Perşembe10 Eylül 202614:30İSTPİYASAAÇIK

Son bir haftada 34 yeni vaka! Komşuda toplam vaka sayısı 200'ü aştı

Yunanistan'da Nil vakası sayısı artıyor. Komşuda son bir haftada 34 yeni Batı Nil virüsü vakasının tespit edildiği bildirildi.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
Son bir haftada 34 yeni vaka! Komşuda toplam vaka sayısı 200'ü aştı

Yunanistan'da son bir haftada 34 yeni Batı Nil virüsü vakasının tespit edildiği bildirildi.

Ulusal Kamu Sağlığı Kurumunun (EODY) verilerine göre, ülkede yıl başından 9 Eylül'e kadar Batı Nil virüsü kaynaklı 324 yerel vakanın tespit edildiği belirtildi.

Verilere göre, son bir haftada 34 yeni yerel vaka kayıtlara geçti. Vakaların 217'sinde ensefalit, menenjit veya akut gevşek felç gibi ağır belirtiler görülürken, 107 vakanın ise daha hafif belirtiler gösterdiği aktarıldı.

Virüse yakalanan 65 yaş üstü 30 kişinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı.

BATI NİL VİRÜSÜ NEDİR?

Batı Nil Virüsü (West Nile Virus - WNV), Flaviviridae ailesinden, sivrisineklerle taşınan viral bir enfeksiyondur. Virüs adını ilk kez 1937 yılında Uganda'nın Batı Nil bölgesinde tespit edilmesinden alıyor. Günümüzde ise yalnızca Afrika ile sınırlı olmayan virüs; Avrupa, Orta Doğu, Batı Asya, Kuzey Amerika ve dünyanın farklı bölgelerinde görülüyor.

Batı Nil Virüsü'nün doğadaki temel döngüsünü sivrisinekler ve kuşlar oluşturuyor. Sivrisinekler enfekte kuşlardan virüsü alıyor ve daha sonra başka hayvanları veya insanları ısırdığında virüsü bulaştırabiliyor. İnsanlar ve atlar virüs açısından genellikle “son konak” olarak kabul ediliyor; yani enfekte olan insanların virüsü sivrisinekler aracılığıyla yaymasında önemli bir rolü bulunmuyor.

BATI NİL VİRÜSÜ NERELERDE BULUNUYOR?

Batı Nil Virüsü bugün Afrika, Avrupa, Orta Doğu, Batı Asya ve Kuzey Amerika başta olmak üzere geniş bir coğrafyada bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü, virüsün özellikle kuşların göç yolları üzerinde bulunan bölgelerde önemli salgınlara yol açabildiğine dikkat çekiyor.

Virüs Avrupa'da özellikle Akdeniz havzası ve Güneydoğu Avrupa gibi bölgelerde dönem dönem insan vakalarına neden olabiliyor. Geçmişte Yunanistan, İsrail, Romanya ve Rusya'nın bazı bölgelerinde büyük salgınlar görülürken, Kuzey Amerika'da da virüsün yaygın şekilde yerleştiği biliniyor.

Virüsün görüldüğü bölgelerde vakalar çoğunlukla sivrisineklerin aktif olduğu sıcak aylarda artıyor. Bu nedenle yaz ve sonbahar dönemleri, Batı Nil Virüsü açısından daha fazla dikkat edilmesi gereken dönemler arasında yer alıyor.

BATI NİL VİRÜSÜ NASIL BULAŞIYOR?

Batı Nil Virüsü'nün insanlara bulaşmasındaki en önemli yol enfekte sivrisineklerin ısırması. Sivrisinekler virüsü taşıyan kuşlardan kan emerken enfekte oluyor. Virüsü taşıyan sivrisinek daha sonra bir insanı ısırdığında virüs insan vücuduna geçebiliyor.

Virüsün doğadaki döngüsünde özellikle Culex cinsi sivrisinekler önemli rol oynuyor. Kuşlar ise virüsün doğada devam etmesini sağlayan temel konaklar arasında bulunuyor. Bu nedenle sivrisinek popülasyonlarının yoğun olduğu ve virüsün kuşlar arasında dolaştığı bölgelerde insanlara yönelik risk de artabiliyor.

İnsandan insana doğrudan bulaş ise normal şartlarda beklenmiyor. Bununla birlikte kan nakli, organ nakli ve nadir durumlarda anneden bebeğe geçiş gibi yollarla bulaşma görülebiliyor.

BATI NİL VİRÜSÜ BULAŞAN HERKES HASTALANIYOR MU?

Hayır. Batı Nil Virüsü'nün önemli özelliklerinden biri, enfekte olan insanların büyük bölümünde herhangi bir belirti ortaya çıkmaması.

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre enfekte kişilerin yaklaşık yüzde 80'i herhangi bir belirti göstermiyor. Yaklaşık yüzde 20'sinde ise ateş ve grip benzeri belirtilerle seyreden Batı Nil ateşi gelişebiliyor. Enfeksiyonların yüzde 1'inden daha azında ise sinir sistemini etkileyen ağır hastalık ortaya çıkabiliyor.

Bu nedenle kişinin sivrisinek tarafından ısırılmış olması tek başına hastalandığı anlamına gelmiyor. Ancak özellikle yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı veya nörolojik belirtilerin ortaya çıkması durumunda tıbbi değerlendirme önem taşıyor.

BATI NİL VİRÜSÜ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Belirti gösteren kişilerde hastalık çoğunlukla grip benzeri bir tabloyla ortaya çıkıyor. En sık görülen belirtiler arasında ateş, baş ağrısı, yorgunluk ve kas ağrıları bulunuyor.

Hastalığın hafif seyreden formunda şu belirtiler görülebiliyor:

Ateş
Baş ağrısı
Halsizlik ve yorgunluk
Kas ağrıları
Vücut ağrıları
Eklem ağrıları
Bulantı
Kusma
İshal
Ciltte döküntü
Lenf bezlerinde şişme

Bazı hastalarda belirtiler kısa sürede gerilerken, özellikle yorgunluk ve halsizlik haftalar, hatta bazı durumlarda aylar boyunca devam edebiliyor.

BELİRTİLER NE ZAMAN ORTAYA ÇIKIYOR?

Batı Nil Virüsü enfeksiyonunda belirtilerin ortaya çıkması genellikle sivrisinek ısırığından sonra birkaç gün içinde gerçekleşiyor.

Kuluçka süresi çoğunlukla 2 ila 6 gün arasında olmakla birlikte 2 ila 14 gün arasında değişebiliyor. Bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde belirtilerin ortaya çıkması daha uzun sürebiliyor.

Bu nedenle sivrisinek ısırığının hemen ardından belirti görülmemesi, ilerleyen günlerde hastalık gelişmeyeceği anlamına gelmiyor.

AĞIR BATI NİL VİRÜSÜ HASTALIĞINDA HANGİ BELİRTİLER GÖRÜLÜYOR?

Vakaların küçük bir bölümünde virüs merkezi sinir sistemini etkileyerek ağır hastalığa yol açabiliyor. Bu tablo; beyin iltihabı (ensefalit), beyin ve omuriliği çevreleyen zarların iltihabı (menenjit) veya omuriliği etkileyen nörolojik hastalık şeklinde ortaya çıkabiliyor.

Ağır hastalıkta görülebilecek belirtiler arasında:

Yüksek ateş
Şiddetli baş ağrısı
Ense sertliği
Bilinç bulanıklığı
Yönelim bozukluğu
Aşırı uyku hali veya bilinç kaybı
Titreme
Kaslarda güçsüzlük
Nöbet
Uyuşma
Felç
Hareket bozuklukları
Görme sorunları
Koma gibi ciddi nörolojik belirtiler bulunuyor.

Özellikle yüksek ateşle birlikte ense sertliği, bilinç değişikliği, nöbet, kas güçsüzlüğü veya felç gibi belirtilerin ortaya çıkması acil tıbbi değerlendirme gerektiren bir durum olarak değerlendiriliyor.

KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?

Batı Nil Virüsü enfeksiyonu her yaşta ciddi hastalığa yol açabilir. Ancak ileri yaştaki kişiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde ağır hastalık riski daha yüksek.

Bazı kronik sağlık sorunları da ağır hastalık riskini artırabiliyor. Bu nedenle özellikle yaşlılar ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin sivrisinek ısırıklarından korunmaya daha fazla dikkat etmesi öneriliyor.

BATI NİL VİRÜSÜ ÖLÜMCÜL OLABİLİR Mİ?

Evet. Enfeksiyonların büyük bölümü hafif veya belirtisiz seyretse de, virüsün sinir sistemini etkilediği ağır vakalar hayati tehlikeye ve ölüme yol açabiliyor.

CDC, nöroinvaziv hastalık gelişen kişilerde ölüm oranının yaklaşık yüzde 10 olduğunu ve ağır hastalıktan kurtulan bazı kişilerde uzun süreli nörolojik sorunlar kalabildiğini belirtiyor.

BATI NİL VİRÜSÜ İÇİN ÖZEL BİR TEDAVİ VEYA AŞI VAR MI?

İnsanlarda Batı Nil Virüsü'nü doğrudan ortadan kaldıran özgül bir antiviral tedavi bulunmuyor. Tedavi, hastanın belirtilerini ve ortaya çıkan komplikasyonları kontrol etmeye yönelik destek tedavisi şeklinde uygulanıyor. Ağır nörolojik vakalarda hastaneye yatış ve yakın takip gerekebiliyor.

İnsanlar için ruhsatlı bir Batı Nil Virüsü aşısı da bulunmuyor. Bu nedenle hastalıktan korunmanın en önemli yolu sivrisinek ısırıklarını önlemek olarak öne çıkıyor.

SİVRİSİNEKLERDEN KORUNMAK NEDEN ÖNEMLİ?

Uzmanların önerdiği temel korunma yöntemi sivrisineklerle teması azaltmak. Özellikle sivrisineklerin daha aktif olduğu dönemlerde uzun kollu ve bol kıyafetler giymek, uygun böcek kovucular kullanmak ve ev çevresinde sivrisineklerin üreyebileceği su birikintilerini ortadan kaldırmak riski azaltabiliyor.

CDC ayrıca Batı Nil Virüsü taşıyan sivrisineklerin özellikle akşamdan şafağa kadar olan saatlerde aktif olabildiğine dikkat çekiyor.

Batı Nil Virüsü hakkında bilinmesi gerekenler:

Sivrisineklerle bulaşan viral bir hastalıktır.
Doğadaki temel döngüsü sivrisinekler ve kuşlar arasında gerçekleşir.
Afrika, Avrupa, Orta Doğu, Batı Asya ve Kuzey Amerika'da görülür.
Enfekte kişilerin yaklaşık yüzde 80'inde belirti görülmez.
Yaklaşık yüzde 20'sinde ateş ve grip benzeri belirtiler ortaya çıkar.
Yüzde 1'den azında sinir sistemini etkileyen ağır hastalık gelişir.
Ağır vakalarda ensefalit, menenjit, kas güçsüzlüğü ve felç görülebilir.
İleri yaş ve bağışıklık sisteminin zayıf olması ağır hastalık riskini artırır.
İnsanlar için ruhsatlı aşı ve hastalığı doğrudan tedavi eden özel bir ilaç bulunmamaktadır.

BARIŞ CABACI

BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü