Tezhibin zarafetiyle gönülleri dinlendiriyorlar
Tezhip sanatına yıllarını veren Ayşe Gülcan Özbalak ve Zeynep Üstün, tezhibi ‘yazıyı öne çıkaracak kadar mütevazı, insanı dönüştürecek kadar güçlü’ bir sanat olarak tanımlıyor. Ustalara göre tezhip, kişinin kendine açtığı kapıdan dünyaya ulaşmasını sağlıyor.

TEZHİP sanatçıları Ayşe GülcanÖzbalak ve Zeynep Üstün’e göre tezhip, yalnızca yazıyı süsleyen bir sanat değil; sabrı, dikkati ve ruhsal olgunlaşmayı besleyen bir yolculuk. Usta sanatçılar, kişinin bu sanat aracılığıyla kendine açtığı kapıdan dünyaya ve insanlara ulaşabildiğini söylüyor. Ayşe Gülcan Özbalak, “Bütün derdimiz; hangi hattat hangi eseri yazmış, hangi renk o esere yakışır, hangi desen kullanılmalı sorularına cevap aramak” diyerek, sanatına olan bağlılığını dile getirirken Zeynep Üstün ise,“Tezhip kendini kolay açmaz. Ancak o eşikten içeri girdiğinizde sabrınızın karşılığını cömertçe verir” sözleriyle bu sanatın emek ve kararlılık gerektirdiğini vurguluyor. Hünkar Kasrı’nın eylül ayı konuğu olan iki duayen sanatçı, tezhibin inceliklerini İstanbul Ticaret’e anlattı.
40 YILLIK SANAT YOLCULUĞU
1986 yılında tezhip sanatıyla tanışan Ayşe Gülcan Özbalak, yaklaşık 40 yıldır bu alanda sanatını icra ediyor. Ancak kendisini hâlâ yolun başındaki bir öğrenci gibi gördüğünü söylüyor. Özbalak, geleneksel sanatlarda usta-çırak ilişkisinin yalnızca bilgi aktarımından ibaret olmadığını vurgulayarak, “Disiplinle birlikte kalpten kalbe akan bir yol da vardır. Bizler hoca sıfatıyla öğrencilerimize bir şeyler verirken onlardan da çok şey öğreniriz. Verirken alır, yetiştirirken yetişir, olgunlaştırmaya çalışırken olgunlaşırız” diye konuşuyor.

Özbalak, tezhiple tanıştıktan sonra hayatında olumlu değişimler yaşayan çok sayıda öğrencisi olduğunu anlatarak, “Çok ince bir sanatla meşgul olduğunuz için konsantrasyonunuz da gelişiyor. Başlangıçta insan ‘sabredemem’ diye düşünebiliyor. Fakat o dünyanın içine girdikten sonra oradan ayrılmak istemiyorsunuz” diye konuşuyor.
SABIR VE SEBAT GEREKTİRİYOR
Üniversiteden mezun olduktan sonra tezhip sanatını meslek olarak seçen Özbalak, çeşitli ustalardan eğitim aldıktan sonra 2000’li yılların başında öğrenci yetiştirmeye başlamış. Sanatçı, bugün çevrimiçi dersler aracılığıyla dünyanın birçok ülkesinden öğrenciye ulaşıyor. 1980’li yıllarda bu sanatın unutulmaya yüz tuttuğunu, bugün gençlerin tezhibe ilgisinin yoğun olduğunu belirten Özbalak, şunları ifade ediyor: “Sanat yolculuğunda istikrar önemli. İnsan bazen farklı alanlara yönelmek isteyebiliyor. Ancak kişi kendi disiplinini ve hocasını bulduğunda o yolda ilerlemeli. Belirli bir eşiğe ulaşabilmek için sabır ve sebat şart.”
BİR ESER ÜZERİNDE BİR YIL ÇALIŞTI
Müzehhibe Zeynep Üstün ise tezhip sanatını zarif olduğu kadar disiplin gerektiren bir alan olarak tanımlıyor. Yıllar sonra yeniden tezhibe döndüğünde istediği ilerlemeyi sağlayama-dığını dile getiren Üstün, bir dönem vazgeçmeyi bile düşündüğünü belirtiyor. Üstün, sanat yolculuğunu şöyle anlatıyor: “Bu sanata, evlendikten hemen sonra başladım. Çocuklarım dünyaya geldikten sonra ise uzun yıllar ara vermek zorunda kaldım. Bir yıl boyunca tek bir eser üzerinde çalıştım. Hatta vazgeçtiğimi hocamın da anlamasını istiyordum. Ancak hocam, ‘Bu sanat sana kendini açacak; yeteneğini heba etme’ diyerek, beni yeniden motive etti. O eşiği aştıktan sonra ise bu sanatın bahçesine hayran kaldım ve bir daha vazgeçemedim.”

SANAT EVİ DE ÇOCUKLARI DA BESLİYOR
Sanatla ilgilenen kadınların zaman zaman aile sorumlulukları ile üretim arasında sıkıştığının düşünüldüğünü kaydeden Üstün, kendi tecrübesinin bunun tam tersini gösterdiğini şöyle aktarıyor: “Çocuklarım sanatın içinde büyüdü ve bu süreçte onlardan büyük bir saygı gördüm. Onlar için bir gurur kaynağı oldu. Güzele baktıkça bakış açıları da genişledi.”
Tezhibin dikkat ve odaklanma gerektirdiğini vurgulayan Üstün, sanatla kurduğu bağı şöyle özetliyor: “Bozuk bir moralle masanın başına oturursanız verim alamazsınız. Çizginiz de renginiz de bundan etkilenir. Tezhip, tam anlamıyla odaklanmayı ister. Yazıyı gördüğüm anda desenini ve renklerini zihnimde canlandırabiliyorum. Bunları kağıda aktarabilmeye başladığınızda ise bu sanatta önemli bir mesafe kat etmiş oluyorsunuz.”
