tatil-sepeti

Ticaret Bakanlığı, Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi (GÜBİS) üzerinden yaptığı ifşada, çocuklarda boğulma ve yaralanmaya sebep olabilecek kıyafetleri tespit ederek toplatılmasını istedi. Bu ürünlerin başında kız çocuk elbiseleri, bikini, yürüteç ve takı yer alıyor. İşte detaylar…

Ticaret Bakanlığı da Tarım ve Orman Bakanlığı'nın gıdada taklit ve tağşiş yapan firmaları açıklaması gibi sağlıksız ürünleri ifşa ediyor. Ticaret Bakanlığı, Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi (GÜBİS) üzerinden yaptığı ifşada, özellikle çocuklarda boğulma ve yaralanmaya sebebiyet verebilecek kıyafetleri tespit ederek bunların toplatılmasını istedi. Bakanlığın piyasaya arzını yasakladığı ve toplatma kararı çıkardığı ürünler arasında kız çocuk elbiseleri, bikini, yürüteç ve takı yer aldı.

 

5 ÜRÜN HAKKINDA TOPLATMA KARARI

Ticaret Bakanlığı, Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi (GÜBİS) üzerinden sağlığı tehdit eden ürünleri ifşa etmeye devam ederken, 5 ürün hakkında toplatma kararı çıktı.

 

BOĞULMA VE YARALANMAYA DİKKAT!

GÜBİS üzerinden ifşa edilen güvensiz ürünler arasında "Ant Kidswear" markası ile kız çocukları için üretilen pembe renkteki şortlu takım da yer aldı. Kıyafetin ‘serbest uçlar boyunca düğümler ve üç boyutlu süslemelere izin verilemez. Boyun, göğüs ve üst kısmında dekoratif kordon kullanımı, serbest uçlar 7.5 santimetreden daha uzun olamaz’ hükümlerine aykırı olduğu ve yaralanmalara sebebiyet verebileceği tespit edildi.

Ayrıca ‘Miss Mariana’ marka çocuk elbisesinin de çocuk kıyafeti üretim standartlarında yer alan ‘Dekoratif kordon içerecek şekilde tasarlanmamalıdır, üretilmemelidir’ maddesine aykırılık teşkil ettiği ve yaralanmalara yol açabileceği ifade edildi.

‘Sun Surf’ marka bikininin de kordon ipleri uzunluğu açısından boğulmaya sebebiyet verebileceği belirlendi.

 

YÜRÜTEÇLER DE TOPLATILACAK

‘Baby 2 Go’ marka yürütecin ise statik dayanıklılık ve mekanik tehlikeler hükümlerine aykırılık teşkil ettiği ve kullanan bebeklerde boğulma ve yaralanmalara yol açabileceği şüphesiyle toplatılmasına karar verildi.

Bakanlık son olarak ‘Halka Altın Renk Piercing’ marka bir üründe aşırı nikel tespiti kapsamında kimyasal ürüne rastlandığını ve bunun da acil toplatılmasını kararlaştırdı.

 

ÜRÜN İADE EDİLİP, ÜCRET GERİ ALINABİLİR

Öte yandan vatandaşlar eğer GÜBİS üzerinden toplatma kararı çıkarılan bir ürünü almış bulunuyorsa ürünü aldıkları yere giderek bu ürünü iade ederek paralarını alma ya da başka bir ürünle değiştirme haklarına sahip bulunuyor.

24 Ekim 2024 Perşembe

Yatırımları kolaylaştırmak ve enerji projelerinin hayata geçirilme sürecini hızlandırmak amacıyla, ÇED, orman izinleri, imar izinleri gibi uzun ve karmaşık bürokratik süreçlerin, "süper izin" mekanizması ile daha kısa sürede tamamlanması sağlanacak.

Türkiye, yenilenebilir enerji sektöründe önemli gelişmelere imza atarken, bu alanda yapılan kapasite tahsislerinin hızla yatırıma dönüşmesini sağlamak için "süper izin" dönemini uygulamaya koymaya hazırlanıyor.

Enerji yatırımlarını hızlandırmayı hedefleyen "süper izin" döneminin sektörde hareketliliği artırması beklenirken, bu yeni mekanizmanın uygulanma şekli ve sağlayacağı kolaylıkların piyasaya etkileri de yakın ilgi ile takip ediliyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) kararları için eşik değerler belirlenmesini, izin başvurularının ÇED süreciyle eş zamanlı yürütülmesini, imar ve ruhsat süreçlerinin iyileştirilmesini, orman izin süreçlerinin sadeleştirilerek tek bir izne dönüştürülmesini ve acele kamulaştırma imkanı sağlayarak yatırımların hızla hayata geçirilmesini hedefliyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da Türkiye'nin yenilenebilir enerji 2035 yol haritasına ilişkin yaptığı açıklamada, 48 ayı bulan izin süreçlerini 2 yıl ve altına indirmek istediklerini söylemişti.

ÇED süreçlerinde, teknik etkileşim analiz izinlerinde, kamulaştırma, orman izinleri, imar izinleri ve yapı ruhsatlarında uzun zaman harcandığını belirten Bayraktar, bu süreçleri hızlandırmak amacıyla "süper izin" olarak adlandırdıkları reformları hayata geçirmeyi hedeflediklerini vurgulamıştı.

Bayraktar, izin sürelerinin kısaltılmasıyla ilgili olarak, ön lisans başvuru süresini 48 aydan 15-18 aya indirmeyi, ÇED süreçlerini ise 3-6 aya çekmeyi hedeflediklerini açıklamıştı. Ayrıca, Teknik Etkileşim Analizi (TEA) izinlerinin 4-5 ay, Kamulaştırma izinlerinin 6-9 ay, orman izinlerinin sadeleştirilerek 4-6 ay arasında tamamlanacağını ve imar ile ruhsat işlemlerinin 3 ay gibi kısa bir sürede sonuçlandırılacağı bilgisini paylaşmıştı.

 

ENERJİDE "SÜPER İZİN" DÖNEMİ NE DEMEK?

Enerjide "süper izin "dönemi, Türkiye'de enerji yatırımlarını hızlandırmak ve bürokratik süreçleri basitleştirerek yatırımcılara kolaylık sağlamak amacıyla yürürlüğe konulan bir uygulama olarak öne çıkıyor. Bu dönemde, enerji yatırımlarının izin, lisans ve onay süreçlerinin daha hızlı yürütülmesi hedefleniyor.

Yatırımcıların önünü açmak ve enerji projelerinin hayata geçirilme sürecini hızlandırmak amacıyla, ÇED gibi uzun ve karmaşık bürokratik süreçler, süper izin mekanizması ile daha kısa sürede tamamlanacak şekilde düzenlenecek.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından koordine edilen bu uygulama, özellikle yenilenebilir enerji ve enerji depolama gibi stratejik öneme sahip projelerin daha hızlı şekilde hayata geçirilmesine katkı sağlayacak.

Dünya geneline bakıldığında ise ülkeler, özellikle yenilenebilir enerji yatırımlarının daha hızlı ve kolay hayata geçirilmesi için bürokrasiyi azaltan ve süreci kolaylaştıran reformlar devreye alıyor. Bu adımlar, enerji projelerinin kısa sürede devreye girmesini sağlarken, yenilenebilir enerji sektöründe büyüme hızını artırıyor.

 

"UZUN ZAMANDIR BEKLENEN BU ADIMLAR, SÜREÇLERİ HIZLANDIRACAK"

Enerji Yatırımcıları Derneği (GÜYAD) Başkanı Cem Özkök, enerji projelerinin karşılaştığı en büyük zorlukların başında mevcut izin süreçlerinin olduğunu belirterek, "Süreçlerin çok uzun, belirsizliklerle dolu olması ve projelerin özel gereksinimlerine uygun olmaması, enerji yatırımlarının önünde ciddi engeller yaratıyor." dedi.

Özkök, enerji projeleri için gerekli izinlerin tamamlanmasının ortalama olarak 2,5-3 yıl sürdüğünü aktararak, "Bu süre zarfında farklı kurumlardan alınması gereken belge sayısı 35-40'a kadar çıkabiliyor. Bu kadar uzun ve çok aşamalı süreçler, sadece projelerin maliyetlerini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda enerji arzında gecikmelere yol açarak ülke ekonomisini de olumsuz etkiliyor." değerlendirmesinde bulundu.

Özellikle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının tüm süreçlerin yürütücüsü olması gerektiğini vurgulayan Özkök, bu sayede farklı kurumlar arasındaki koordinasyon sorunlarının ortadan kalkacağını, süreçlerin çok daha hızlı ve verimli ilerleyeceğini kaydetti.

Özkök, şöyle devam etti: "Sayın Bakanımızın açıkladığı 'Süper İzin' çözümünü, yıllardır savunduğumuz makul ve haklı taleplerimizin bir meyvesi olarak görüyor ve düzenlemelerin en kısa zamanda hayata geçirileceğinin bir işareti olduğunu düşünüyoruz. Bu gelişme, enerji sektörü açısından son derece olumlu bir adım. Henüz detayları görmemiş olsak da bu düzenlemelerin enerji projelerini çok daha etkin ve hızlı şekilde hayata geçireceği yeni bir dönemin habercisi olduğuna inanıyoruz. Uzun zamandır beklenen bu adımlar, süreçleri hızlandıracak, şeffaf ve öngörülebilir hale getirecek, projelerin maliyetlerini azaltacak, zaman kayıplarını önleyecek ve enerji sektörü için büyük bir avantaj sağlayacaktır. Bu sürecin başarıyla hayata geçmesi, enerji sektöründe uzun zamandır beklenen iyileşmenin işareti olacaktır. Gelişmeleri heyecanla takip ediyor olacağız."

24 Ekim 2024 Perşembe

Yenilenebilir enerji 2035 yol haritasında, mevcut durumda yaklaşık 30 bin megavat olan güneş ve rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2035 yılına kadar 4 kat artırılarak 120 bin megavata ulaşması hedefleniyor.

Türkiye'nin yenilenebilir enerjideki yeni yol haritası sektörde olumlu yankı bulurken, enerji dönüşümü ve güneş enerjisi alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına göre, yaklaşık 108 milyar dolarlık yeni yatırım alanı açacak bu yol haritasının başarısı için destekleyici politikaların uygulanması ve paydaşlar arasındaki işbirliği önem kazanıyor.

Hafta başında açıklanan yenilenebilir enerji 2035 yol haritasında, mevcut durumda yaklaşık 30 bin megavat olan güneş ve rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2035 yılına kadar 4 kat artırılarak 120 bin megavata ulaşması hedefleniyor.

Türkiye'nin elektrik iletim altyapısının geliştirilmesinin de hedeflendiği plana göre, bu doğrultuda yaklaşık 14 bin 700 kilometre uzunluğunda yüksek gerilim doğru akım (HVDC) iletim hatlarıyla artan enerji üretimini taşıyabilecek yeni bir şebeke amaçlanıyor.

Tüm bunların yaklaşık 108 milyar dolarlık yeni yatırım alanı açacağı hesaplanıyor.

 

ENERJİ DÖNÜŞÜM STRATEJİSİNDE ÖNEMLİ BİR ADIM

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ Güllü, yeni yol haritasının Türkiye'nin enerji dönüşüm stratejisinde önemli bir adımı işaret ettiğini söyledi.

Güllü, 2035 yılı için rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücü hedefinde yaklaşık yüzde 50'lik bir artışa gidildiğine dikkati çekerek, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihaleleri ile uluslararası işbirlikleri bu hedeflerin ana itici güçleri olduğunu dile getirdi.

Her yıl en az 2 gigavatlık YEKA ihalesi hedefini yatırımcıların uzun süredir beklediği öngörülebilir bir yol haritasının ortaya konulması anlamında çok önemli bir gelişme olarak değerlendiren Güllü, "Bu ihalelerin yıllık olarak gerçekleştirilecek olması, Türkiye'nin yenilenebilir enerji sektöründe sürekli yatırım çekmesine ve sektörde ivmenin korunmasına yardımcı olabilir. İzin süreçlerinin kolaylaştırılması yönündeki çabalarla birlikte, bu düzenlemelerin yerli ve yabancı yatırımcılar için yeni fırsatlar açması bekleniyor." dedi.

Güllü, HVDC iletim hattı planına ilişkin de, "Daha önce 2030 yılına kadar yeşil şebeke kurmak için 10 milyar dolar yatırım yapılacağını açıklayan Bakanlık, öngörülen yenilenebilir enerji kapasite artışının iletim şebekesine güvenli bir şekilde entegre edilmesini sağlayacak bir altyapı planlamasıyla enerji güvenliğine yönelik uzun vadeli bir yaklaşım ortaya koyuyor. Bu kapsamda şebekenin dijitalleşmesi ve enterkonneksiyon kapasitelerinin artırılması gibi şebeke esnekliğini artırıcı yatırımların da gündeme gelmesi bekleniyor." diye konuştu

Söz konusu hedeflere ulaşmak için kapasite tahsisi yapılan ve şu an yatırım aşamasında olan yaklaşık 70 gigavatlık rüzgar ve güneş enerjisi projelerinin hayata geçirilmesi önemini vurgulayan Güllü, "Şimdiye kadar yapılan rüzgar ve güneş enerjisi ihalelerinde, birkaç istisna dışında, projelerin gerçekleşme oranları oldukça düşük kaldı. Bu nedenle, öngörülen 108 milyar dolarlık yatırımın sağlanması hayati bir öncelik olarak karşımıza çıkıyor. Bu da yalnızca net politikalarla değil, aynı zamanda öngörülebilir ve şeffaf bir piyasanın sağlanması ve yatırımcıların düzenleyici ortamın istikrarlı ve destekleyici olacağına duyduğu güvenle mümkün olacaktır." ifadelerini kullandı.

Güllü, yeni kapasite tahsisleri için ana araç olan YEKA ihalelerinin finansmana erişimi kolaylaştıracak şekilde tasarlanmasının ve yenilenebilir enerji tedarik anlaşmaları gibi alternatif finansman mekanizmalarının gündeme alınmasının da önemli başlıklar arasında yer aldığını dile getirdi.

Kamu ve özel sektörün yanı sıra uluslararası ortaklar arasındaki koordinasyonun önemini kaydeden Güllü, sözlerini şöyle tamamladı: "Yatırımların, altyapı çalışmalarının, düzenleyici reformların ve uluslararası işbirliklerinin bir araya geldiği bu bütüncül yaklaşım, Türkiye'yi 2035 yılına kadar yenilenebilir enerji hedeflerine ulaşma yolunda sağlam bir temele oturtmaktadır. Destekleyici politikaların başarılı bir şekilde uygulanması, yeterli yatırımların sağlanması ve paydaşlar arasındaki işbirliğinin sürdürülmesi bu umut verici hedeflerin gerçekleşmesi için en önemli unsurlar olacaktır."

 

"SÜPER İZİN" SÜRECİNİN BİR AN ÖNCE HAYATA GEÇMESİ BEKLENİYOR

Güneş enerjisi düşünce kuruluşu Solar3GW Başkanı Yusuf Bahadır Turhan da yenilenebilir enerji 2035 yol haritasını, artan kurulu güç hedefi ve HVDC hatları planı olmak üzere iki noktada son derece olumlu karşıladıklarını söyledi.

Turhan, yeni kurulu güç hedefine ilişkin, "Son 3 yıldaki son derece hızlı teknolojik ve ekonomik gelişmeleri dikkate aldığımızda enerji bağımsızlığımız ve enflasyonla mücadelemizde ucuz elektriğin önemini düşündüğümüzde 3 yıl önce konulan hedefe göre yaklaşık yüzde 50 arttırılması hem bakanlığın yenilenebilir enerjinin önemi ve yapılabilirliği konusunda bizimle paralel düşündüğünü gösteriyor hem de ülkemizin geleceğin gelişmiş ülkeleri arasında yerini almasını sağlayacak temiz ve ucuz enerjiye daha erken kavuşabilmesinin kapısını açıyor." değerlendirmesinde bulundu.

HVDC hatları planına ilişkin de bu hatların ucuz yenilenebilir enerjinin çokça üretildiği noktalardan tüketimin yoğun olduğu noktalara az kayıpla ve anlık aktarılmasını sağlayan, son derece modern yapılar olduğuna dikkati çeken Turhan, "Henüz ülkemizde uygulaması yokken, yenilenebilir enerjide bu denli büyük bir kapasiteyi hedefleyen ve öncü olmak isteyen ülkemizin, bu hatlar konusunda 14 bin 700 kilometre uzunluk ve 40 converter merkezi hedefi koyması son derece umut verici. Konuya bütüncül ve her yönüyle bakılıp gerçekçi hedefler konduğunun bir göstergesi." diye konuştu.

Turhan, yenilenebilir enerji projeleri için izin süreçlerinin kolaylaşarak kısalmasını sağlayacak "süper izin" sürecinin bir an önce hayata geçmesini beklediklerini, bu süreçte belirli bir prosedür ve istenilen listesinin net olmasıyla iznin verilmesinin önünün açılması gerektiğini dile getirdi.

Dünyada uygulamaları hızla artan yüzer güneş enerjisi santrali (GES) ve TarımGES'lerin Türkiye'de de yaygınlaşmasında YEKA modelinin verimli olabileceğini kaydeden ve klasik arazi üstü uygulamalarda yenilenebilir enerji tedarik anlaşmaları modeline işaret eden Turhan, şu ifadeleri kullandı: "Bu modele göre, alıcı devlet yerine büyük tüketiciler olurken, yapılan ikili anlaşma ile GES'lerin finansman bulması da kolaylaşıyor. Batıda, yeni kapasiteye yönelik yeşil ikili anlaşmalar ismiyle yürürlükte olan ve her yıl binlerce megavat yeni GES kapasitesine olanak sağlayan bu modelin ülkemizde de yürürlüğe girmesini istiyoruz."

 

Turhan, yatırımların önünün en çok arz talep dengesiyle şeffaf bir şekilde oluşacak elektrik fiyatı ile tam serbest bir elektrik piyasası olduğunun da altını çizdi.

24 Ekim 2024 Perşembe