Cumartesi29 Ağustos 202614:21İSTPİYASAKAPALI
DünyaÖne çıkan

Nepal felaketi sonrası uyarı: Buzul selleri daha sık görülebilir

Nepal’de 600’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği sel felaketinin ardından bilim insanları, buzul kaynaklı afetlere karşı uydular, insansız hava araçları, kameralar ve yer sensörleriyle oluşturulacak erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İstanbul Ticaret Gazetesi

Yayınlanma

Paylaş
Nepal felaketi sonrası uyarı: Buzul selleri daha sık görülebilir

Nepal’in Çin sınırına yakın Rasuwa bölgesinde 26 Ağustos’ta meydana gelen sel felaketinin ardından gözler Himalayalar’daki buzulların durumuna çevrildi. Uzmanlar, iklim değişikliğinin buzul erimesi, permafrost çözülmesi ve dağlık arazideki dengesizlikleri artırabileceğine dikkat çekerken, erken uyarı sistemlerinin afetlerin etkisini azaltmada kritik rol oynayabileceğini belirtiyor.

BUZUL KAYNAKLI SELLERE KARŞI ERKEN UYARI ÇAĞRISI

Bilim dünyası, Nepal’de meydana gelen büyük sel felaketinin ardından buzul kaynaklı afetlere karşı izleme ve erken uyarı sistemlerinin önemine dikkat çekti.

Uzmanlar, uydular, insansız hava araçları, kameralar ve yer sensörleri gibi teknolojilerin daha yaygın ve koordineli şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı.

NEPAL’DEKİ FELAKET BUZUL ÇÖKMESİYLE İLİŞKİLENDİRİLİYOR

Nepal’in Çin sınırına yakın Rasuwa bölgesinde 26 Ağustos’ta meydana gelen selin, dağlık alandan kopan buzul parçalarının yol açtığı çığın tetiklemesi sonucu oluştuğu değerlendiriliyor.

Felaketin ardından bilim insanları, iklim değişikliğinin bölgedeki buzullar ve buzul gölleri üzerindeki etkisini araştırmaya başladı.

BÜYÜK ÇIĞ LHENDE NEHRİ’Nİ TIKAMIŞ OLABİLİR

Bölgeyi ziyaret eden Dr. Mohan Bahadur Chand, selin olası nedenlerine ilişkin ön değerlendirmeleri paylaştı.

Chand, bilim insanlarının olayın kesin nedenini belirlemeye çalıştığını belirterek, büyük bir çığın Lhende Nehri’ni tıkamış olabileceğini söyledi.

Bu tıkanma sonucunda büyük miktarda suyun biriktiğini, oluşan doğal barajın aniden yıkılmasıyla da selin meydana geldiğini ifade etti.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ RİSKİ ARTIRIYOR

Chand, iklim değişikliğinin buzul çökmesi ve buzul gölü taşkınlarının hem sıklığını hem de şiddetini artırabileceğine dikkat çekti.

Yükselen sıcaklıkların buzulların ve kar örtüsünün erimesini hızlandırdığını belirten Chand, kalıcı olarak donmuş toprakların yani permafrostun da çözülmeye başladığını söyledi.

DAĞLIK ARAZİNİN DENGESİ BOZULABİLİR

Permafrostun çözülmesinin yüksek dağlık alanlarda zeminin dengesini bozabileceğini belirten Chand, bunun buz, kaya ve moloz çöküntülerinin daha sık meydana gelmesine neden olabileceğini söyledi.

Bu durumun Nepal Himalayaları’nda benzer afetlerin görülme riskini artırabileceğine dikkat çekti.

“GELECEKTE AFETLERİN SAYISI ARTACAK”

Chand, “Gelecekte afetlerin sayısı da giderek artacaktır. İklim değişikliği, buzulların erimesini, donmuş toprağın bozulmasını ve kar yağışı düzenindeki değişiklikleri hızlandırıyor. Bu da bu tür bir olaya yol açabilir.” dedi.

UZMANLARIN İZLEYEBİLECEĞİ UYARI İŞARETLERİ VAR

Chand, buzul kaynaklı afetler meydana gelmeden önce bilim insanlarının takip edebileceği çeşitli işaretler bulunduğunu belirtti.

Bunlar arasında buzun normalden daha hızlı hareket etmesi, yüzeyde çatlakların oluşması, buzul deformasyonu, buzul göllerinin hızla genişlemesi ve su seviyelerinin yükselmesi bulunuyor.

BARAJ DENGESİZLİĞİ VE SIZINTILAR DA TAKİP EDİLEBİLİR

Uzmanlara göre doğal barajların dengesizleşmesi ve sızıntıların artması da önemli erken uyarı göstergeleri arasında yer alıyor.

Çığ ve heyelan sayısındaki artışın da bölgedeki istikrarsızlığın göstergelerinden biri olabileceği belirtiliyor.

HİMALAYALAR’DAKİ UYARI SİSTEMLERİ YETERLİ DEĞİL

Chand, Himalayalar’daki mevcut izleme ve erken uyarı sistemlerinin yeterli seviyede olmadığını söyledi.

Bazı bölgelerde sistemler kurulmuş olsa bile bunların iyi planlanmadığını belirten Chand, daha kapsamlı ve ayrıntılı çalışmalar yapılması gerektiğini vurguladı.

UYDU, İHA, KAMERA VE YER SENSÖRLERİ KULLANILABİLİR

Chand, doğal süreçlerde meydana gelen değişimlerin tespitinde farklı teknolojilerin bir arada kullanılabileceğini söyledi.

“Uydular, insansız hava araçları, kameralar ve yer sensörleri, doğal süreçlerdeki değişikliklerin tespit edilmesine yardımcı olabilir ancak bazı buz veya yamaç göçmeleri çok ani bir şekilde meydana gelebileceğinden izleme çalışmaları, erken uyarı sistemleri ve toplumun hazırlık durumuyla birleştirilmeli.” dedi.

DAR HİMALAYA VADİLERİ RİSKİ BÜYÜTÜYOR

Uzmanlara göre bu tür afetler özellikle dar Himalaya vadilerinde yaşayan topluluklar açısından çok büyük tehlike oluşturuyor.

Vadilerin dik ve dar yapısı, yüksek irtifada meydana gelen buz veya moloz çığlarının kısa sürede büyük sellere dönüşmesine neden olabiliyor.

UYARI İÇİN ÇOK AZ ZAMAN KALABİLİYOR

Chand, yüksek irtifada meydana gelen bir buz veya moloz çığının hızla ilerleyen bir sel oluşturabileceğine dikkat çekti.

Bu tür durumlarda yerleşim yerlerinin tahliyesi için çok kısa bir süre kalabileceğini belirtti.

SEL KAYA, BUZ VE MOLOZU DA SÜRÜKLÜYOR

Buzul kaynaklı seller yalnızca yüksek miktarda su taşımıyor.

Sel sularının kaya parçaları, tortu, buz ve diğer molozları sürükleyerek ilerlemesi, afetin yıkıcı gücünü çok daha fazla artırabiliyor.

UYDU GÖRÜNTÜLERİ BUZUL KOPMASINI GÖSTERDİ

Associated Press’in haberine göre Nepal’deki selin ardından çekilen uydu görüntülerinde, Langtang Lirung Dağı’nın zirvesinin yakınında bir buzul parçasının koptuğu görüldü.

Buzul parçasının, dağın ana kaya kütlesindeki çöküşle birlikte vadiye doğru sürüklendiği belirtildi.

TRISHULI NEHRİ SEL SONRASI GENİŞLEDİ

Sel öncesi ve sonrasında çekilen uydu görüntülerinin karşılaştırılması, Trishuli Nehri’nin Kolpurtar, Betrawati ve Syapru Besi bölgelerinde genişlediğini ortaya koydu.

Nehir suyunun da çamur ve enkaz nedeniyle yeşilimsi renginden kahverengiye döndüğü görüldü.

YERLEŞİMLER ÇAMUR VE ENKAZ ALTINDA KALDI

Uydu görüntüleri, nehir kıyısındaki bazı yerleşimlerin sel sonrasında enkaz ve çamur altında kaldığını da ortaya koydu.

Görüntüler felaketin geniş bir alandaki etkisini gözler önüne serdi.

“DOĞRU ZAMANDA DOĞRU YERE BAKMAK GEREKİYOR”

Innsbruck Üniversitesinden çevre ve buzul bilimi alanında çalışmalar yapan Prof. Dr. Jan Beutel, bilim dünyasının bu tür afetleri ölçümleme ve tahmin konusunda güçlü imkanlara sahip olduğunu söyledi.

Ancak Beutel, bu kapasitenin işe yarayabilmesi için doğru zamanda doğru bölgenin izlenmesi gerektiğine dikkat çekti.

“UYDULAR HARİKA AMA SINIRLARI VAR”

Beutel, uydu teknolojilerinin önemine rağmen bazı sınırlamalar bulunduğunu ifade etti.

“Yapay zeka ve tüm uydu teknolojileriyle bile bir yere kadar tahmin yapılabilir. Evet, uydular harika ama bunu günümüzde de görüyoruz, uydular sadece ara sıra fotoğraf çekiyor, bulutlar var ve zamanı geri almak istesek bunun için bir düğmeye sahip değiliz.” dedi.

AFETLER ÇOK KISA SÜREDE GELİŞEBİLİYOR

Beutel, Nepal’deki felakette de izleme sistemlerinin belirli ölçüde işe yarayabileceğini ancak etkilenen alanın çok büyük olduğunu söyledi.

Bu nedenle herkesi zamanında uyarmanın ve tahliye etmenin son derece zor olabileceğine dikkat çekti.

“FELAKETE ÇOK YAKIN ZAMANDA TAHMİN YAPABİLİYORUZ”

Bilimsel ölçüm imkanlarının son 20 yılda önemli ölçüde geliştiğini belirten Beutel, “Eğer nereye bakacağımızı biliyorsak harika bir ölçümleme yeteneğine sahibiz yani 20 yıl önce uydu teknoloji yöntemlerinin prototiplerini küçük kutular ve kablosuz bağlantılarla geliştirmeye başladık. Şu anda harika yeteneklere sahibiz ve ayrıca sayısal olarak tahminler yapabiliyoruz, felakete çok yakın bir zamanda tahminlerde bulunabiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

YIKIMIN BİR BÖLÜMÜ ÖNLENEBİLİRDİ

Beutel, Nepal’de yaşanan yıkımın belirli bir bölümünün önlenmesinin mümkün olabileceğini değerlendirdi.

Ancak bunun, yıllar öncesinden başlayan hazırlıkların yapıldığı ve birçok olumlu koşulun aynı anda sağlandığı bir senaryoda gerçekleşebileceğine dikkat çekti.

NEPAL’DE 600’DEN FAZLA KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Nepal’in Çin sınırına yakın Rasuwa bölgesi ve çevresinde 26 Ağustos’ta meydana gelen sel felaketinde 600’den fazla kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştı.

Kayıp kişilere ulaşılması amacıyla arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü bildirilmişti.

5,2 BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ HAREKETİN KAYNAĞI BUZUL ÇÖKMESİ ÇIKTI

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi, selden önce bölgede meydana gelen ve ilk olarak deprem olarak açıklanan sismik harekete ilişkin verilerini güncellemişti.

Merkez, 5,2 büyüklüğündeki hareketin kaynağının buzul çökmesi olduğunu duyurmuştu.

UZMANLAR ÇIĞIN SELİ TETİKLEDİĞİNİ BELİRTİYOR

Merkezi Katmandu’da bulunan Uluslararası Dağlık Kalkınma Merkezi’nde görevli uzmanlar da felaketin nedenine ilişkin değerlendirme yapmıştı.

Uzmanlar, bölgedeki dağlık alandan kopan buzul parçalarının tetiklediği çığın büyük sel felaketine yol açtığını belirtmişti.

METE DİRİCE

METE DİRİCE

İstanbul Ticaret Gazetesi – Genel Yayın Yönetmeni