tatil-sepeti

Kahramanmaraş depremi, tarihi eserlere de zarar verdi. Bunlar arasında Anadolu’nun ilk camisi olan 1300 yıllık Habibi Neccar Camii ve UNESCO Kültürel Miras Listesi’ndeki Diyarbakır surları da var.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, miras kalan tarihi eserler için hasar tespit çalışmalarını sürdürüyor.

 

Doğu Anadolu fay hattının Kahramanmaraş bölgesinde 6 Şubat’ta meydana gelen deprem yalnızca yeni binalara zarar vermedi. Depremle birlikte bölgenin tarihine ışık tutan asırlık binaların da kimi tamamen yıkılırken kimi ise kısmi hasar aldı. İşte depremde zarar gören tarihi yapılar: 



MECLİS BİNASI HATAY-1927 


Fransız mimar Leon Benju tarafından 1927 yılında Köprübaşı olarak anılan meydanda inşa edilen ve 1938’den Hatay’ın Türkiye’ye katıldığı 29 Haziran 1939’a kadar meclis binası olarak hizmet veren yapı da yerle bir oldu.



YENİ CAMİ (HACI YUSUF TAŞ CAMİ)/MALATYA-1893 


Sultan 2. Abdülhamid’in yapımına destek verdiği Malatya’daki tarihi cami depremde yıkıldı. Malatya’da inşaatına 1893’te başlanan ve 1912’de tamamlanan tarihi cami kısa bir süre önce restore edilerek ibadete açılmıştı. 



GAZİANTEP KALESİ-6. YÜZYIL


Depremde tarihi Gaziantep Kalesi de hasar gördü. Merkez Şahinbey ilçesindeki tarihi Gaziantep Kalesi’nin doğu, güney ve güneydoğu kısımlarındaki burçların bir kısmı depremin etkisiyle yıkılırken, enkaz yola saçıldı. 

Bu arada Tarihi Gaziantep Kalesi’nin yanında bulunan ve 17. yüzyılda inşa edildiği belirtilen tarihi Şirvani Camisi’nin kubbesi ile doğu duvarı kısmen çöktü.



HABİBİ NECCAR CAMİİ/HATAY-638 


Hatay’ın Müslüman Arapların eline geçtiği dönemde inşa edilen 638 tarihli Habibi Neccar Camii tamamen yıkıldı. Cami,  avlusunda Hz. İsa’nın üç elçisinin mezarının bulunması nedeniyle Müslümanlar kadar Hristiyanlar için de kutsal sayılıyordu.



ULU CAMİ/HATAY­16. YÜZYIL 


Kentin önemli simgelerinden olan ve 16. yüzyılda Memlükler tarafından inşa edilen Ulu Cami de tamamen yıkıldı.



KARAKUŞ TÜMÜLÜSÜ/ADIYAMAN-M.Ö.69 


Deprem, Adıyaman’daki tarihi tümülüsteki sütunu da devirdi. Nemrut Dağı eteklerinde bulunan ve tarihi M.Ö 69 yılına uzanan 2 bin yıllık Karakuş Tümülüsü içerisinde yer alan tokalaşma steli yıkıldı.


AZİZ GEORGİOS RUM ORTODOKS KİLİSESİ/HATAY-1364


İnşa tarihi 1364 olan Hatay’ın Altınözü ilçesindeki Aziz Georgios Rum Ortodoks Kilisesi’nin tavanının bazı kısımları çöktü, kubbe ve duvarlarının bazı bölümleri yıkıldı. Duvarlarda derin çatlaklar da oluştu.


ANTEP EVLERİ/GAZİANTEP-19. YÜZYIL


Önemli turizm destinasyonları arasında yer alan tarihi Antep evleri de depremde hasar gören kültürel yapılardan bazılarını oluşturuyor. Mimari yapılarıyla dikkat çeken evlerden kimi tamamen çökerken kiminin belli bölümleri yıkıldı. 


HATAY ARKEOLOJİ MÜZESİ-HATAY 


Türkiye’nin en büyük mozaik müzesi konumunda olan Hatay Arkeoloji Müzesi de depremde kısmi zarar gören kültürel yapılar arasında yer aldı. 


MALATYA ARSLANTEPE HÖYÜĞÜ-5.YY


UNESCO Dünya Miras Alanları’ndan Malatya Arslantepe’de kerpiç duvarlarda hafif kaymalar ve geçici çatı örtüsünde çökmeler olduğu tespit edildi.


DİYARBAKIR SURLARI-349  


UNESCO Dünya Miras Alanları’ndan tarihi Diyarbakır surlarında da yer yer dökülmeler meydana geldi. Asırlık surlar, 349 yılında Roma İmparatoru II. Constantinious tarafından yaptırılmıştı.  

21 Şubat 2023 Salı

Okyanuslardaki makro ve mikro plastik kirlenmesinde ticari gemilerin rolü Kuzey Kutbu'ndan alınacak örneklerle araştırılacak.


 

TÜBİTAK'ın "KUTUP-1001" isimli çağrısı kapsamında desteklemeye karar verdiği 13 proje arasında "Gemi Balast Suyu ve Sediman (Tortu) Yolu ile Kutup Bölgelerinde Micro ve Macro Plastik Yayılımının Tespiti ve Analizi" de yer alıyor.

 

Projenin yürütücüsü İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tanzer Satır, okyanuslarda da mikro plastiklerin olduğunu belirterek, bununla ilgili çalışmalar yaptıklarını söyledi.

 

Deniz ticaretinin çok hızlı geliştiğine dikkati çeken Satır, dünyadaki uzak yol yük taşımacılığının yüzde 90'ının gemilerle yapıldığını ifade etti.

 

Satır, TÜBİTAK'ın destekleme kararı aldığı projelerinde, okyanus suyundaki plastik oranına ilişkin çalışmalar yapacakları bilgisini vererek, şöyle konuştu: "Mikro plastik taşınmasında gemilerin rolünü ne? Bütün okyanuslarda değil de dünyanın hassas olan kutup bölgelerinde bir ölçüm yapıp oralardaki plastik oranı ve gemilerin bundaki rolü nedir, araştırmamızın temel amacı bunu belirlemek. Bu bağlamda, Kuzey Kutbu bölgesini seçtik. Güney Kutbu bölgesine göre burada ticaret gemi trafiği daha yoğun. Oradan gidip örnek alacağız ya da aldıracağız, onları analiz edeceğiz. Projemiz yeni başlayacak. Projemizle hassas kutup bölgeleri dahil, okyanuslarımızdaki makro ve mikro plastik kirlenmesinde ticari gemilerin rolü nedir ve bu kapsamda alınabilecek önleyici yöntemleri nelerdir, bunlar araştırılacak."

 

PLASTİKLERİN TÜR VE BOYUTLARI İNCELENECEK

 

Satır, son 50 yılda yaygınlaşmaya başlayan plastik kullanımı sonucu makro ve mikro plastiklerin deniz habitatını istila ettiğini dile getirdi.

 

Okyanus ve denizlerde gıdalar, gıda atıkları, balıkçılık faaliyetleri, hava emisyonları, denize karışan plastik atıklar, atık su arıtma tesisleri, nehir ve dere akıntıları, deniz canlıları, kuşlar, mikroorganizmalar tarafından bozulmalar gibi birçok faktörün mikro ve makro plastik kirliliğinde önemli rol oynadığına işaret eden Satır, şunları kaydetti: "Proje önerimiz kapsamında yürütülecek çalışmada, Kuzey Kutbu bölgesinde gemi balast suyu ve sediman (tortu) kaynaklı mikro ve makro plastiklerin varlığı araştırılacak. Bölgede seyir yapan gemilerin balast suyu tanklarından ve bölge liman alanlarından alacağımız deniz suyu örnekleri, su ve sediment kaynaklarının miktarsal hesaplamaları, genel olarak parçacık, fiber, film gibi mikro ve makro plastik türleri belirlenecek. Gemi kaynaklı plastiklerin renk tespiti yapılacak, plastiklerin türleri incelenecek. Plastiklerin sahip olduğu ortalama boy ve dağılımı (nano-mikro-makro) da hesaplanacak."

25 Şubat 2024 Pazar

"Bizim Afrika Platformu" tarafından düzenlenen "Afrika Diasporası Forumu", İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi.



 

İstanbul Ticaret Üniversitesi'nden yapılan açıklamaya göre, forum, üniversitenin Sültüce Kampüsü'nde düzenlendi.

 

"Deneyimler, Etkileşimler ve Yeni Zorluklar" alt başlığıyla düzenlenen forumun açılış oturumuna İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdulhamit Avşar'ın yanı sıra Yurt Dışı Türkler Başkanlığı (YTB) İstanbul Koordinatörü Emre Oruç, Sudan Başkonsolosu Halid Alkhair Dfalla Abuaagla, Gana Başkonsolosu Salamatu Yakubu Cezayir Başkonsolosu Muhammed Mariami ile Libya, Angola ve Fas Konsolosluklarından temsilciler ile çok sayıda Afrikalı akademisyen ve öğrenci katıldı.

 

Açıklamada görüşlerine yer verilen Avşar, algıların aksine Afrika topraklarının dünyanın en medeni toplumlarının yaşadığı nice asırlar geçirdiğini hatırlattı.

 

Afrika kıtasının yeniden potansiyelinin farkına vardığını belirten Avşar, "21. yüzyılla birlikte tüm dünya başka bir Afrika ile uyanmaktadır. Artık, insanlığın bu kadim coğrafyası kendi kaderi üzerinde söz sahibi olmaya, kendi oyununu kendi kurmaya başlamıştır. Bunun içindir ki artık dünya, prangalarından kurtulmuş, dünya düzeninde etkin rol sahibi bir Afrika’ya hazır olmalıdır." ifadelerini kullandı.

 

Öğrenci hareketliliği içinde Türkiye'nin Afrikalı öğrencilerce çok tercih edilen ülkelerden biri olduğunu aktaran Avşar, "Halihazırda üniversitemizde 27 Afrika ülkesinden 99 lisans, 25 ülkesinden 403 lisansüstü öğrencisi bizim misafirimizdir. Her birini ailemizin ayrılmaz bir parçası görüyoruz. Afrika'daki çeşitli üniversiteler ile de somut ve sürdürülebilir işbirlikleri geliştirmeyi de çok önemsiyor ve değerli buluyoruz." açıklamasında bulundu.

 

AFRİKA KITASINDAN 35 BİNİN ÜZERİNDE BAŞVURU

 

YTB İstanbul Koordinatörü Emre Oruç da amaçlarının Batı kültürünün "kültürel diplomasi" anlayışının tersi olduğunu belirterek, "Tarihten gelen bağlarımızın yeniden keşfedilmesi ve ortak değerlerimizin vurgulanması" şeklinde kaydetti.

 

Geçen yıl Türkiye Bursları programına Afrika kıtasından 35 binin üzerinde başvuru alındığını aktaran Oruç, 941 öğrenciye burs desteği sağlandığı bilgisini verdi.

 

Forum Koordinatörü Farouk Mintoiba ise forumun ortak özlemlerin ve çabaların temelini oluşturduğuna işaret etti.

 

Fırsatlar ve çeşitlilik diyarı olan Türkiye’nin kendilerine kucak açtığını, bu fırsatların hiç de az olmadığını kaydeden Mintiabo, "Afrika diasporasının üyeleri olarak, Türkiye'nin kalkınmasına katkıda bulunmak ve kültürel manzarasını zenginleştirmek için hayati bir rol oynuyoruz. Bugün de hem Türkiye hem de Afrika için anlamlı bir gelecek inşa etmek için bir araya geldik." değerlendirmesinde bulundu.

24 Şubat 2024 Cumartesi