Cuma17 Temmuz 202611:43İSTPİYASAAÇIK
KEREM ALKİN
KEREM ALKİN

Piyasalar ‘riskten kaçış / büyümeye dönüş’ arasına sıkıştı

00:00 / 00:00

Küresel piyasalar son günlerde aynı anda iki zıt hikayeyi fiyatlamaya çalışıyor. Bir tarafta İran merkezli jeopolitik gerilim, Hürmüz hattındaki kırılganlık, ABD-İran temaslarının belirsizliği, Hürmüz’de yeniden tırmanan savaş gerginliği ve enerji arz güvenliği endişesi. Diğer yanda ise petrol fiyatlarındaki çözülme sonrasında, ABD-İran gerginliği ile yine yükselen fiyat, altındaki kâr satışları, doların yeniden güçlenmesi ve küresel büyüme beklentilerinin kısmen toparlanması dikkat çekiyor.

Bu tablo, klasik ‘riskten kaçış’ refleksinden daha karmaşık bir döneme işaret ediyor. Çünkü, piyasalar artık yalnızca savaş ihtimalini değil, savaşın sınırlarını da fiyatlıyor. İran’ın Singapur bayraklı gemiye yönelik hamlesi, eğer iddia edildiği gibi ABD’nin yönlendirdiği Umman’a yakın alternatif güzergaha bir tepkiyse, bu yalnızca askeri değil, deniz egemenliği ve müzakere psikolojisi açısından da iyi okunmalı. Tahran burada ‘güvenli geçişi ben belirlerim’ mesajı verirken, Washington ise enerji ticaretinin tamamen kesintiye uğramayacağı yönünde piyasalara güven vermeye çalışıyor.

Bu nedenle İran’ın gemilere saldırıları ve ABD’nin Hürmüz’de yeni bir operasyona başlamasına rağmen ham petrol fiyatlarının 83 dolara gelse de beklenen sert sıçramayı yapmaması şaşırtıcı olmamalı. Küresel piyasalar, Hürmüz’ün tamamen kapanacağı bir senaryoyu şimdilik ana senaryo olarak görmüyor. Üstelik, Suudi Arabistan, BAE, Katar, Umman ve Çin gibi aktörlerin de enerji akışının sürmesi yönünde güçlü çıkarları söz konusu. Dolayısıyla, piyasa aktörlerinin zihninde belirli belirsiz bir savaş primi oluşsa da savaş riskine yönelik endişenin kalıcılaşmakta zorlandığını görüyoruz.

Dolar, tahvil faizi ve emtia dengesi
Altın cephesinde de benzer bir sıkışma gözleniyor. Jeopolitik risk normal şartlarda altını destekler. Ancak ABD Doları’nın güçlenmesi, ABD tahvil faizlerinin yüksek kalması ve Fed’in bugün için faiz indirimlerine yönelmeyeceği beklentisi, altının nefes alanını daraltıyor. Altının onsu 4 bin dolar eşiğinde tutunmakta zorlansa da bunun kalıcı bir kırılma olup olmadığını söylemek henüz erken. Altının ons fiyatında, 3 bin 800 dolara doğru kalıcı bir çekilmenin olup olmayacağı dikkatle takip ediliyor ve başta Çin Merkez Bankası olmak üzere, önde gelen merkez bankası alımlarının güçlü bir şekilde devam edip etmediğini görmek gerekiyor.

4 bin dolar seviyesi altının ons fiyatı için destek noktası olmaktan çıkmış gözüküyor. Bu nedenle altının ons fiyatı için 3 bin 800 dolar ile 4 bin 200 dolar arasında geniş bir dalgalanma bandı açılmış gözüküyor.

Bugün için küresel piyasalarda asıl okunması gereken tablo ise altın ya da petrolün tek başına hareketi değil; dolar, tahvil faizi ve emtia dengesi arasındaki üçlü ilişki. Dolar güçleniyor, petrol makul düzeyde seyrediyor, altın kâr satışı yiyor ve tüm bu gelişmeler yaşanırken jeopolitik tansiyon da düşmüş gözükmüyor. Bu tablo, küresel sermayenin şu an için yeniden altın gibi güvenli limana kaçma eğiliminde olmadığını; fakat dünya ekonomisinde makul büyümeye dönüş senaryosunu da henüz satın almadığını gösteriyor.

Önümüzdeki dönemin ana finansal gerilimi
Yani piyasalar iki dünya arasında sıkışmış durumda: Birinci dünya, savaş riskinin büyüdüğü, enerji arzının kırıldığı, altının yükseldiği ve sermayenin güvenli limanlara kaçtığı dünya. İkinci dünya ise, diplomatik temasların sonuç verdiği, petrol fiyatlarının gevşediği, doların güçlendiği ve sermayenin yeniden büyüme hikayesine döndüğü dünya. Doha’da beklenen ABD-İran teması bu nedenle yalnızca diplomatik bir başlık değil, aynı zamanda piyasa mimarisini belirleyecek bir dönemeç noktası.

Eğer kontrollü gerilim ve sınırlı mutabakat senaryosu öne çıkarsa, petrol ve altındaki savaş primi etkisi daha da azalacaktır. Fakat Hürmüz hattında yeni bir saldırı ya da geçiş rejimine ilişkin açık meydan okumalar yaşanırsa, fiyatlamalar hızla tersine dönebilir.

Küresel piyasaların bugünkü hali bize şunu söylüyor; sermaye artık sadece korkuya değil, korkunun yönetilebilir olup olmadığına bakıyor. Riskten kaçış ile büyümeye dönüş arasındaki bu sıkışma, önümüzdeki dönemin ana finansal gerilimi olacak.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI

Tüm Yazıları >
Piyasalar ‘riskten kaçış / büyümeye dönüş’ arasına sıkıştı — KEREM ALKİN