Cuma10 Temmuz 202611:05İSTPİYASAAÇIK
EkonomiÖne çıkan

Orta Doğu'daki risk Avrupa’yı Türkiye’ye yaklaştırdı

Orta Doğu’da artan gerilim ve İran-İsrail savaşı, küresel ticaretin kritik geçiş hatlarında güven sorununu derinleştirdi. Körfez-Süveyş hattındaki riskler, Avrupa’nın tedarik stratejisini maliyet odaklı yapıdan güvenlik, hız ve öngörülebilirlik eksenine taşıdı. Asya’dan haftalar süren deniz taşımacılığına karşı Türkiye’nin Avrupa’ya kısa sürede kara yolu erişimi sağlaması, yeni dönemde büyük avantaj oluşturuyor. Sanayi kapasitesi, lojistik altyapısı ve üretim esnekliğiyle Türkiye, Avrupa’nın kalıcı tedarik üssü olma yolunda öne çıkıyor.

Yayınlanma

Güncellenme

Paylaş
Orta Doğu'daki risk Avrupa’yı Türkiye’ye yaklaştırdı

Küresel ekonomi, Orta Doğu'daki savaş iklimiyle birlikte tedarik zincirinde kalıcı bir eksen kayması yaşandı. İran-İsrail savaşının ardından bölgede artan tansiyon, küresel ticaretin ve enerjinin can damarı olan Körfez-Süveyş hattını oldukça riskli bir hale getirdi. Uzun yıllar boyunca Batılı şirketler için yatırım ve tedarik merkezi olarak görülen Körfez bölgesindeki istikrar algısının zayıflaması, ticaret ve tedarik rotasını yeniden çizmeye zorluyor. Bu süreçte Avrupa, sadece maliyet odaklı stratejileri terk ederek arz güvenliği ve kısa teslimat süresi sunan "yakın coğrafyalara" (nearshoring) yönelirken, en güçlü alternatif olarak güçlü altyapısıyla Türkiye öne çıkıyor.

Savaşın tedarik zincirlerinde yarattığı etki artık geçici bir refleks olarak görülmüyor. İran savaşı nedeniyle lojistik koridorları yeniden tasarlanırken, Avrupalı alıcılar artık maliyetlerden ziyade "tedarik güvenliğine" öncelik vererek tedarik zinciri stratejilerini kalıcı olarak değiştirmeye başladı. Hürmüz Boğazı'ndaki darboğaz ve Körfez limanlarında artan yoğunluk ile tıkanıklıklar, riskleri dağıtmak isteyen Avrupalı şirketler için Türkiye'nin coğrafi ve stratejik avantajını paha biçilemez kılıyor.

GÜVENİLİR BİR ALTERNATİF
Türkiye, kriz dönemlerinde sadece transit geçilen bir "köprü" olmanın çok ötesinde; altyapısı, sanayi kapasitesi ve hizmet sektörünü birleştiren dengeli yapısıyla risklere karşı sağlam, güvenilir bir yapı sunuyor.
Uzmanlar ve sektör temsilcileri savaş ortamı yatışsa dahi ekonomik düzenin güven kaybı nedeniyle bir anda eski haline dönmesinin kolay olmayacağı yorumunu yapıyor. Avrupalı şirketlerin ve fonların hafızasına kazınan "tek merkeze aşırı bağımlılık" endişesi, Türkiye'nin Avrupa için sadece "kriz anındaki geçici bir B planı" değil, yeni çok merkezli ekonomik düzenin kalıcı ve stratejik tedarik üssü olabileceğini tescilliyor. Özel sektörün dinamizmi ve devletin kolaylaştırıcı teşvikleriyle bu rüzgarı arkasına alan Türk ihracatçısı için, Avrupa'da büyük bir fırsat kapısı aralandı.

Orta Doğu'daki risk Avrupa’yı Türkiye’ye yaklaştırdıTÜRKİYE İÇİN TARİHİ FIRSAT
Orta Doğu’da artan tansiyon ve İran-İsrail savaşıyla birlikte küresel lojistik koridorları yeniden şekillenirken, Avrupalı şirketler maliyet odaklı stratejileri terk ederek "tedarik güvenliğine" yöneldi. İstanbul Ticaret Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölüm Başkanı Doç. Dr. Cihat Köksal, tedarik zincirinde yaşanan bu eksen kaymasını ve Türkiye'nin "yakından tedarik" (nearshoring) stratejisindeki kritik rolünü değerlendirdi.

Ortadoğu'da yaşanan son çatışmaların küresel ticaret sistemi için adeta bir şok yarattığını belirten Doç. Dr. Cihat Köksal, Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasının etkilerine dikkati çekti. Köksal, süreci şu sözlerle özetledi: "Hürmüz’ün devre dışı kalması, küresel sıvılaştırılmış doğal gaz ve petrol akışının yüzde 20'sini felç etmekle kalmadı, Basra Körfezi'ni bir lojistik çıkmaza dönüştürdü. Asya-Avrupa hattındaki konteyner trafiğinin Ümit Burnu’na kayması, transit sürelere yaklaşık 2 hafta eklerken, navlun fiyatlarını ve operasyonel sermaye ihtiyacını önemli şekilde artırdı."

TESLİMAT SÜRESİ ÖN PLANDA
Haftalarca denizde kalan konteynerler ve yükselen yakıt maliyetleri karşısında Avrupa'nın tedarik zincirini bölgeselleştirmek durumunda kaldığını belirten Köksal, "Bu durum, Avrupa'nın pandemiden beri tartıştığı yakından tedarik (nearshoring) stratejisini bir alternatiften öte, acil bir yapısal zorunluluğa dönüştürdü. Avrupa için artık sadece maliyet değil, teslimat süresi güvenliği en kritik parametre haline geldi" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin bu yeni denklemde coğrafi ve endüstriyel olarak en güçlü yakından tedarikçi adayı olduğunun altını çizen Köksal, lojistik üstünlüğü şu çarpıcı veriyle açıkladı: "Asya'dan deniz yoluyla bir ayı bulan sevkiyat sürelerine karşılık, Türkiye'nin endüstriyel merkezlerinden çıkan bir tırın bir hafta içinde Avrupa ülkelerine ulaşabilmesi muazzam bir lojistik avantajı sağlıyor."

Orta Doğu'daki risk Avrupa’yı Türkiye’ye yaklaştırdıEN ÇOK FAYDA SAĞLAYACAK SEKTÖRLER
Doç. Dr. Köksal, Avrupa’nın Asya ve Körfez bağımlılığını azaltma arayışından Türkiye adına en hızlı reaksiyon gösterecek ve en fazla fayda sağlayacak sektörleri de detaylandırdı. 

Almanya'nın yüksek kalite hassasiyeti ile Çin'in yüksek hacmi arasında sıkışan Avrupa makina pazarının rotayı Türkiye'ye çevirebileceğini belirten Köksal, “Özellikle endüstriyel soğutma, tarım makinaları ve otomotiv parçalarında Türkiye'nin gelişmiş Ar-Ge ve otomasyon altyapısı, Avrupa standartlarına tam uyum gösterdiği için sipariş kaymalarından en hızlı yararlanan sektör konumunda” dedi.

Enerji ve tarım tarafındaki değişime de değinen Köksal, Hürmüz'ün kapanmasıyla küresel amonyak ve azotlu gübre arzının ciddi yara aldığını aktararak, "Avrupa, hidrokarbon bazlı ithalat yerine rotasını yeşil hidrojen ve yeşil amonyak yatırımlarına çeviriyor. Türkiye, lojistik yakınlığı ve yenilenebilir enerji potansiyeliyle bu dönüşümde hızla pay alan ülkelerden" değerlendirmesinde bulundu.
Moda ve perakende sektörünün de bu süreçten derinden etkilendiğini vurgulayan Köksal, tam zamanında üretim modelinin kalbi olan bu sektörün 2 haftalık rota uzamalarını tolere edemeyeceğini belirterek, “Sezon trendlerine hızlı yanıt vermesi gereken Avrupalı markalar için Türkiye, esnek üretim kapasitesiyle ilk adres olmaya devam edecektir” dedi.

FIRSATI KALICI YATIRIMA DÖNÜŞTÜRMEK GEREK
Türkiye’nin önündeki bu önemli pencereyi kalıcı bir yatırıma dönüştürmesi için üç temel sacayağında acil yapısal adımlar atması gerektiği uyarısında bulunan Köksal, izlenmesi gereken stratejiyi anlattı. İç piyasadaki iş gücü maliyet artışlarını dengelemek ve Çin’in ölçek ekonomisiyle yarışabilmek için imalat sanayisinde otomasyon ve yapay zeka destekli üretime yönelik teşviklerin artırılması gerektiğini vurgulayan Köksal, "Avrupa'ya yakın olmak artık yetmiyor, yeşil olmak gerekiyor" sözleriyle yeşil dönüşümün önemine dikkat çekti.

Türk üreticilerin emisyon takibi ve dekarbonizasyon süreçlerinin hızlandırılması, organize sanayi bölgelerinde yeşil dönüşüm çalışmalarına ivme kazandırılması gerektiğini belirten Köksal, finansman ayağına dair şu öneriyi yaptı: "Geleneksel kredi kanallarının daraldığı küresel konjonktürde, AB fonları ve uluslararası kalkınma bankalarıyla entegre yeşil tahvil ve sürdürülebilirlik endeksli finansman kaynakları çeşitlendirilmelidir."

Köksal ayrıca, sadece fason üretim yapmak yerine, Avrupalı ana sanayicilerin Türkiye'de ortak üretim tesisleri kurmasını özendirecek stratejik teşvik modellerinin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. Makroekonomik istikrarın önemine de değinen Köksal, "Uluslararası sermayenin uzun vadeli yatırım kararı alabilmesi için makroekonomik istikrar adımları kararlılıkla sürdürülmeli ve ticari hukuk süreçlerinde uluslararası standartlarda öngörülebilirlik güçlendirilmelidir" dedi.

Türkiye'nin tüm bu gelişmeler neticesinde bölgesel ve küresel ölçekte en çok fayda sağlayabilme potansiyeline sahip ülke konumunda olduğunu belirten Doç. Dr. Köksal, sözlerini şöyle tamamladı: "Ancak bahse konu jeopolitik fırsatların somut ekonomik kazançlara dönüştürülebilmesi, Türkiye'nin hukuki mevzuatını hızla güncellemesine, proaktif bir ekonomik diplomasisi yürütmesine ve iş dünyasını bu yeni döneme hazırlayacak ticari ve finansal mekanizmaları süratle inşa etmesine bağlıdır."

BARIŞ CABACI

BARIŞ CABACI

İstanbul Ticaret Gazetesi – Ekonomi Editörü

Yorumlar

Yorum yazmak için .

Yorumlar yükleniyor…