Karbonu yönetemeyen finansmana ulaşamayacak

Otomotiv sektöründe gelecek dönemde finansmana ulaşmak ve kalıcı ihracat için çevreci üretim, karbon yönetimi ve yeşil dönüşüm şart olacak. Otomotivciler bu nedenle sürdürülebilirliğin artık bir tercih değil, rekabet edebilmek için de zorunluluk haline geldiğine dikkat çekiyor.

Giriş: 23.01.2026 - 09:35
Güncelleme: 23.01.2026 - 10:57
Karbonu yönetemeyen finansmana ulaşamayacak

Küresel otomotiv sektöründe hızlanan yeşil dönüşüm, üretimden ihracata, lojistikten satış sonrası hizmetlere kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Bu dönüşümün Türkiye açısından taşıdığı riskler ve fırsatlar, İstanbul Ticaret Odası’nda (İTO) düzenlenen ‘Otomotiv Sektöründe Sürdürülebilirlik ve Çevreci Yaklaşımlar Toplantısı’nda ele alındı. 


Toplantının açılış konuşmasını yapan İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Salih Sami Atılgan, sürdürülebilirliğin artık iyi niyet beyanı olmaktan çıktığını belirterek, “Bugün burada bir sektörü değil, ülkemizin üretim gücünü ve ihracat kapasitesini konuşmak üzere bir aradayız. Sürdürülebilirlik artık sadece çevre başlığı değil. Rekabet, ihracat, finansmana erişim ve ayakta kalabilme meselesi. Önümüzdeki 30 yılı belirleyecek bir dönüşüm süreciyle karşı karşıyayız” dedi. 


YAN SANAYİ BÜYÜK BİR SEKTÖR OLDU

Atılgan, dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 5’ini oluşturan otomotiv sektörünün, aynı zamanda yüksek katma değerli üretimin ana taşıyıcılarından biri olduğunu belirtti. Türkiye’nin otomotiv üretiminde Avrupa’da üst sıralarda yer aldığını vurgulayan Atılgan, yan sanayide 1–1.5 milyar dolarlık ihracat kapasitesine ulaşıldığını kaydetti.

Karbonu yönetemeyen finansmana ulaşamayacak

UÇTAN UCA DEĞİŞİM GEREKİYOR 

Karbon emisyonu ve yeşil dönüşümün ihracatın ön koşulu haline geldiğine dikkat çeken Dr. Salih Sami Atılgan, “Artık uluslararası pazarlarda ‘Bu ürün ne kadar emisyon üretiyor?’ sorusuna cevap veremeyen firmalar ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Beş araçtan biri elektrikli hale geldi. Türkiye’de de elektrikli araç satışları yüzde 17.7 paya ulaştı ve 500 bin adetlik satış gerçekleşti” diye konuştu. Sürdürülebilirliğin yalnızca elektrikli araç üretimiyle sınırlı olmadığının altını çizen Atılgan, lojistikten satış sonrası hizmetlere kadar uçtan uca bir dönüşüm gerektiğini ifade etti.


SADECE KARBON DEĞİL

Toplantının moderatörlüğünü üstlenen İTO Kara Taşıtları, Yedek Parçaları ve Ekipmanları Meslek Komitesi Başkanı Saim Aşçı da sürdürülebilirliğin dar bir çerçevede ele alınmasının büyük bir eksiklik olduğunu söyledi. Aşçı, “Sürdürülebilirlik yalnızca karbon meselesi değildir. Doğru malzeme kullanımı, sosyal çevre, insan ve etik boyutlarıyla ele alınmalı. Bugün dünyada zarar gören dört temel unsur var: Su, toprak, hava ve biyolojik çeşitlilik. Bunların tamamı ekonomik, sosyal ve ahlaki bir sorumluluk alanıdır” diye konuştu. Aşçı, zihinsel dönüşüm gerçekleşmeden atılan adımların kalıcı olmayacağını belirterek, küresel ölçekte karbon yükünün adil paylaşılmadığına da dikkat çekti.


SOSYAL PAYDAYA DİKKAT  

Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halit Keskin, kurumsal sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel değil, sosyal ve yönetişim boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Keskin, “Yeşil dönüşüm, bataryalar ve karbon emisyonuyla sınırlı değildir. Çalışanlar, şeffaf yönetim ve sosyal payda üretimi kurumsal sürdürülebilirliğin ayrılmaz parçasıdır. Çevresel, Sosyal, Yönetişim (ÇŞY) yaklaşımı, finansal performans kadar itibar yönetimini de belirleyen bir unsur haline geldi” dedi. 


Küresel otomotiv sektörünün elektrikli araçlar, döngüsel ekonomi ve karbon nötr hedefler doğrultusunda köklü bir dönüşüm geçirdiğini ifade eden Keskin, Çin’in elektrikli araç üretiminde liderliğe yükseldiğini, Avrupa Birliği’nin ise emisyon azaltımı konusunda sıkı düzenlemeler getirdiğini hatırlattı. Keskin, döngüsel ekonomi pazarının 2024’te 148.2 milyar dolara ulaştığını, 2034 hedefinin ise 397.3 milyar dolar olduğunu belirtti.

 Karbonu yönetemeyen finansmana ulaşamayacak

REGÜLASYONLAR VE TİCARET BASKISI

Otomotiv Satış Sonrası Ürün ve Hizmetler Derneği (OSS) Başkanı Ali Özçete, elektrikli araçlarda kısa vadeli teşviklerin talebi artırdığını, ancak orta vadede şarj altyapısı ve toplam sahip olma maliyetlerinin belirleyici olacağını söyledi. Özçete, Avrupa Birliği kaynaklı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, dijital ürün pasaportu ve batarya pasaportunun sektör açısından kritik önemde olduğunu vurgulayarak, “İhracatı korumaya çalışırken karbon ayak izini hesaplamıyorsak otomatik olarak sınıfta kalıyoruz” dedi. Türkiye’de 2025 yılında elektrikli otomobil satışlarının yüzde 82.3 artarak 191 bin 960 adede ulaştığını belirten Özçete, otomotivin küresel ticaret savaşlarının da merkezinde yer aldığını ifade etti. TOFAŞ Mobilite Çözümleri Direktörü Hasan Erdoğan ise “Artık sadece araç üretmiyoruz. Mobiliteyi bir hizmet olarak ele alıyoruz. Araçların kullanım süresini uzatan, paylaşımı artıran ve bağlantılı çözümler sunan bir modele yatırım yapıyoruz” diye konuştu.