Savunmanın teknoloji gücü medikale taşınıyor
Türkiye, son 20 yılda savunma sanayi ihracatını 40 kat artırarak 10 milyar doların üzerine taşırken, dünyanın en büyük 100 savunma şirketi arasına 5 şirketi yerleştirmeyi başardı. 1400’ü aşan projeyle oluşan Ar-Ge, mühendislik ve ileri teknoloji birikiminin şimdi sağlık teknolojilerinde yeni bir üretim hamlesine dönüştürülmesi hedefleniyor. Orta Vadeli Program, medikal endüstriyi stratejik sektörler arasına alırken, savunma sanayinde uygulanan talep oluşturma ve uzun vadeli sipariş modelinin sağlık teknolojilerine taşınmasını öngörüyor. Aşıdan tıbbi cihaza, tanı kitlerinden yapay zeka tabanlı sağlık çözümlerine kadar yerli üretim ve Ar-Ge kapasitesi-nin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Savunma sanayinde son 20 yılda ihracatını 40 kat artıran Türkiye, savunma sanayindeki Ar-Ge, teknoloji ve pazarı büyüten talep oluşturma müktesebatını medikal endüstri ile buluşturmaya hazırlanıyor. 2027-2029 yıllarını kapsayan Orta Vadeli Program’da (OVP) özel bir başlıkla değinilen medikal endüstri, Türkiye’nin sağlık savunma sanayi olarak konumlandırılacak. Yüksek teknoloji gerektiren üretim aşamalarında, savunma sanayi deneyimini sıçrama tahtası olarak kullanma hedefinde olan Türkiye, 2026 son çeyreği itibarıyla medikal endüstriyi kritik ve arz güvenliği güçlendirilecek sektörler arasına aldı.
AR-GE ÇALIŞMALARI HIZLANACAK
OVP’de medikal endüstrinin geliştirilmesine yönelik, “Savunma sanayinde başarıyla uygulanan talep oluşturma ve uzun vadeli sipariş yaklaşımı, sağlık teknolojileri, raylı sistemler, enerji ekipmanları, elektronik ve kritik sanayi girdileri, gibi alanlara yaygınlaştırı-lacaktır” denildi. Medikal endüstrinin stratejik bir sektör olduğuna ve yapılacak yatırımların ekonomik güvenlik için gerekli bulunduğuna işaret edilerek, Ar-Ge çalışmalarının hızlanması hedefi de programda yer aldı.
ASELSAN ÜRETİM YAPIYOR
OVP ile sistematik hale gelmesi planlanan savunma sanayi deneyimlerini medikal endüstri ile buluşturma hedefi, ilk olarak 2020 yılında gerçekleşmişti. Dünyanın en büyük savunma sanayi şirketleri arasında 40. sırada yer alan ASELSAN, savunma sanayindeki kabiliyetleriyle sağlık teknolojilerinde yenilikçi çözümlere imza atarak ‘görüntüleme cihazları’, ‘tanı, teşhis ve takip cihazları’ ve ‘yaşam destek cihazları’ üretmeye başlamıştı.
ASELSAN, geçtiğimiz yılın sonunda da yerli ve milli röntgen cihazı üretmeye başladığını duyurmuştu. Türkiye’nin savunma sanayi devi şu ana kadar 27 binden fazla ventilatör ve otomatik defibrilatör cihazı üretti ve bunların yüzde 50’sini 26 ülkeye ihraç etti. Firma, dünyada sadece 5 firmanın ürettiği kalp akciğer makinası ile manuel defibrilatör cihazlarının seri üretimine başlamayı ve 2030’a kadar 11 yeni tıbbi cihazı daha yerli olarak Türkiye’ye kazandırmayı hedefliyor.
FİKİRDEN ÜRÜNE GEÇİŞ
Türkiye’de son dönemde yapılan yasal düzenlemeler ve özellikle Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) üzerinden yürüttüğü ‘Fikirden Ürüne Üreten Sağlık Modeli’ kapsamında medikal endüstri sektörüne destek veriliyor. TÜSEB ‘Tıbbi Cihaz Endüstrisinde Yerlileşme Vizyonu ve Stratejik İhtiyaç Analizi 2025 Raporu’na göre 100 stratejik üründe yerlileşme adımlarının planlı bir şekilde uygulanması gerekiyor. İthalata yüksek derecede bağımlı ve ekonomik değeri yüksek tıbbi cihazların; şehir hastaneleri, üniversite, araştırma merkezleri, sanayi ve kamu özel ortaklığı ile adım adım yerlileştirilmesi planlanıyor.
STARTUP’LARIN YÜZDE 10’U
Avrupa Tıbbi Teknoloji Endüstrisi Ticaret Birliği (MedTech Europe) tarafından son yayınlanan ticaret verilerine göre; 2024 yılında Avrupa Patent Ofisi’ne (EPO) tıbbi teknoloji alanında 15 binden fazla başvuru yapıldı. Bu rakamla tıbbi teknoloji alanı toplam başvuru sayısının yüzde 7.9’unu oluşturarak, tüm endüstriyel sektörler arasında 4. sırada yer aldı. Türkiye’de de son yıllarda startup aşamasında pek çok girişim bulunurken, medikal endüstri alanında faaliyet gösteren startup sayısı toplam startup sayısının yüzde 10’una tekabül ediyor. Kümelenmenin tespitine göre sağlık girişimcisi oranı fikir aşamasından ürüne kadarki uzun süreçte, önemli ölçüde azalıyor ve çok az sayıda sağlık girişimi ticarileşmiş bir ürün aşamasına ulaşabiliyor. Girişimlerin ölüm vadisi olarak bilinen bu aşamayı geçebilmesi için devlet desteği önemli bir ayağı oluşturuyor.
PAZARDA ABD HAKİMİYETİ
Medikal endüstri alanında güçlü ülkelerin başında ABD geliyor. MedTech Europe verilerine göre küresel medikal endüstri pazarının yüzde 46.4’ü ABD’nin elinde. Avrupa yüzde 26.4 ile ikinci sırada, Çin yüzde 6.5’le üçüncü sırada, Japonya yüzde 4.7 ile dördüncü sırada yer alıyor. Medikal endüstri alanında potansiyelini yeni yeni kuvvetlendiren Türkiye ise yüzde 11’i kapsayan diğer ülkeler kategorisinde.
Türkiye, Avrupa’nın en çok tıbbi cihaz ihraç ettiği ülkeler arasında ise yüzde 2.2’lik bir paya sahip. OVP ile tüm rakamları katlama hedefi olan Türkiye’nin bu trene inovatif, katma değerli ve kalitesi kanıtlanmış ürünlerle katılmasının anlamlı olacağını ifade eden İstanbul Sağlık Endüstrisi Kümelenmesi Kurumsal İletişim Yöneticisi Tuğrul Ünlü, konuyla ilgili olarak, “Önümüzdeki 10 yıllık süreçte dünyanın sağlık alanında birçok yeniliği, geniş coğrafyalarda yaşayacağına inanıyoruz. Türkiye’nin de bu sürece hazırlıklı olması için kamu, sanayi ve sivil toplum kuruluşlarımızın el ele vermiş olması ve imkanlarını ortak hedeflere doğru yönlendirmesi gerekiyor. Ülkemizin belirli dikeylerde ön plana çıkması ve küresel ölçekte sektörü taşıyıcı ve örnek olarak unicorn şirketler oluşturabilmesi en büyük hedeflerimizden biri olmalı” diye konuştu.
Odaklanmış alanlara yönelim
İstanbul Sağlık Endüstrisi Kümelenmesi Kurumsal İletişim Yöneticisi Tuğrul Ünlü: Bir sağlık teknolojisi ürününü düşündüğümüzde, bir yatırımın ticarileşme süresinin 3-10 yıl gibi oldukça değişken bir zamana yayıldığını görüyoruz. Bütün bunların sonucunda, sağlık girişimcisinin yatırım bulması, ülkenin içinde bulunduğu yatırım ortamıyla da bağlantılı olarak yatırımcı açısından oldukça riskli görülebiliyor. Diğer taraftan, yazılım ve oyun sektörleri son dönemde endüstriyel anlamda önemli bir ivme yakalamış olsa da ülkelerin en büyük harcama kalemlerinin başında savunma ve sağlık alanları gelmeye devam ediyor. Kamu tarafında ise özellikle küresel pandemi sonrasında önemli bir farkındalık oluştu. Sağlık harcamaları ve dışa bağımlılık konusunda politikaların yeniden gözden geçirilmesi, sağlık girişimcileri açısından cesaret verici bir gelişme. Bunu bir başlangıç olarak değerlendirip tıbbi cihaz ve biyoteknoloji girişimcilerimizin yerli üretim gücünü ortaya koyarak devletten daha fazla kaynak ve destek talep etmeleri ve mevcut desteklerin ölçeğinin daha da büyütülmesini sağlamaları en doğru yaklaşım olacaktır.
Burada bütün sorumluluğu kamudan beklemek, yapılabilecek en büyük vakit kaybı olur. Sektörde üretim odaklı stratejilerin kamuya iletilmesinde ve ikan edilmesinde, tüm STK’lara ama özellikle de üretici platformlarına ve kümelere önemli sorumluluklar düşüyor. Yetişmiş insan kaynağı açısından ise, Türkiye’nin halen önemli bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyoruz. İnsanımızın mücadeleci yapısı, zorluklar karşısındaki pratik zekası, çözüm odaklı yaklaşımı ve öğrenmeye açık olması sayesinde nitelikli insan gücü yetiştirmekte önemli bir sorun yaşamıyoruz. Ancak mevcut değerli insan kaynağımızın ülke dışına yönelmesini engelleyecek yapıyı ve cazibe ortamını oluşturmak konusunda daha fazla çalışmamız gerektiği de açık. Medikal sektörün tüm alanlarında aynı anda teknoloji geliştirmeye yönelik hamleler yapmak yerine, belirli dikeylerde ilerleyen endüstri katarına sonradan ancak emin adımlarla katılmak, daha etkili sonuçlar doğurabilecek bir yöntem olabilir.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.