Otonom robotlar için hem gören hem koklayan yapay göz geliştirildi

Çin Bilimler Akademisi araştırmacıları, meyve sineğinin görsel sisteminden ilham alarak robotik dünyasında çığır açacak yapay bir bileşik göz tasarladı. Sadece 1,5 milimetre boyutundaki bu minik cihaz, robotlara aynı anda hem görme hem de tehlikeli gazları algılama yeteneği kazandırarak mikro dron teknolojisinde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

Giriş: 13.02.2026 - 16:39
Güncelleme: 13.02.2026 - 16:41
Otonom robotlar için hem gören hem koklayan yapay göz geliştirildi

Otonom makinelerin dar ve tehlikeli alanlardaki hareket kabiliyetini artırmayı hedefleyen bilim insanları, doğanın milyonlarca yıllık mühendislik harikası olan meyve sineğini laboratuvar ortamında kopyaladı. Geleneksel drone kameralarının hantal yapısı ve yüksek enerji tüketimine alternatif olarak geliştirilen bu biyonik sistem, 180 derecelik kesintisiz görüş alanı sunarak otonom sistemlerdeki ‘kör nokta’ sorununu ortadan kaldırıyor.


MİNYATÜR ÜRETİMDE LAZER TEKNOLOJİSİ

Araştırma ekibi, bu karmaşık yapıyı oluşturmak için ‘femtosaniye lazer iki fotonlu polimerizasyon’ adı verilen hassas bir baskı tekniği kullandı. Bu ileri teknoloji sayesinde, 1,5 milimetrelik bir alana tam 1.027 görsel birim sığdırıldı. Cihazın üzerine eklenen ve gerçek sineklerin göz tüylerini (seta) taklit eden minik yapılar ise merceklerin toz, döküntü ve nemden korunmasını sağlayarak sistemin kirli hava koşullarında dahi işlevsel kalmasına olanak tanıyor.


BİYONİK BURUN VE GÖRSEL DUYU BİRLEŞTİ

Geliştirilen ‘Bio-CE sistemi’, sadece görme yeteneğiyle sınırlı kalmıyor. Mürekkep püskürtmeli kimyasal bir dizi kullanılarak sisteme entegre edilen biyonik burun, tehlikeli gazları algıladığında renk değiştirerek operatörü uyarıyor. İki hayati duyunun tek bir hafif pakette birleştirilmesi, özellikle küçük robotların taşıma yükünü azaltarak operasyonel verimliliği maksimize ediyor.


AFET YÖNETİMİNDE STRATEJİK KULLANIM

Minyatür bir robot üzerinde test edilen sistem, hareketli nesneleri yüksek hassasiyetle algılamayı ve engellerden kaçınmayı başardı. Araştırmacılar, bu teknolojinin özellikle şu alanlarda devrim yaratacağını öngörüyor:

  • Arama ve kurtarma: Çökmüş binaların enkazında hayatta kalanların tespiti.
  • Endüstriyel güvenlik: Fabrika ve afet bölgelerindeki görünmez kimyasal sızıntıların otonom takibi.
  • Biyonik zeka: İnsansız platformlar için yüksek hassasiyetli navigasyon desteği.


GELECEK HEDEFİ: YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜK VE HIZ

Mevcut prototip; görüntü çözünürlüğü ve kavisli lenslerden kaynaklanan bozulmalar gibi bazı mühendislik engelleriyle karşı karşıya olsa da, ekip bu sorunları karmaşık yazılımlar ve yeni nesil bileşenlerle aşmayı planlıyor. Bir sonraki aşamada kimyasal sensörlerin tepki hızının artırılması ve görüntü netliğinin optimize edilmesi hedefleniyor.