Pazar27 Eylül 202611:54İSTPİYASAKAPALI

Sami Yusuf İstanbul’da: Farklı kültürleri aynı sahnede buluşturuyor

Dünyaca ünlü sanatçı Sami Yusuf, “Rooted” konser serisi kapsamında bugün ve yarın İstanbul’da sahne alacak. Geleneksel müzik mirasını farklı kültürlerin makamları, dilleri ve enstrümanlarıyla buluşturan Yusuf, müziğinin felsefesini ve Türkiye ile kurduğu özel bağı anlattı.

Yayınlanma

Paylaş
Sami Yusuf İstanbul’da: Farklı kültürleri aynı sahnede buluşturuyor

Geleneksel müziği Doğu ve Batı’nın farklı kültürleriyle bir araya getiren Sami Yusuf, müzik yolculuğunu, “Rooted” projesini ve Fons Sophiae Collective ile geliştirdiği çok kültürlü sahne anlayışını anlattı. Ankara’daki konserinin ardından İstanbul Kongre Merkezi’nde sahne alacak sanatçı, gelenekle bağ kurmanın müziğinin merkezinde bulunduğunu söyledi.

SAMİ YUSUF İSTANBUL’DA MÜZİKSEVERLERLE BULUŞACAK

Geleneksel müzik mirasını farklı kültürlerin makamları, dilleri ve enstrümanlarıyla buluşturan dünyaca ünlü sanatçı Sami Yusuf, bugün ve yarın İstanbul’da müzikseverlerle bir araya gelecek.

Sanatçı, 3Z Organization ve WOVO Entertainment organizasyonuyla “Rooted” konser serisi kapsamında ilk olarak Ankara’da ATO Congresium’da sahne aldı.

Yusuf, bu akşam ve yarın İstanbul Kongre Merkezi’nde konser verecek.

“ROOTED” KONSEPTİYLE FARKLI KÜLTÜRLER AYNI SAHNEDE

Türkiye’nin yanı sıra dünyanın farklı bölgelerinde geniş bir dinleyici kitlesine sahip olan Sami Yusuf, “Rooted” konseptiyle farklı coğrafyaların müzikal zenginliklerini ve insanlığın ortak değerlerini aynı sahnede buluşturuyor.

Müzik kariyerinde Doğu ve Batı müzik geleneklerinden beslenen Yusuf, AA muhabirine yaptığı açıklamada müziğinin felsefesini ve Türkiye ile olan bağını anlattı.

“KÖKLÜ DERKEN GELENEĞE KÖK SALMIŞ OLMAYI KASTEDİYORUZ”

Sami Yusuf, “Rooted” projesini tanımlarken gelenekle doğrudan bağlantı kurmanın kendisi için çok önemli olduğunu söyledi.

Yusuf, “Benim için gelenekle doğrudan bağlantılı olmak çok önemli. Gelenek derken geleneksel müziği, onunla birlikte gelen makamları, sembolleri, dili, kültürü ve sanatı, farklı kültürlerin tüm bu unsurlarını kastediyorum.” dedi.

GELENEK DAHA OTANTİK BİR İFADE BİÇİMİ SUNUYOR

Sami Yusuf, köklü olmanın daha samimi, organik, otantik ve hakiki bir ifade biçimine sahip olmak anlamına geldiğini belirtti.

Müziğin, enstrümanların ve kültürün kendisini anlatmasına izin verdiklerini ifade eden Yusuf, konserlerde halılardan kıyafetlere, müzikten enstrümanlara kadar her unsurun gelenekle bağlantılı olduğunu söyledi.

“Dolayısıyla ‘köklü’ derken geleneğe kök salmış olmayı kastediyoruz.” ifadelerini kullandı.

FARKLI KÜLTÜRLERİ BİRBİRİNE BAĞLAYAN ORTAK İLMEK

Sahnesinde farklı kültürleri ve geleneksel enstrümanları bir araya getiren Sami Yusuf, bu unsurları sentezlediğini söyledi.

Farklı kültürleri bir araya getirmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu belirten Yusuf, kültürler arasında ortak bir bağ bulunduğuna dikkati çekti.

BUDİST İLAHİLERİNDEN TÜRK SANAT MÜZİĞİNE

Yusuf, ilgilendiği ortak bağın herhangi bir kültürü diğerlerinden ayırmadığını söyledi.

Bu bağın Budist ya da Gregoryen ilahilerinde, Endülüs ve Fas’taki Mağrip müziğinde, Türk sanat müziği ve ilahilerinde, Çin’in Taoist ve diğer geleneksel müziklerinde duyulabileceğini ifade etti.

Yusuf, “Benim ilgilendiğim şey de bu ilmek. Her şeyi birbirine bağlayan bu ortak bağla ilgileniyorum ve bunun bir parçası olmak benim için büyük bir onur ve ayrıcalık.” dedi.

“WHEN PATHS MEET” PROJESİ 2022’DE BAŞLADI

Sami Yusuf, ekibiyle birlikte 2022’ye uzanan “When Paths Meet” adlı projeyi oluşturduklarını anlattı.

Projenin ilk gösteriminin Amsterdam’daki Concertgebouw’da gerçekleştirildiğini belirtti.

FARKLI COĞRAFYALARDAN MÜZİSYENLER BİR ARAYA GELDİ

“When Paths Meet” kapsamında Hollanda’dan bir koro, Amsterdam merkezli bir Endülüs orkestrası ile Arap dünyası, Türkiye ve farklı coğrafyalardan müzisyenlerin bir araya getirildiğini belirten Yusuf, bu yapının daha sonra Fons Sophiae Collective’e dönüştüğünü söyledi.

Yusuf, orkestranın “When Paths Meet” konser serisinden doğduğunu ifade etti.

FONS SOPHIAE COLLECTIVE ORTAK BAĞIN PARÇASI

Sami Yusuf, Fons Sophiae Collective’in müziğinde çok önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

Kendisinin asıl ilgilendiği noktanın her şeyi birbirine bağlayan ortak bağ olduğunu vurgulayan Yusuf, orkestranın da bu anlayışın önemli bir parçası olduğunu belirtti.

“TÜRKİYE’DEKİ DİNLEYİCİMİ GERÇEKTEN ÇOK SEVİYORUM”

Sami Yusuf, Türkiye’deki dinleyicileriyle kurduğu özel bağa da değindi.

Müzikal yolculuğunun 2000 yılında belirli bir ses ve müzik anlayışıyla başladığını ifade eden sanatçı, zaman içinde müziğinin gelişerek geleneksel ve klasik müziğe yöneldiğini söyledi.

DİNLEYİCİSİ DE ONUNLA BİRLİKTE BÜYÜDÜ

Yusuf, müziğinin zaman içerisinde içsel boyutla daha fazla ilgilenmeye başladığını, dinleyicisinin de kendisiyle birlikte büyüdüğünü belirtti.

Türkiye’de ve Türkiye dışında müziği bilinçli biçimde takip eden bir dinleyici kitlesine sahip olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

“KENDİLERİNİ TAMAMEN MÜZİĞE BIRAKIYORLAR”

Sami Yusuf, Türkiye’deki konserlerinde dinleyicilerin müziğe yoğun biçimde odaklandığını anlattı.

“Islık yok, dikkat dağıtan başka bir şey yok. Ruhsal, psikolojik ve zihinsel olarak müziğin içindeler. Kendilerini tamamen müziğe bırakıyorlar.” dedi.

KONSERLERDE “VECD” HALİ

Yusuf, bazı konser anlarında kendisinin ve dinleyicilerin adeta müziğin içerisinde kaybolduğunu söyledi.

Bazen birlikte derin ve yoğun bir ruh halinin, bir tür transın içine girdiklerini belirten Yusuf, bunun planlanmış bir durum olmadığını ancak zaman zaman kendiliğinden ortaya çıktığını ifade etti.

TÜRK DİNLEYİCİLERİN MAKAMLARA İLGİSİ

Sami Yusuf, Türkiye’deki dinleyicilerin enstrümanlara, makamlara ve farklı kültürlerin kesiştiği noktalara gösterdiği ilgiden büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

“Türkiye'deki dinleyicimi gerçekten çok seviyorum.” diyen Yusuf, bu ilginin kendisi için büyük bir onur olduğunu ifade etti.

“ZAHİD BİZİ TAN EYLEME” REPERTUVARDA

Sami Yusuf’un konser repertuvarındaki sürprizlerden biri de Türk müziğinin önemli eserlerinden “Zahid Bizi Tan Eyleme” oldu.

Yusuf, eseri kendi düzenlemesi ve yorumuyla seslendirme kararının ekibinden gelen bir öneriyle ortaya çıktığını anlattı.

“ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ BİLDİĞİM BİR ESER”

Sanatçı, “Zahid Bizi Tan Eyleme” eserini çocukluğundan beri bildiğini ve parçayla hızlı biçimde bağ kurduğunu söyledi.

Eserin Nesimi’nin anlayışıyla örtüşen, çok derinlikli ve geleneksel bir ilahi olduğunu belirtti.

GELENEKSEL MÜZİKTE SADELİĞİN İÇİNDE DEHA VAR

Sami Yusuf, geleneksel müziğin ilk bakışta sade göründüğünü ancak bu sadeliğin içerisinde büyük bir derinlik ve deha barındırdığını söyledi.

Bu durumu geleneksel mimariyle karşılaştıran Yusuf, Sultanahmet Camisi, Süleymaniye ve Ayasofya gibi yapılarda da benzer bir anlayış bulunduğunu anlattı.

UŞŞAK MAKAMININ ETKİSİNE DİKKAT ÇEKTİ

Yusuf, “Zahid Bizi Tan Eyleme” eserindeki melodinin ve Uşşak makamının dinleyici üzerinde güçlü bir etki oluşturduğunu söyledi.

Eserin yüzlerce kez dinlense dahi insanı sıkmayacağını belirten sanatçı, müzikte bir tür “manevi monotonluk” bulunduğunu ifade etti.

“KUTSAL BİR MONOTONLUK”

Sami Yusuf, söz konusu tekrarın olumsuz anlamda bir monotonluk olmadığını belirtti.

Bunu armonik ve hatta “kutsal bir monotonluk” olarak tanımlayan Yusuf, sadeliğin sürekli tekrar etmesine rağmen insanı içine çektiğini söyledi.

“BU ESERİ YORUMLAMAK BÜYÜK BİR ONUR”

Yusuf, eserin sözlerinin de son derece güçlü olduğunu ifade etti.

“Geleneğimizden gelen bu deha ürünü eseri yorumlamak benim için büyük bir onur ve ayrıcalık.” dedi.

GELENEKSEL MÜZİKTE BİREY GERİ ÇEKİLİYOR

Sami Yusuf, konserlerinde farklı sesleri ve sanatçıları bir araya getirmesinin temelinde geleneksel müzik anlayışının bulunduğunu söyledi.

“Geleneksel müzik tek bir kişiyle ilgili değildir. Birey geri çekilir, kaybolur ve onun yerini evrensel olan alır.” ifadelerini kullandı.

SESİ DE BİR ENSTRÜMAN OLARAK GÖRÜYOR

Yusuf, sesin de bir enstrüman olduğunu, hatta en derin enstrüman olarak değerlendirilebileceğini söyledi.

Bir besteci olarak sesleri müzikal açıdan bir portre gibi değerlendirdiğini ifade etti.

FARKLI SESLER FARKLI BÖLÜMLERDE ÖNE ÇIKIYOR

Sami Yusuf, bazı eser bölümlerinin kendi ses aralığına uygun olmadığını ancak farklı sanatçıların seslerine çok iyi oturduğunu anlattı.

Nabyla Maan, Çiğdem Gürdal, İbrahim Suat Erbay ve İsmail Boujia gibi sanatçıların farklı bölümlerde öne çıktığını söyledi.

“MESELE HERHANGİ BİR BİREYİN EGOSU DEĞİL”

Yusuf, sahnedeki kolektif müzik anlayışının herhangi bir bireyin egosuna dayanmadığını ifade etti.

“Bu konserin amacı, siz orada oturup müziği dinlediğinizde sanatçının ortadan kaybolması. Geriye müziğin kendisinin kalması.” dedi.

“ALGORİTMA BENİMLE NE YAPACAĞINI BİLMİYOR”

Sami Yusuf, günümüzde algoritmaların müzik ortamını şekillendirmesine ilişkin soruya da yanıt verdi.

“Algoritma benimle ne yapacağını bilmiyor. ‘Bu adamla ne yapacağım?’ diye düşünüyor.” diyen Yusuf, bu konularla çok fazla ilgilenmediğini söyledi.

YAPAY ZEKA KARŞISINDA İNSAN MÜZİĞİ VURGUSU

Yusuf, yapay zeka alanındaki gelişmelere de değinerek insan müziğinin varlığını sürdüreceğine inandığını belirtti.

“Bence insan müziği varlığını sürdürecek. Ruh varlığını sürdürecek.” ifadelerini kullandı.

“KUSURLAR MÜZİĞİ MÜKEMMEL YAPIYOR”

Sanatçı, insanların ruh taşıyan ve insani dokunuşa sahip eserlerden etkilendiğini söyledi.

İnsanların kusurlu varlıklar olduğunu ifade eden Yusuf, müzikal ve duygusal açıdan bu kusurların müziği bir anlamda mükemmel hale getirdiğini belirtti.

“DÜNYA MÜZİĞİ DEĞİL, DÜNYA MÜZİĞİ GELENEKLERİNİN KUTLAMASI”

Sami Yusuf, kendi çalışmalarını “dünya müziği” olarak tanımlamadığını söyledi.

Bunun yerine müziğini “dünya müziği geleneklerinin bir kutlaması” olarak gördüğünü ifade etti.

ÇOK FAZLA KONSER VERMEYİ TERCİH ETMİYOR

Yusuf, bilinçli olarak çok fazla konser vermediğini de söyledi.

Her sahneye çıktıklarında dinleyiciden aldıkları karşılıktan derinden etkilendiklerini belirten sanatçı, her konser sonrasında büyük bir onur ve duygu yoğunluğu yaşadığını ifade etti.

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni