapan Beyatlı, İsmet İnönü ile birlikte Lozan Barış görüşmelerine giden heyet arasında bulundu. Hayatta iken hiçbir eseri yayınlanmayan ünlü şair, “Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul” gibi onlarca şiirini diplomat olduğu yıllarda yazmıştı. Ünlü şair, yaş haddinden emekli oluncaya kadar elçilik görevini sürdürmüştü. BULAŞIKÇILIK YAPAN DA VAR, PROFESÖR OLAN DA Türk edebiyatının ünlü roman yazarlarından Orhan Kemal, yazarlık hayatı boyunca pek çok farklı meslek grubunda çalışmıştı. Orta öğrenimini yarıda bırakan Kemal, bulaşıkçılık ve matbaa işçiliği yaptı. Bir süre çırçır fabrikalarında işçilik ve kâtiplik yapan Kemal, amelelik ve hamallık da yapmıştı. Kemal, onlarca eserini bu işlerini yaparken yazmıştı. Kurtuluş Savaşı yıllarında halkı işgale karşı direnmeye çağırmasıyla bilinen Halide Edip Adıvar ise İstanbul Üniversitesi’nde profesör olarak çalışıyordu. Adıvar, bir süre milletvekilliği de yapmıştı. Cahit Sıtkı Tarancı ise Eminönü’nde babasının yazıhanesinde ticari defterler tutmuş, Sümerbank’ta memurluk yapmıştı. Refik Halit Karay da yolu postaneden geçen yazarlardandı. Karay, uzun yıllar PTT’de umum müdürlüğü görevini icra etmişti. Türk romanının en ünlü yazarlarından Peyami Safa da Posta Telgraf Nezareti’nde uzun süre memurluk yapmıştı. Safa, pek çok romanını bu memuriyeti esnasında yazmıştı.

01 Şubat 2016 Pazartesi

Yeşil sahaların sultanları

HABER: CEYHUN KUBURLU Futbol artık yalnızca erkek egemenliğinde bir spor değil. Dünya üzerinde 40 milyondan fazla kadın futbol oynuyor. Lisanslı kadın futbolcu sayısı gün geçtikçe artarken, Türkiye’de de kadın futbolunun yıldızı parlıyor. Bugün Türkiye’de lisanslı kadın futbol kulübü sayısı 150’yi aştı. Bunda büyük kulüplerin ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun desteğinin büyük payı var. Lisanslı kadın futbolcu sayısı ise 5 bini geçiyor. Ekonomik olarak henüz istenilen seviyede olmasa da Türkiye’de kadın futbolunun geleceği çok parlak görünüyor. 1995 YILINDA BAŞLADI İlk Kadın Milli Futbol Takımı’nın 1995’te kurulduğunu söyleyen TFF yetkilileri, sporun gelişimiyle ilgili şu bilgileri verdi: “Kadın milli takımları A Milli, U-19, U-17 ve U-15 takımlarından oluşuyor. Kadın Milli Takımı’mız FIFA ülke sıralamasında 177 ülke arasında 61. sırada yer alıyor. Son yıllarda büyük kulüplerin yanı sıra, TFF ve belediyelerin de desteğiyle kadın futbolu hızlı bir büyüme yakaladı. Henüz kulüpler ekonomik anlamda istenilen düzeyde değil. Sponsor ve yayın gelirlerinin önümüzdeki dönemde artacağını umuyoruz. Özellikle yayın gelirlerinden oluşturulabilecek bir kaynak kadınların bu alana olan ilgisinin artmasına neden olacaktır.” KULÜP SAYISI ARTIYOR Futbolun sadece erkek sporu olmadığını söyleyen yetkililer, TFF’nin projeleri hakkında da bilgi verdi: “Günümüzde artık futbol sadece erkek oyunu değil. Futbol kadınların sosyal hayata katılması için bir araç oldu. Ayrıca kadın futboluna olan ilginin her geçen gün artması nedeniyle bu alan yeni bir ürün ve pazara dönüştü. Avrupa’da kadın futbolcu sayısı her geçen yıl artıyor. Türkiye’deki kadın futbolunun kilometre taşı sayılabilecek gelişmeler yaşanıyor.” LİSANSLI 5 BİN OYUNCU 2014’te Türkiye’deki kadın futbol kulübü sayısının 112 olduğunu belirten yetkililer şöyle devam etti: “Bu sayının 150’ye ulaştığı tahmin ediliyor. Lisanslı oyuncu sayısı ise 5 bine yaklaşıyor. Bundan sonra hedef kadın futbolunun bilinirliğini artırmak, kulüp altyapılarında oyuncu havuzu oluşturmak, milli takıma oyuncu kazandırmak ve uluslararası alanda başarı sağlamak, kadınlara yeni kariyer alanları oluşturmak ve kendilerini bu yolla ifade etme özgürlüğü sağlamak, lisanslı kadın futbolcu sayısını artırmak, futbol dünyasında kadın yöneticilerin yer almasını sağlamak olarak sıralanıyor.” TÜRKİYE’DE KADIN FUTBOLUNUN TARİHİ 1985’te Türkiye Futbol Federasyonu tarafından Kadınlar Ligi’nin kurulması için girişimlerde bulunuldu. 1994’te Türkiye Kadınlar Futbol Ligi’nin başlaması ve 1995’te de Türkiye Kadın Milli Takımı’nın oluşması ile resmi dönem başladı. Ülkemizde Kadın Milli Takımı ilk kez 1995’te oluşturuldu. İlk golünü 1996’da Macaristan’a atan kadınlarımız, ilk galibiyetini ise 1997’de deplasmanda Gürcistan karşısında 1-0’lık skorla elde etmişti. KADINLAR NE KADAR KAZANIYOR Erkek futbolcuların servet kazandığı yeşil sahalarda kadın futbolcuların gelirlerinin çok düşük kaldığı ortaya çıkıyor. Araştırmalara göre kadın futbolcuların sadece yüzde 9.1’i sporcu olarak para kazanıyor. Oyuncular en az asgari ücret, en fazla ise ayda 3 bin lira kazanıyor. Buna karşılık İngiltere Futbol Federasyonu’na bağlı 80 kadın futbol takımında oynayan kadın futbolcuların yüzde 70’i sporcu olarak para kazanıyor. Almanya, Kanada ve Amerika’da da lisanslı kadın futbolcuların gelirleri Türkiye’deki kadın futbolcuların oldukça üzerinde. Ancak uzmanlar yeni projelerin başarıya ulaşmasıyla bu gelirlerin artacağını ve kadın futbolcu kazançlarının da yükseleceğini belirtiyor.

01 Şubat 2016 Pazartesi

Çağlar: Petrol ve ruble krizinin domino etkisinden çıkış Güney Amerika’da

İstanbulTicaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çağlar, “Bugün Türkiye’nin etrafı birbirine göbeğinden bağlı olan ve petrol, ruble gibi krizlerin domino etkisiyle birbirini vurduğu ülkelerden oluşuyor. Nasıl AB pazarı 15-20 senede ulaştığımız yüzde 50.3’lük payla ihracatımızın sigortasını oluşturduysa, bugün de aynı şekilde ABD ve Amerika kıtasını hedeflemeliyiz. Yakın coğrafyayı hedefleyen ihracat anlayışımızı gözden geçirmemiz lazım. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Güney Amerika ziyareti bu anlamda çok önemli” dedi. YENİ PAZARLAR BULUNMALI İTO Başkanı Çağlar, şunları söyledi: “Türkiye’nin geleneksel pazarları Ortadoğu, Körfez ve Rusya’da sıkıntılar var. Kendimize mutlaka yeni pazarlar bulmak zorundayız. Güney Amerika, Türkiye için uzak kalmış pazar. Türkiye, Latin Amerika’ya açılarak kendisine ticarette yeni ortaklıklar arıyor. Özellikle Peru ve Şili son yıllarda çok hızlı büyüme gösterdi. İhracatta pazar çeşitlendirmesi açısından bu pazarlara erişilmesi, ticaretin ve ikili ilişkilerin artırılması bakımından önemli.” ÇOCUKLARA TÜRK İSMİ KOYUYORLARSA Latin Amerika’da Türk yapımı dizilerin çok popüler hale geldiğini belirten Çağlar, “Türk dizileri o kadar başarılı oldu ki Şili’de, Peru’da yeni doğan bebeklere ‘Onur’, ‘Şehrazat’ gibi Türk başrol oyuncularının ismini koymak için Büyükelçiliğimize başvurular oldu. İnsanların ismini Türk dizilerinin fenomen etkisiyle değiştirebiliyorsak, garajındaki otomobilini, evindeki mobilyaları Türk ürünleriyle hayli hayli değiştirebiliriz” dedi.

01 Şubat 2016 Pazartesi

Ticari taşımaya ‘sarıkamyonet’ formülü

HABER: YAHYA GÜL Aslen Bayburtlu olan Ahmet Koçin, Hacettepe Üniversitesi’nde tarih öğretmenliği okuduğu halde, bir müddet öğretmenlik yaptıktan sonra iş dünyasına açılmış. Kabına sığamadığı için emlakçılık ile özel iş hayatına atıldığını belirten Koçin, daha sonra taşımacılık işine girmiş ve sonrasında Sarıkamyonet şirketini kurmuş. Ahmet Koçin’in kamyonlara ilgisi sebebiyle ortaya çıkan Sarıkamyonet projesi içindeki idealizmin bir sonucu. Aslında projenin hikayesi üzücü bir kazayla başlıyor. Koçin, bir gün aracıyla şehir dışına seyahat ederken, aniden yola çıkan kamyonla çarpışması neticesinde adeta aracın altına girer. Mucize eseri kurtulduğu kazada, kamyon şoförüne, “Kardeşim niye dikkatli kullanmıyorsun” diye sorunca aldığı cevap hayatını değiştirecektir: “Abi, İzmir’den hale sebze getiriyorum. Zamanında teslim etmek zorundayım. Aralıksız yoldayım, uyumuşum.” “O gün kamyoncular için yeni bir çalışma yapmam gerektiğini anladım” diyen Ahmet Koçin, önce Orhanlı bölgesinde büyük bir araziyi satın alır. Ahmet Koçin, kurucusu olduğu İstanbul Park Transport Akaryakıt Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına 2006 yılında işletmeye açtığı Orhanlı Lojistik Merkezi’nde 40 dönümlük sosyal tesis ve nakliye şirketlerine yönelik 105 adet ofis, 60 dönümlük alanda ise kamyon ve TIR parkı oluşturur. SARI TAKSİYİ ÖRNEK ALDI Şehir içinde kamyonet taşımacılığında yaşanan problemleri fark eden Koçin, bunun bir sisteme oturması için sarı ticari taksi uygulamasını örnek alarak Sarıkamyonet projesini oluşturmaya karar verir. Dijital pazarlama uzmanı Hindistanlı Nauman Zia Butt’un desteğiyle bunu hayata geçirir. Projeye göre Sarıkamyonet için belirli bölgelerde park alanı ve bir ofis oluşturuluyor. Böylece o nokta çevresinden gelen kamyonet talebine süratle cevap verilmeye çalışılıyor. 8 DURAK VAR Halen 8 durak ve 12 araçla hizmet veren Sarıkamyonet’in ülkemiz lojistik anlayışına yeni bir soluk getirdiğini söyleyen Ahmet Koçin, başta İstanbul Valiliği olmak üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kamu kurumları, ilgili sivil toplum kuruluşları ve lojistik firmaları ile işbirliğine hazır olduklarını belirtiyor. Bu işbirliği neticesinde daha eğitimli ve dinamik bir lojistik sisteminin oluşacağını vurgulayan Koçin, “Hedefimiz, 2023’e kadar İstanbul’da 3000 Sarıkamyonet aracı ile sistemli kent içi taşımacılık yapmak” dedi. GÜVENLİK KONTROLÜ Ahmet Koçin Sarıkamyonet projesinin amacını şöyle anlattı: “Güvenli, hızlı ve ekonomik lojistik hizmetleri geliştirmek, yaşamı kolaylaştırmak, İpekyolu ruhunu canlandırmak. Sisteme kayıtlı araç sahibi ve şoförler güvenlik aşamasından geçiyor, gerekli teminatlar alınıyor. Yakında ağımızı daha da genişletmek için franchesing vermeye başlayacağız.” HERKESE AYNI UYGULAMA Sarıkamyonet fiyatlarının standart olduğunu belirten Koçin, sistemin işleyişini şöyle özetledi: “Piyasa araçları sizlerden gidiş dönüş maliyetlerine göre ücret isterken, Sarıkamyonet sadece yaptığı işin parasını alır. Sarıkamyonet tüm araçlarının üzerlerine monte edilmiş olan GPS cihazları ile sürekli takip ediliyor. Ayrıca Sarıkamyonet araç park ve bakım alanlarında geri dönüşüm ve atık malzemeler sistem dahilinde değerlendiriliyor. Çevre dostu hizmet veriyoruz.”

01 Şubat 2016 Pazartesi