Rakamların ve mevzuatın stresini suyla ‘yumuşatıyor’
44 yıllık mali müşavir ve bağımsız denetçi Cemile Albaş, 5 yıldır sulu boya sanatıyla da hemhal. Albaş, iş hayatı gereği hem kanunlar hem de rakamlarla çok uğraştığını belirterek, “Bazen nefes almak istiyor insan. Su, benim rakamlar ve kanunlarla örülü dünyamı serinletiyor” diyor. Ebru sanatında Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı unvanı da alan Albaş, sanatın tüm ılımlı yüzüne rağmen katı bir disiplini içinde barındırdığını söylüyor.

KÜLTÜR ve Turizm Bakanlığı ebru sanatçısı, mali müşavir ve bağımsız denetçi Cemile Albaş, beş yıldır eserler ürettiği sulu boya sanatı için, “Kolay gibi görünür ama zordur. Suyu yönetmeyi bilmek, fırçayı hangi açı ile ne kadar bastıracağınızı öğrenmek ustalık ister” diyor. 27 yıl önce başladığı ebru sanatından sonra yolu sulu boya ile kesişen Albaş, “Sanatta tesadüf yoktur. Derinleştikçe yollarınız farklı alanlara yönelir” diye özetliyor sanat serüvenini. Rakamlar ve kanunların dünyasına getirdiği sertliği hem ebru hem de sulu boya sanatı ile yumuşatan Albaş, ‘katı bir disiplin istiyor’ dediği sanat yolculuğunu İstanbul Ticaret’e anlattı.
ANKARA’DAN İSTANBUL’A
Mali müşavirlik, bağımsız denetçilik ve sanat birbirinden çok bağımsız gibi görünüyor, nasıl başladınız?
Yeminli mali müşavir ve bağımsız denetçiyim. Bağımsız denetim şirketimiz var. İşin stresli tarafından kaçmak amacıyla yaklaşık 27 yıl önce sanata başladım ama sulu boyayla değil. İş bizi İstanbul’a getirdi 1997 yılında. Sonra ebru sanatıyla başladım. Uzunca bir süre devam ettim. Küçük Ayasofya’da atölyem vardı, hocalarımla birlikte atölyemde çalıştım. Ancak bir müddet sonra sanırım suya bir alakam var, sulu boyaya yöneldim.
SANATTA DERİNLEŞMEK
İstanbul sanat yolculuğunuzu yeşertti sanırım. Evet, Ankara şimdilerde daha iyi olmakla birlikte benim bulunduğum yıllarda bir sanatta derinleşebileceğiniz imkanları sunmuyordu. İstanbul’un imkanları çok geniş. Bir arayıştaydım, çocuklarım da küçük olmasına rağmen hemen İstanbul’a gelir gelmez bu arayışımı ebru sanatı ile taçlandırdım. Ankara’nın daha çok iş odaklı bir tarafının olması, arayışımı somut adımlara dönüştürememe neden olmuştu.

ÇÖP ADAM BİLE ÇİZEMEZDİM
Ebru ile başladınız, ebruyu başlangıç noktası olarak seçmenizin bir nedeni var mıydı?
Aslında tam olarak bir düşüncem yoktu. Sadece artık bir şey yapmalıyım diye düşünüyordum. Çöp adam bile çizemeyeceğime inanıyordum. Bu yüzden ebru daha yapabileceğim bir alan gibi geldi. İlk başta seçmedim ama su ile meşgul olmanın da beni rahatlattığını fark ettim.
SU ÜSTÜNE DESENLER
Sandığınız gibi oldu mu peki, ebru çöp adam bile çizemeyen-lerin gideceği bir sanat dalı mı?
İşin hiç de öyle olmadığını başladıktan sonra fark ettim. Evet çöp adam çizmiyorsunuz ama suyun üstüne çiziyorsunuz motifleri. O da su size ne kadar izin verirse. Teknenin içine boyayı damlatabilmek için bile bir eğitim gerekiyor. İş hayatı ile birlikte sanatta ustalık derecesine ulaşmışsınız. Dengeyi nasıl sağla-dınız? Çok kişi sanata başlar. Az kişi sonuna kadar gider. Sanatın ılımlı naif bir yüzü vardır ama disiplin olmadan ilerlemeniz mümkün değil. Gece yarılarına kadar eser üretip sabah işe gittiğim çok oldu. Yapı olarak da işleri yarım bırakmayı sevmediğim için sonuna kadar ilerledim. Ebru sanatında ustalık derecesi aldım ancak sulu boyada henüz yolun çok başındayım.

SEVDİĞİNİZ BİR ŞEY YAPMAK
Aynı zamanda sanatla mesleğinizi de beslediğinizi düşünüyor musunuz?
İnsan kesinlikle sevdiği işi yapmalı. Ama bazen sevdiğiniz işi yapmama durumunda olabiliyorsunuz. Fakat insanın mutlaka sevdiği bir şeyi yapmaya ihtiyacı var. Onu tatmin etmek ister. Bu işle olmuyorsa mutlaka seveceğiniz başka bir şey yapmalısınız. Ben mesleğimi de seviyorum ancak sanat yolculuğu aynı zamanda işime daha rahat odaklanabilmemi de sağlıyor. Bir noktada zihninizi durduruyor ve ana odaklanıyorsunuz. Bu muazzam bir terapi.
İlham sıradan olabilir
İlham oldukça sıradan bir şey olabilir. Yere düşen bir yaprak, vapur bekleyen insanlar, yoldan geçen araçlar…. Sulu boya bana sıradan görünen olaylara nasıl bakacağımı talim ettirdi. Yani gözün ve ruhun seçiciliği var. Göz onu seçiyor zaten. Belli bir noktaya geldiğinizde seçmeyi de öğreniyorsunuz. O eğitim size seçmeyi de öğretiyor.

Bakmayı öğrendim
Ebru sanatı ile ilgilenmeye başladıktan sonra bakmayı öğrendim. Önceden çiçeklere öylesine bakıyordum. Ebru ile ilgilenmeye başladıktan sonra çiçeklerin yapraklarının o kıvrımlarını, renklerini gölgelerini görmeye başladım.

Yorum yazmak için giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.